Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 16 Eylül 2026'da yaptığı değerlendirmede Suudi Arabistan'a güneyden, kuzeyden ve Irak'ta konuşlu saldırganlar tarafından yönelen saldırıları kabul edilemez buldu. Fidan, tehdidin yalnızca Riyad'ın güvenliğiyle sınırlı kalmadığını; bölgesel istikrarı ve kritik altyapıyı da etkilediğini söyledi.

Güney hattındaki riskler Yemen'deki sorunla bağlantılı olarak ele alındı. Fidan, uzun süredir devam eden Yemen meselesine işaret ederek Suudi Arabistan'ın farklı yönlerden karşılaştığı saldırıların bölgesel güvenlik dengeleri üzerindeki etkisini öne çıkardı.
Kuzeyden gelen tehditler ise Irak'ta konuşlu grupların Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları çerçevesinde değerlendirildi. Böylece Riyad'ın yalnızca kendi sınırları içindeki saldırılarla değil, çevre ülkelerde faaliyet gösteren silahlı yapıların oluşturduğu daha geniş bir güvenlik baskısıyla karşı karşıya olduğu vurgulandı.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın kurumsallaşması
Fidan, bu yaklaşımın kamuoyunda Mekke İttifakı olarak anılan yapılanmanın ruhuyla uyumlu olduğunu belirtti ve Türkiye'nin de bu çizgide hareket ettiğini söyledi. Dışişleri Bakanlığının kullandığı resmi ad Mekke Ortak Savunma Anlaşması. Anlaşma, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki siyasi ve savunma işbirliğini kurumsallaştırmayı amaçlıyor.
Sürecin önemli aşamalarından biri 7 Ağustos 2026'da Mekke'de gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in katılımıyla anlaşma süreci gündeme geldi. Hakan Fidan, 8 Ağustos'taki değerlendirmesinde yapının kamuoyunda Mekke İttifakı adıyla bilindiğini ve üç ülke arasında ortak bir güvenlik yapılanmasının hedeflendiğini açıkladı.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında oluşturulan Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi, ilk toplantısını 31 Ağustos 2026'da İstanbul'da yaptı. Anlaşmanın imzalanmasından sonraki bu toplantı, kurumsal yapının oluşturulması yönündeki ilk resmi adım oldu. Yapılanmanın kapsamı askeri işbirliğiyle sınırlı tutulmazken bölgesel güvenlik, siyasi istişare ve ortak tehdit değerlendirmesi de başlıklar arasında yer alıyor.
Fidan'ın açıklaması, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki işbirliğinin Yemen, Irak ve bölgesel istikrar dosyalarıyla daha doğrudan ilişkilendirildiğini ortaya koydu. Suudi Arabistan'a farklı yönlerden yönelen tehditler, ülkenin güvenliğinin yanı sıra enerji ve diğer kritik altyapının korunması bakımından da bölgesel bir mesele olarak ele alındı.