ABD ve İran arasında hazırlanan mutabakat zaptı, İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenmesi öngörülen töreni beklemeden imzalandı. G7 Liderler Zirvesi için Fransa’da bulunan Donald Trump, mutabakat zaptını Versay Sarayı’nda onuruna verilen yemek sırasında atarken, o ana ait görüntüler Beyaz Saray’ın sosyal medya hesaplarından paylaşıldı.
İran tarafında anlaşmanın Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından imzalandığı duyuruldu. Arabulucu Pakistan’ın Cumhurbaşkanı Şahbaz Şerif de imzaların atıldığını açıkladıktan sonra Türkiye’ye rolü ve katkısı nedeniyle teşekkür etti.
Liderlerin imzasının ardından İsviçre’de bir tören yapılıp yapılmayacağı belirsizliğini korurken, ABD basını ortaya çıkan 14 maddelik mutabakat zaptının İran’ın çıkarlarını ön plana aldığı gerekçesiyle Trump yönetimini hedef tahtasına koydu.
Washington’ın savaş hedefleriyle uyumlu bulunmadı
Üzerinde mutabakata varılan maddelerin, başta Başkan Trump ve üst düzey Amerikalı yetkililer tarafından savaşın başından bu yana dile getirilen stratejik hedeflerden uzak olduğu yorumları yapılırken, "O zaman savaş neden yapıldı" sorusu ortaya çıktı.
Washington, İran’a 28 Şubat’ta başlattığı savaşa, ülkenin nükleer programını tamamen ortadan kaldırmak, balistik füze altyapısını yok etmek ve Hizbullah gibi bölgesel vekil güçlerin finansmanını sonsuza dek kesmek amacıyla başladı. Trump, Tahran’da bir rejim değişikliğinin olabilecek en iyi şey olduğunu söylemekten de geri durmadı.
Ancak ABD-İsrail için süreç beklendiği gibi ilerlemedi. Anlaşmanın hemen ardından Wall Street Journal’a konuşan Trump’ın, "Rejim değişikliği hiçbir zaman umurumda olmadı. Mevcut İran yönetimi, şu ana kadar muhatap olduğumuz en rasyonel grup" şeklindeki açıklaması, müttefikleri arasında şok etkisi yarattı.
Trump savaşa girerken İran’ın nükleer programının tamamen ortadan kalkacağını, uranyum zenginleştirmenin sıfırlanacağını ilan etmişti. Ancak mutabakat, İran’ın mevcut nükleer statüsünü koruyor. Uranyum stoklarının geleceği ise ucu açık müzakerelere bırakıldı. ABD’nin buradaki tek çıkarı, "İran nükleer silah geliştirmeyeceğini teyit eder" maddesi oldu; fakat bu ifade savaş öncesinde de Tahran’ın söylemiydi.
Füze programı ve vekil güçler masada kaldı
Başta İsrail olmak üzere bölgesel güvenliğin ana şartı olarak sunulan "İran’ın füze programının tasfiye edilmesi" hedefi, 14 maddelik metinde yer bulamadı. İran füze teknolojisini masada korudu. Öyle ki Trump son olarak bölgedeki diğer ülkelerin elinde balistik füzeler varken sadece İran’a "hayır" demenin adil olmayacağını bile söyledi.
Savaş, bölgedeki Hizbullah ve Husileri bitirme hedefiyle başlamasına rağmen tam tersi oldu. ABD, İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarını durduran bir ateşkese imza atmak zorunda kaldı.
Anlaşmanın masaya getirdiği başlıklar arasında İran’ın yeniden yapılanması için 300 milyar dolar fon taahhüdü de yer aldı. Nihai anlaşmanın parçası olarak BM ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı kaynaklı tüm ABD yaptırımlarının kaldırılacağı, İran’a ait dondurulmuş varlıkların serbest bırakılacağı belirtildi.
Anlaşma sürecinde ABD Hazine Bakanlığı’nın İran ham petrolü, petrol ürünleri, bankacılık, sigorta ve nakliye gibi alanları için muafiyetler tanıyacağı, Hürmüz’deki geçişlerin geleceği için İran ve Umman’ın müzakerede bulunacağı aktarıldı. Bu da Hürmüz’deki savaş öncesi statükonun İran lehine değişebileceği anlamına geliyor.
İran Meclis Başkanı Muhammed Kalibaf, kazanımları, "Savaşı biz kazandık. ABD ve İsrail’i yendik" sözleriyle ifade etti. Bu arada dün akşam CENTCOM’dan yapılan açıklamada Hürmüz Boğazı’ndaki ABD ablukasının kaldırıldığı haberi de imzalar sonrasında ABD’nin attığı ilk adım oldu.
İsrail anlaşmadan memnun değil
ABD-İran arasındaki mutabakat Washington-Tel Aviv arasında ipleri gerdi. Mutabakatta yer verilen Lübnan’daki saldırıların durdurulması maddesi İsrail’de rahatsızlık yarattı.
Anlaşmaya rağmen dün Lübnan’ın güneyindeki Kfar Tebnit kasabasına dron saldırısı düzenleyen İsrail ordusunun, Tel Aviv’den bölgede operasyonel hareket özgürlüğü talep ettiği, ABD ile de Lübnan’ın güneyindeki işgaline ilişkin kapsamlı görüşmeler gerçekleştirildiği iddia ediliyor.
İsrail Diaspora Bakanı Amichai Chikli de yaptığı açıklamada, Lübnan sınırındaki BM onaylı gayriresmi hat olan "Mavi Hat" gerisine çekilmenin "başarısızlık" olacağını, gerektiğinde ABD’ye "hayır" demeyi bildiklerini vurguladı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de ABD’ye yönelik İsrail’deki eleştirilere İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Maliye Bakanı Bezazel Smotrich’in isimlerini vererek "9 milyonluk ülkesiniz. Karşılaştığınız her ulusal güvenlik sorununu çözmek için sadece öldürerek bir çıkış yolu bulamazsınız" sözleriyle sert şekilde karşılık verdi. Vance ayrıca, "İsrail’deki tüm bu panik havasını tuhaf buluyorum çünkü bence bu, güvensizlikten kaynaklanıyor" dedi.