Yunanistan’ın İsrail’den hava savunma teknolojisi almasını öngören 3,1 milyar avroluk anlaşma, ekonomik ve siyasi sonuçları bakımından tartışmaya açıldı. Anlaşmada orta ve uzun menzilli David’s Sling sisteminin tedarik edilmesi planlanıyor.
Değerlendirmede, anlaşmanın ABD’nin onayı olmadan yapılamayacağı ileri sürüldü. Buna gerekçe olarak, kullanılan teknolojinin üçüncü taraflara fikri mülkiyet aktarımında Washington’ın söz sahibi olması gösterildi.
Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ise anlaşmayı ülkeyi "yeni bir gerçekliğe" taşıyacak bir gelişme olarak nitelendirdi. Yazıda, devletlerin olası saldırılara karşı kendilerini savunma hakkı bulunduğu ve füze, savaş uçağı ile insansız hava araçlarına karşı korunmanın önem taşıdığı belirtildi.
Achilles Shield kapsamındaki anlaşma
İsrail’le yapılan anlaşma, daha önce başlatılan Achilles Shield hava savunma projesinin bir parçası olarak değerlendirildi. Projenin toplam bütçesinin 4,2 milyar avro olduğu, yeni anlaşmayla bu kaynağın önemli bir bölümünün İsrail’e aktarılacağı ifade edildi.
Finlandiya’nın David’s Sling sistemini 2027’den itibaren kullanmaya başlayacağı belirtildi. Değerlendirmede, Yunanistan ve Finlandiya’nın ardından başka NATO üyelerinin de İsrail üretimi hava savunma teknolojilerine yönelmesinin, İsrail’in kendisini barış sağlayan bir ortak olarak göstermesine hizmet edebileceği savunuldu.
Yazıda, NATO üyesi ülkelerin İsrail’den savunma teknolojisi almasının, Uluslararası Adalet Divanı’ndaki süreç devam ederken siyasi ve hukuki açıdan tartışmalı olduğu ileri sürüldü. Diğer ülkelerin de hava savunma sistemleri ürettiği hatırlatılarak NATO üyelerinin bu tür anlaşmaları yeniden değerlendirmesi gerektiği belirtildi.
Bölgesel ve siyasi eleştiriler
Değerlendirmeye göre İsrail’in Yunanistan’ı Achilles Shield projesine dahil etmesi bölgesel ve siyasi sonuçlar doğurabilir. İsrail’in Filistin’deki eylemleri nedeniyle uluslararası alanda yöneltilen ağır suçlamalar sürerken yapılan savunma anlaşmasının, kamuoyunun dikkatini başka yöne çekme amacı taşıyabileceği iddia edildi.
İsrail’in Lübnan’a yönelik eylemleri üzerinden bölgesel istikrarsızlığı artırdığı da savunuldu. Bu çerçevede anlaşmanın, Avrupa ve NATO ülkeleri arasındaki görüş ayrılıklarını derinleştirebilecek bir politikanın parçası olduğu öne sürüldü.
Ekonomik pay tartışması
3,1 milyar avroluk yatırımın yalnızca yüzde 25’inin, Yunan şirketlerinin üretime dahil edilmesi yoluyla Yunanistan ekonomisine döneceği ileri sürüldü. Bu nedenle anlaşmanın Yunanistan açısından tam anlamıyla karşılıklı kazanç sağlayan bir model olmadığı savunuldu.
Yazıda, Yunanistan’ın tartışmalı tehdit algıları yerine ülke içinde istihdam yaratmaya odaklanmasının daha uygun olabileceği görüşü aktarıldı. Ayrıca geçen yıl 740 milyon dolar karşılığında 36 İsrail üretimi roket topçu sistemi alınmasına ilişkin anlaşmanın da yeni savunma ortaklığıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Metnin son bölümünde, İsrail’in Yunanistan’a teknoloji ihraç ederek Türkiye’ye yönelik kamuoyu algısını etkilemeye çalışıyor olabileceği iddia edildi. Bu değerlendirme herhangi bir bağımsız doğrulama veya resmi açıklamayla desteklenmedi.