Donald Trump, kasım ayındaki ara seçimler yaklaşırken Cumhuriyetçi önseçimlerini parti içindeki muhaliflerine karşı bir baskı aracına çevirdi. Haberde, Trump’ın kendisine kişisel olarak yeterince sadık bulmadığı isimleri hedef aldığı ve bu stratejinin yalnızca yasama gündemini değil, Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’deki çoğunluğunu da tehlikeye atabileceği aktarılıyor.
Trump, başarısız yeniden seçilme girişiminden sonra Beyaz Saray’a dönen ilk Cumhuriyetçi olarak partide benzeri görülmemiş bir kontrol kurdu. 2015’te Cumhuriyetçi adaylık için yarışacağını açıkladığında birçok siyasetçi bunu ciddiye almadı; ancak art arda gelen önseçim zaferleriyle parti içindeki denge tamamen değişti.
Partinin eski çizgisini savunan ya da Trump’a açıkça karşı çıkan birçok isim zamanla kenara itildi. Eski Florida Valisi Jeb Bush ve Senatör Mitt Romney siyasal kariyerlerini fiilen noktalarken, Liz Cheney gibi az sayıda isim açık muhalefeti sürdürdü. Cheney, 2022’de Trump destekli Harriet Hageman’a karşı önseçimi kaybetti.
Trump’ın ilk yardımcısı olarak görev yapan Mike Pence de 2020 seçim sonuçlarının tescilini engellemeyi reddettikten sonra partide dışlanan isimlerden biri oldu. Pence’in 2024 Cumhuriyetçi önseçimlerinde Trump’a rakip olma girişimi de başarısızlıkla sonuçlandı.
Partide sadakat ideolojinin önüne geçti
Haberde, Cumhuriyetçi Parti’nin bugün artık Reagan döneminin muhafazakâr çizgisinden çok, lidere sadakat üzerinden tanımlanan sağ popülist bir yapıya dönüştüğü vurgulanıyor. Buna göre parti içinde öne çıkmak, Trump’ın değişebilen pozisyonlarına hızla uyum sağlamayı gerektiriyor.
Bu dönüşümün herkesi aynı ölçüde ikna etmediği de belirtiliyor. Bazı MAGA seçmenlerinin, Trump’ın vaatlerinden uzaklaştığını düşünmeye başladığı aktarılıyor.
Metinde, Joe Biden dönemindeki yüksek enflasyonun ardından Trump’ın gümrük tarifelerinin ve dış politika adımlarının fiyat baskısını artırdığı ifade ediliyor. Venezuela lideri Nicolás Maduro’yu kaçırmaya yönelik operasyon ve İran’a yönelik kapsamlı saldırı kararının da bu tabloyu ağırlaştırdığı, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından ABD’de yakıt fiyatlarının yükseldiği yazılıyor.
Haberde Epstein dosyaları da Trump ile taban arasındaki gerilimin önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Merhum finansçı Jeffrey Epstein’ın ceza davasına ilişkin dosyaların yayımlanmasının önce Trump yönetimi tarafından engellendiği, ancak Demokratlar ile bazı MAGA isimlerinin ortak tutumuyla bunun sağlandığı aktarılıyor.
Greene, Massie ve Tillis hattında sert önseçim savaşı
Trump çizgisinden uzaklaştığı görülen ilk isimlerden biri Georgia Temsilcisi Marjorie Taylor Greene oldu. Haberde Greene’in Epstein dosyalarının yayımlanmasını savunduğu, yükselen sağlık giderleri konusunda Trump yönetimini eleştirdiği ve bu nedenle Trump tarafından "hain" ilan edilerek rakibine destek sözü verildiği belirtiliyor.
Greene, seçimleri beklemeden Ocak 2026’da Temsilciler Meclisi’nden ayrıldı. Metinde, yaşadığı çatışmanın ardından ölüm tehditleri aldığı ve Greene’e göre Trump’ın özel mesajlarında bu tehditleri hak ettiğini söylediği de aktarılıyor.
Indiana’dan Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie de Trump’ın hedef aldığı isimler arasında yer aldı. Epstein dosyalarının yayımlanmasını isteyen yasa teklifini hazırlayan Massie, Trump’ın vergi indirimleriyle artacak borca karşı çıktığı için "One Big Beautiful Bill" oylamasında başkana karşı oy kullanan iki Cumhuriyetçiden biri oldu.
Massie ayrıca Trump’ın Venezuela ve İran’a yönelik dış politikasını eleştirdi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya fazla alan açmakla suçladı. Trump ise onu "tarihin en kötü kongre üyesi", "aptal" ve "pislik" sözleriyle hedef alarak partiden uzaklaştırılması çağrısı yaptı.
Trump’ın destek verdiği önseçim rakibi, emekli Donanma özel kuvvetler kaptanı Ed Gallrein oldu. Haberde Gallrein’in neredeyse hiç kampanya yürütmemesine, hiçbir tartışmaya katılmamasına ve basınla çok sınırlı temas kurmasına rağmen yaklaşık yüzde 10 farkla Massie’yi yendiği belirtiliyor.
Bu yarışın, Kongre önseçimleri tarihindeki en pahalı mücadeleye dönüştüğü, 34 milyon dolarlık harcamanın yaklaşık 20 milyon dolarının Massie aleyhindeki reklamlara gittiği kaydediliyor. Trump destekçilerinin yanı sıra İsrail yanlısı grupların da Gallrein’e olağanüstü finansman sağladığı ifade ediliyor.
Benzer bir tablo Kuzey Carolina Senatörü Thom Tillis için de yaşandı. Medicaid kesintilerinin eyalette 600 binden fazla kişiyi sağlık sigortasız bırakabileceğini söyleyen Tillis, One Big Beautiful Bill’e destek vermeyi reddetti.
Trump, Tillis’i "konuşup şikâyet eden biri" olarak nitelendirdi ve rakip çıkarma tehdidinde bulundu. Tillis ise yeniden aday olmamaya karar verdi.
Demokratların bu koltuk için eski Kuzey Carolina Valisi Roy Cooper’ı öne çıkardığı, Cumhuriyetçilerin ise Trump’ın teşvikiyle eski Cumhuriyetçi Ulusal Komite Başkanı Michael Whatley’i aday gösterdiği yazılıyor. Ancak anketler Cooper’ın Whatley karşısında rahat önde olduğunu gösteriyor ve bu durum Cumhuriyetçiler için yeni bir koltuk kaybı ihtimalini büyütüyor.
Trump, sadakatsiz gördüğü isimleri tasfiye ediyor
Habere göre Trump’ın son dönemdeki önseçim stratejisi, partide kendisine açıkça itiraz edenlerin ya partiden uzaklaşmasına ya da güçlü ve iyi finanse edilen rakiplerle ağır bir önseçim savaşına girmesine yol açıyor. Greene, Massie ve Tillis örnekleri, bu baskının yalnızca bireysel siyasetçileri değil, Cumhuriyetçi Parti’nin genel seçim hesaplarını da etkileyebileceğini gösteriyor.
Metin, Trump’ın parti üzerindeki hâkimiyetinin ideolojik bir liderlikten çok kişisel sadakat ilişkisine dayandığını, bunun da Cumhuriyetçiler için ara seçimler öncesi ciddi bir risk oluşturduğunu ortaya koyuyor.