ABD'de Kasım ayında yapılacak ara seçimlere 100 gün kala, Amerikan ve İngiliz basını yarışın ana hatlarını çizen altı kritik göstergeye dikkat çekiyor. Başkan Donald Trump'ın 2029'da görevi bırakacak olmasına rağmen, onun iktidara gelmesini sağlayan 'Amerika Önce' politikası partisinin sınırlarını aşarak daha geniş bir tabana yayılıyor.
1. 'Amerika Önce' söylemi Demokratlar arasında yayılıyor
Axios'un haberine göre, Trump'ın İsrail ile birlikte İran'a karşı yürüttüğü savaşa tepki olarak, sayıları giderek artan bir grup Demokrat, 'Amerika Önce' söyleminin kendi versiyonunu benimsiyor. Bu durum, sloganı karmaşık hale getirirken, Demokratlara aynı dilden saldırma fırsatı veriyor.
Michigan'daki ilerici Senato adayı Abdul Sayed, "Ülkedeki en 'Amerika Önce'ci aday benim" iddiasında bulunurken, paranın yurtdışındaki savaşlara değil ABD içinde tutulması gerektiğini savundu. Beyaz Saray'a adaylığı düşünen Demokrat vekil Ro Khanna da yeni bir Orta Doğu savaşının bu kavrama uymadığını söyledi.
Alexandria Ocasio-Cortez, yurtdışındaki bombalara harcanan paranın ülke içindeki okullara aktarılabileceğini belirtirken, Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Amerika'nın canlanmasının 'pervasız dış savaşlara değil, konut, sağlık ve çocuk bakımına harcanan kamu parasıyla başlayacağını' ifade etti.
2. Seçim haritası Cumhuriyetçilere avantaj sağlıyor
Genel atmosfer Demokratlardan yana görünse de, seçim haritasının yapısı Cumhuriyetçilere üstünlük tanıyor. Axios'un analizine göre, Temsilciler Meclisi'nde ulusal eğilim Demokratlar lehine olsa da, seçim çevrelerinin dağılımı Cumhuriyetçilere can simidi oluyor. Senato'da ise yapısal avantaj daha belirgin: Demokratların çoğunluğu elde etmesi için 4 sandalye çevirmesi gerekiyor ve bunların en az ikisi muhafazakârların kalesi sayılan eyaletlerde.
Cumhuriyetçiler, 9 eyalette seçim bölgelerinin yeniden çizilmesinden medet umuyor; parti hesaplarına göre bu hamle onlara 6 ila 9 ek sandalye kazandırabilir.
3. Iowa ve Michigan kritik eyaletler olarak beliriyor
Axios, Temsilciler Meclisi için Iowa'yı kritik bir durak olarak işaretliyor. Enflasyon ve misilleme gümrük tarifelerinin burada tarımı vurduğu belirtilirken, Demokrat azınlık lideri Hakeem Jeffries'in çoğunluğa giden yolunun bu eyaletten geçtiği vurgulanıyor. Dört Cumhuriyetçi koltuğundan ikisini almak iyi bir sonuç, üçünü kazanmak ise büyük bir gece anlamına gelecek.
Senato'da ise Michigan'daki ön seçim yarışı öne çıkıyor. Haley Stevens ile Abdul Sayed arasındaki mücadele, Demokrat ön seçim sezonunun son büyük sınavı olarak görülüyor. Stevens büyük bir mali üstünlüğe sahip olsa da anketler başa baş seyrediyor.
4. Ekonomi ve İran savaşı seçmen terazisinde
Yaşam maliyeti, Demokratların elindeki en belirgin koz olarak öne çıkıyor. Enflasyon yavaşlasa da Trump'ın ilk iki yılında fiyatlar, özellikle benzin fiyatı yükseldi. Axios, galonu 4 dolara yaklaşan benzin ile halkta karşılığı olmayan İran savaşı arasındaki bağlantıyı Demokratlar için 'siyasi bir hediye' diye niteliyor.
Washington Post'un Iowa'dan aktardığına göre, Cumhuriyetçi seçmenler enflasyondan ve İran savaşından şikâyetçi. Trump'a üç kez oy vermiş bir seçmen, başkanın benzin, gıda, enerji ve savaştan kaçınma konusunda verdiği sözlerin tam tersini yaptığını, sandığa gitmeyebileceğini ya da Demokratlara oy verebileceğini söyledi.
5. Cumhuriyetçi tabanındaki soğuma endişe yaratıyor
Washington Post, anketörlerin ve Cumhuriyetçi grupların muhafazakâr tabandaki isteksizlik konusunda uyarıda bulunduğunu yazdı. 'Americans for Prosperity' örgütünün siyasi kolu, güvenilir Cumhuriyetçi seçmenlerin yaklaşık beşte birinin 'risk altında' olduğunu, bu kişilerin ya evde kalmayı ya da Demokratlara oy vermeyi düşündüğünü hesapladı.
Washington Post-Ipsos anketi, kesinlikle oy kullanacağını söyleyenler arasında Demokratları 10 puan önde gösteriyor. Senatör Ron Johnson partinin 'tabanını yeniden harekete geçirmesi' gerektiğini söylüyor.
6. Oy verme sürecine dair korkular büyüyor
Newsweek'e göre Senato'daki Demokratlar, yapay zekâ ile üretilmiş sahte kayıtlar veya Ulusal Muhafız birliklerinin oy verme merkezleri yakınında bulunması gibi seçimi aksatabilecek senaryoları kapalı oturumlarda masaya yatırdı. Uzmanlar, başkanın federal seçimleri iptal ya da erteleme yetkisi olmadığını vurguluyor.
Guardian gazetesi bu endişeleri üç ana başlıkta inceliyor:
- Posta ile oylama: Trump defalarca posta yoluyla oy kullanmayı kısıtlamaya çalıştı. Uzmanlar, yönetimin ABD Posta Servisi'ni kullanarak oy pusulalarının akışını kontrol edebileceğinden endişeli.
- Oy makineleri: Trump, elektronik oy makineleri hakkında şüphe uyandırıp Çin müdahalesi iddialarıyla ilişkilendirdi.
- 'Amerika'yı Kurtar' yasası: Kongre'de takılı kalan bu yasa, posta oylamasını kısıtlayacak ve eyaletleri seçmen kayıtlarını federal hükümete teslim etmeye zorlayacak. Aktivistler, bu kısıtlamaların özellikle siyahi, yerli, yaşlı ve öğrenci seçmenleri vuracağını belirtiyor.
Guardian, sürekli tekrarlanan sahtekarlık söyleminin ve 6 Ocak 2021 Kongre baskınının anısının, yetkilileri ve aktivistleri tetikte tuttuğunu ekliyor.