Milli İstihbarat Akademisi'nin yayımladığı analize göre Almanya'da aşırı sağcı AfD'nin yükselişi, liberal demokrasideki aşınmanın “sebebi değil sonucu”. Akademi'den Baki Laleoğlu'nun hazırladığı “Almanya'da Aşırı Sağ: Liberal Demokrasinin Temsil Krizi” başlıklı çalışma, Almanya'daki siyasi dönüşümü Batı dünyasında derinleşen yapısal krizlerin somut yansıması olarak ele alıyor.
Analize göre AfD, açık ırkçı sembollerden kısmen kaçınıp popülist ve sistem karşıtı bir söylem benimseyerek geniş ve heterojen bir seçmen tabanına ulaştı. Partiye verilen desteğin işsizlik ve gelir eşitsizliğinden çok göreli statü kaybı algısıyla bağlantılı olduğu belirtildi.
Analizde üç senaryo öne çıkarıldı: popülist ve aşırı sağ siyasetin olağanlaşması, merkez sağın merkezden uzaklaşarak aşırı söylemi meşrulaştırması ve uzun vadeli kapsayıcı politikalarla demokratik direncin güçlendirilmesi. Sorunun yalnızca hukuki önlemlerle çözülemeyeceği vurgulandı.
Çalışmada AfD'nin Türkiye'yi kültürel olarak Avrupalı saymazken “önemli bir stratejik ve ekonomik ortak” olarak tanımlamasına da dikkat çekildi.