Marianne Rosenberg, babası Alexandre Rosenberg ile İtalyan sanatçı Giacomo Manzù arasındaki onlarca yıllık bağı merkeze alan bir sergiyi New York’ta açtı. Giacomo Manzù: The Artist and his Dealer adlı sergi, heykelleri, kâğıt üzerindeki işleri ve arşiv mektuplarını bir araya getiriyor.
Rosenberg, sanat dünyasının içine doğduğunu ve ailesinin kuşaklar boyunca galericilik yaptığını anlatıyor. Büyük büyükbabası Alexandre Rosenberg, 19. Yüzyılın sonlarında Paris’te önemli bir sanat figürü olarak öne çıkarken, babası Paul Rosenberg de 20. Yüzyıl sanat piyasasının en etkili isimlerinden biri haline geldi.
Aile, 1940’ta Nazi işgali altındaki Fransa’dan kaçmak zorunda kaldı. Marianne Rosenberg, o dönemde yalnızca sanat eserlerinin değil, ev eşyaları, kitaplar ve arşiv malzemeleri gibi pek çok şeyin de kaybedildiğini söylüyor. Paul Rosenberg daha sonra New York’ta galerisini yeniden kurdu ve oğlu Alexandre P. Rosenberg 1946’da aile işine katıldı.
Alexandre Rosenberg, kariyeri boyunca Giacomo Manzù ile yakın bir ilişki kurdu. Bronz heykelleri ve kabartmalarıyla tanınan Manzù, özellikle Vatikan’daki Aziz Petrus Bazilikası için yaptığı Door of Death çalışmasıyla biliniyor. Alexandre’ın ölümünün ardından 1987’de Paul Rosenberg & Co. Kapandı.
Marianne Rosenberg ise önce uluslararası havacılık finans hukuku alanında avukat olarak çalıştı. 2015’te kendi galerisi Rosenberg & Co’yu kurarak aile geleneğini sanat alanında sürdürdü.
Rosenberg ailesi, Nazi döneminde kaybolan eserlerin izini de yıllardır takip ediyor. Marianne Rosenberg, büyükbabası Paul’un galeriye giren her eserin envanter numarasını, ölçülerini ve küçük bir fotoğrafını bile kayda geçirdiğini söylüyor. Ailenin kısa süre önce Camille Pissarro’ya ait bir tablonun iadesini sağladığı, ancak hâlâ 50’den fazla eserin kayıp olduğu tahmin ediliyor.
Bu kayıtların önemli bir bölümü bugün Museum of Modern Art’taki Paul Rosenberg Archives içinde yer alıyor. Arşiv, 20. Yüzyılın ilk yarısındaki sanat dünyasının işleyişine ve Paul Rosenberg’in çalıştığı ünlü isimlerle kurduğu ilişkilere ışık tutuyor.
Yeni sergi, Marianne Rosenberg’in yalnızca aile mirasını değil, babasının hatırasını da yeniden görünür kılma çabasının bir parçası olarak öne çıkıyor. Sergi, Alexandre Rosenberg ile Manzù arasındaki güvene dayalı ilişkiyi anlatan mektupları da içeriyor.
Marianne Rosenberg, çocukken her yaz Manzù ve ailesini ziyaret ettiklerini, kendi yaşıtındaki Giulia ile dil engeline rağmen yakın arkadaşlık kurduklarını anlatıyor. Yıllar sonra ailelerin yeniden bağlantı kurması ise Manzù Vakfı’ndan istenen bir orijinallik belgesi üzerinden gerçekleşti.
Sergide yer alan önemli eserler arasında Standing Cardinal ve Cestino bulunuyor. Manzù’nun dinî figürleri çoğu zaman ağırbaşlı ama mesafeli bir dille işlediği, Papa XXIII. John’un da sanatçının hayranları arasında yer aldığı belirtiliyor.
Marianne Rosenberg’e göre serginin en güçlü yanı ise arşiv malzemeleri. Manzù ile Alexandre arasında gidip gelen mektuplar, ilişkilerinin yalnızca ticari değil, karşılıklı saygıya dayalı olduğunu gösteriyor.