İsrail’in, Başkan Donald Trump’ın İran’la yürüttüğü müzakere stratejisine ilişkin bilgi toplamak için ABD’li yetkilileri hedef alan istihbarat faaliyetlerini artırdığı öne sürüldü. Haberde, bu çalışmaların alışılmışın dışında agresif bulunduğu ve bazı yönleriyle ABD’nin diğer müttefiklerini bile aşan bir düzeye ulaştığı aktarıldı.
ABD’li yetkililer ile istihbarat değerlendirmelerine dayandırılan haberlere göre, İsrail istihbaratı Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff dahil olmak üzere üst düzey isimleri izlemeye yönelik çabalarını artırdı. Bu gelişme, Washington ile Tel Aviv arasında İran savaşı nedeniyle büyüyen anlaşmazlıkların gölgesinde gündeme geldi.
Pentagon’un değerlendirmesi yükseltildi
Başka bir haberde ise ABD Savunma Bakanlığı içinde İsrail’in casusluk faaliyetlerine yönelik endişenin arttığı bildirildi. Mevcut ve eski ABD’li yetkililere dayandırılan bilgilere göre Pentagon, İsrail’e ilişkin karşı istihbarat değerlendirmesini en yüksek tehdit seviyesine çıkardı.
Aynı haberde, Savunma İstihbarat Ajansı’nın da son haftalarda yeni bir inceleme yaptığı ve bu değerlendirmede İsrail kaynaklı istihbarat tehdidinin "kritik" olarak sınıflandırıldığı belirtildi. Bu adımın, iki başkent arasındaki görüş ayrılıklarının derinleştiği dönemde atıldığı kaydedildi.
Geçmiş gerilimler yeniden hatırlandı
Haberde, ABD ile İsrail arasındaki istihbarat geriliminin yeni olmadığı da vurgulandı. Bu çerçevede, eski ABD Donanması istihbarat analisti Jonathan Pollard’ın 1980’lerde İsrail’e çok gizli belgeler aktardığı gerekçesiyle mahkum edilmesinin ardından 30 yıl hapis yattığı hatırlatıldı.
Ayrıca ABD’nin de müttefikleri ve ortakları üzerinde istihbarat faaliyetleri yürüttüğüne dikkat çekildi. 2013’te eski istihbarat yüklenicisi Edward Snowden tarafından sızdırılan belgelerin, Alman Şansölyesi Angela Merkel dahil bazı liderlerin iletişimlerinin ABD kurumlarınca izlendiğini ortaya koyduğu ve bunun Berlin ile Washington arasında diplomatik gerilim yarattığı anımsatıldı.
İran ateşkesi sonrası diplomasi arayışı
Haberde, İran ile ABD arasında nisan ayının başında yürürlüğe giren ateşkesin ardından Trump’ın Tahran’la diplomatik bir anlaşma sağlamaya çalıştığı da belirtildi. Bu çabanın, İsrail ile ABD’nin 28 Şubat’ta başlattığı çatışmanın sona erdirilmesine dönük bir diplomasi arayışıyla bağlantılı olduğu ifade edildi.
İstihbarat faaliyetlerine ilişkin iddialar, Washington ile Tel Aviv arasındaki ilişkilere yeni bir baskı unsuru eklerken, İran dosyasındaki müzakere hattını da daha hassas bir noktaya taşıdı. İddialar doğruysa, mesele yalnızca güvenlik değil, iki ülkenin stratejik öncelikleri arasındaki farkı da görünür hale getiriyor.