ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel İsa, Hizbullah’ın silahlarını teslim edip etmeyeceğine ilişkin kararın beklendiğini açıkladı. İsa, silah ve yetki kullanımında tek merciin Lübnan devleti olması gerektiğini söyledi.
İsa, perşembe günü Beyrut’un Verdun bölgesinde Dürzi topluluğuna ait merkezde Lübnan Dürzilerinin ruhani lideri Sami Ebi el-Mena ile görüştü. Taraflar, Lübnan’daki ve bölgedeki genel durumun yanı sıra siyasi ve güvenlik gelişmelerini değerlendirdi.
Washington’ın beklediği karar
Görüşmenin ardından konuşan İsa, Lübnanlıların Hizbullah’ın silahlarını teslim etmesi gerektiği konusunda ortak görüş taşıdığını belirtti. Ancak bu adımın nasıl uygulanacağı konusunda farklı yaklaşımlar bulunduğunu ifade etti.
İsa, "Tek mesaj, Hizbullah’ın silahlarını teslim etmesi ve yetkinin yalnızca devlete ait olmasıdır" dedi. Egemenlik ile savunma yetkisinin devlette toplanmasının Lübnan’ın diğer ülkelerle iletişim kurmasına ve yardım istemesine olanak sağlayacağını kaydetti.
Hizbullah’ın silahlarını bırakmayı reddetmesi durumunda Washington’ın atacağı adım sorulan İsa, "Bekliyoruz" yanıtını verdi. ABD’nin daha önce de Hizbullah’dan silahlarını teslim etmeye hazır olduğunu açıklamasını istediğini söyleyen İsa, böyle bir açıklamanın İsrail’in Lübnan topraklarından çekilmesi için baskı kurulmasını kolaylaştıracağını savundu.
İsa, ABD’nin bir buçuk yılı aşkın süredir Hizbullah’dan silahlarını teslim etmeye hazır olduğunu ilan etmesini talep ettiğini söyledi. Bu durumda İsrail’e de çekilme çağrısı yapılabileceğini belirten İsa, Hizbullah’ın silah bırakmayı reddeden tutumunun Washington açısından süreci zorlaştırdığını ifade etti.
İsrail’in güney Lübnan’daki saldırıları
İsa, güney Lübnan’da süren İsrail saldırılarına ilişkin Washington’ın İsrail ile görüştüğünü açıkladı. Saldırıları kabul edilemez olarak niteleyen İsa, ABD’nin bunların azaltılması için baskı yaptığını söyledi.
Lübnan makamlarına göre, 2 Mart 2026’dan bu yana devam eden İsrail saldırılarında 4 bin 350 kişi hayatını kaybetti, 12 bin 307 kişi yaralandı ve 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi.
Güney Lübnan’daki bazı bölgelerin İsrail’in kontrolünde bulunduğu, bu bölgelerin bir bölümünün onlarca yıldır, bir bölümünün ise 2023-2024 yıllarındaki savaşın ardından işgal edildiği belirtildi. İsrail’in saldırılar sürerken Lübnan topraklarındaki ilerlemesini genişlettiği aktarıldı.
Dürzi liderden uluslararası topluma çağrı
Sami Ebi el-Mena, Dürzilerin kimliğinin Arap ve İslami kökleriyle sabit ve güçlü olduğunu söyledi. Dürzilerin ulusal yaşama her yönüyle katıldığını, devletin ve toplumsal birlikteliğin kurulmasına ortak olduklarını belirtti.
Ebi el-Mena, Dürzi toplumunun birleştirici rolünü ve açıklık, diyalog ile birlikte yaşama yaklaşımını sürdürdüğünü ifade etti. Başta ABD olmak üzere uluslararası toplumdan Lübnan’ın toparlanmasına eşlik etmesini ve özellikle ülkenin egemenlik taleplerini desteklemesini istedi.
Suriye’nin güneyindeki Süveyda vilayetindeki gelişmelere de değinen Ebi el-Mena, yaşananları "planlı ve kanlı bir proje" olarak niteledi. Dürzi kimliğini ve bölgenin yapısını değiştirme girişimlerine karşı uyarıda bulunan Ebi el-Mena, benzer olayların tekrarlanmaması ve Dürzilerin yeniden bölgesel çekişmelerin bedelini ödememesi çağrısı yaptı.
Ebi el-Mena, güney Lübnan’da İsrail’in hakimiyet kurma, topraklarını parça parça genişletme ve yayılma planını sürdürdüğünü savundu. Barışın, uluslararası kararların yok sayılması, egemenliğin ihlal edilmesi ve toprak, hava sahası ile suların işgal edilmesiyle sağlanamayacağını söyledi.
ABD’nin istikrarın sağlanması için baskıcı ve kararlı bir rol üstlenmesini umduğunu belirten Ebi el-Mena, Lübnan ordusu ile güvenlik güçlerinin kapasitesinin artırılması gerektiğini ifade etti. Meşru güç kullanımının yalnızca devletin elinde ve ülkenin bütünlüğü çerçevesinde bulunması gerektiğini vurguladı.
Süveyda’daki çatışmalar
Süveyda’da Temmuz 2025’te bedevi aşiretlerle Dürzi gruplar arasında silahlı çatışmalar yaşandı. Çatışmalarda yüzlerce kişi hayatını kaybetti veya yaralandı; daha sonra taraflar ateşkes anlaşmasına vardı.
Hikmet el-Hecri’ye bağlı grupların ateşkesi birçok kez ihlal ederek askeri noktalara saldırdığı, hükümetin ise anlaşmaya uyduğu belirtildi. Hükümetin ayrılmak isteyenlerin tahliye edilmesini ve insani yardımların bölgeye girişini kolaylaştırdığı aktarıldı.