ABD’de Demokrat siyasetçilerin iklim değişikliği konusunu konuşma sıklığı belirgin biçimde azaldı. Daha önce krizin merkezinde gördükleri bu başlık, son dönemde konuşmalardan, sosyal medya paylaşımlarından ve podcastlerdeki açıklamalardan geri çekiliyor.
Bu değişimin en çok dikkat çeken istisnası Rhode Island Senatörü Sheldon Whitehouse oldu. Whitehouse, iklim değişikliğinin tehlikelerine karşı yıllardır kullandığı "Time to Wake Up" konuşmasını son on beş yılda 300’den fazla kez yaptı ve parti içindeki bazı isimleri "iklimi sessizleştirmekle" suçladı.
Seçim yenilgisi sonrası yön değişti
İklim konusundaki bu geri çekilişin hızlanmasında 2024 başkanlık seçimi etkili oldu. Donald Trump’ın eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris’i yedi salıncak eyaletin tamamında yenmesinin ardından Demokratlar, nerede hata yaptıklarını tartışmaya başladı.
Parti çevrelerinde öne çıkan yorumlardan biri, sosyal adalet ve çevre başlıklarına fazla odaklanıldığı, buna karşılık seçmenin günlük hayatındaki geçim sıkıntısının yeterince öne çıkarılmadığı yönünde oldu. Bu değerlendirme, iklim konuşmasının da zarar verdiği düşüncesini güçlendirdi.
Whitehouse: Sorun iklim değil, maliyetler
Whitehouse ise iklim değişikliğinin günlük yaşamdan ayrı bir mesele olmadığını savundu. Ona göre küresel ısınma, ailelerin sigorta primlerinden market faturalarına, elektrik giderlerinden sağlık harcamalarına kadar birçok kalemi yükseltiyor.
Senatör, Demokratların sorunları "oy peşinde koşarak" yüzeysel biçimde ele aldığını, bunun yerine siyasi mücadele vermesi gerektiğini söyledi. İklim mesajlarının uzun süredir kötü kurulduğunu kabul eden Whitehouse, buna rağmen fosil yakıt endüstrisi ve iklim inkârına karşı geri çekilmenin yanlış olacağını savundu.
"İklimden söz etmeyin" yaklaşımı yayılıyor
İklim söylemini azaltma fikri parti çevresinde de güç kazandı. Demokratlara yakın bir düşünce kuruluşu geçen yıl "İklim değişikliği demeyin" tavsiyesi verdi. New York Times’ta yayımlanan bir görüş yazısı da bu konuda sessiz kalmanın bazı durumlarda daha iyi olabileceğini öne sürdü.
Demokratik Ulusal Komite’nin 2024 seçimine ilişkin ön değerlendirme taslağında da iklim değişikliği ve yeşil enerjiye geçiş mesajlarının, geleneksel sektörlerde çalışan işçilerde iş kaybı kaygısı yarattığı görüşü yer aldı. Bu değerlendirme, parti içindeki tartışmayı daha da görünür kıldı.
Uzmanlar: Elinizde kesin kanıt yok
Kaliforniya Üniversitesi Santa Barbara’dan siyaset bilimi profesörü Matto Mildenberger, Demokratların şu anda iklimi konuşmamanın siyasi olarak akıllıca olduğu yönündeki görüşe fazla kapıldığını söyledi. Ancak ona göre, iklim konuşmanın seçimlerde Demokratlara zarar verdiğini gösteren güçlü bir kanıt bulunmuyor.
Mildenberger ve diğer uzmanlar, bazı araştırmaların ve anketlerin tam tersine küçük de olsa bir avantaj işaret ettiğini belirtiyor. Yine de iklim başlığı, seçmenlerin öncelikleri arasında oldukça alt sıralarda kalıyor; Yale Program on Climate Change Communication verilerine göre geçen yıl seçmenin önem sıralamasında 25 konu arasında 24’üncü sıradaydı.
Seçmenin önceliği geçim derdi oldu
Buna karşılık Demokrat seçmenlerin önemli bir bölümü artık demokrasi, yolsuzluk ve göçmenlere yaklaşım gibi başlıklara daha fazla önem veriyor. Bu nedenle iklimin kampanya dili içindeki ağırlığı geriledi.
Wyoming Üniversitesi’nden ekonomist Matt Burgess, iklim söyleminin tek başına kaybettiren bir başlık olduğu sonucuna varmanın yanlış olduğunu söyledi. Ona göre araştırmalar, iklim konusunun genel olarak Demokratlara küçük de olsa katkı sağladığını, Cumhuriyetçileri ise daha fazla zorladığını gösteriyor.
Anketler ve oy davranışı ne söylüyor?
Navigator Research’in seçim öncesi ve sonrası yaptığı 5 bin kişilik ankette, salıncak seçmenler arasında "ABD’nin iklim değişikliğiyle mücadele çabaları" Harris’i desteklemek için 21 puanlık bir gerekçe olarak öne çıktı. Buna karşın Trump, en güçlü desteği enflasyon, ekonomi ve göç başlıklarında aldı.
Navigator adına seçim sonrası anketi yöneten Bryan Bennett de sonucu sade biçimde özetledi: Trump’ın bu seçmenleri kazanması seçimi belirledi. Bennett’e göre Harris’in kaybı, iklimi birkaç kez anmasından değil, seçmenin asıl kaygılarında üstünlük kuramamasından kaynaklandı.
Harcama ve altyapı yatırımlarının etkisi sınırlı kaldı
Harris açısından başka bir zorluk da federal hükümetin altyapı ve üretim yatırımlarından seçmenin yeterince haberdar olmamasıydı. Center for American Progress’in ilçe bazlı analizine göre bu yatırımlar, Harris’in oy oranında çok küçük bir iyileşme ile ilişkilendirildi.
Yani mesele, iklim politikalarının seçmene zarar vermesinden çok, bu politikaların yeterince anlatılamaması olarak da okunuyor. Tartışma da tam bu noktada düğümleniyor: Demokratlar iklimden uzaklaştıkça mı güç kazanacak, yoksa uzun vadede önemli bir politik zemini mi kaybedecek?