Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında Ankara'da gerçekleştirilen Savunma Sanayii Forumu'nda önemli açıklamalarda bulundu. Görgün, forumun NATO'nun gelecekteki caydırıcılık mimarisi için merkezi bir öneme sahip olduğunu vurguladı.
2026 NATO Savunma Sanayii Forumu'nda, üye ülkelerle birlikte geliştirilecek beş ana alanda anlaşmalar imzalandı. Bu alanlar Vurucu Güç Kabiliyetleri, Bütünleşik Hava ve Füze Savunma Sistemleri, Uzay ve Gözetleme Kabiliyetleri, Savunma Sanayii İçin Kritik Ham Maddeler ve NATO'nun İnsansız Hava Aracı Üstünlüğü olarak sıralandı.
Haluk Görgün, "ASELSAN, ROKETSAN, STM ve TÜBİTAK'ın yüklenicileri arasında yer alacağı bu projeler önümüzdeki yıllarda İttifak'ın caydırıcılık mimarisinin omurgasını oluşturacak" dedi.
Forumun açılış konuşmasını yapan Görgün, etkinliğin bu yılki zirvenin "merkez parçası" olduğunu ifade etti. Bunun, müttefiklerin savunma sanayisinin stratejik önemini daha iyi kavramasından kaynaklandığını belirtti. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin konuyu önceliklendirmesinin foruma özel bir anlam kattığını söyledi.
Görgün, "Bu forumu gerçekten eşsiz kılan bir diğer unsur da Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde savunma sanayisinde benzeri görülmemiş bir büyüme sergileyen Türkiye'de gerçekleştiriliyor olmasıdır" şeklinde konuştu.
Katılımcılara, sergilenen kabiliyetleri incelemeleri çağrısında bulunan Görgün, özellikle KIZILELMA'nın yakından görülmesini tavsiye etti.
NATO'nun Endüstriyel Genişleme Taahhüdü
Haluk Görgün, NATO'nun savunma üretim kapasitesini artırma yönündeki kararlarına değindi. Vilnius Zirvesi'nde Savunma Üretim Eylem Planı'nın, Washington Zirvesi'nde ise Endüstriyel Kapasiteyi Genişletme Taahhüdü'nün açıklandığını hatırlattı. Lahey Zirvesi'nde savunma harcamalarına gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5'inin ayrılması taahhüdünün, ittifakın endüstriyel genişleme konusundaki mutabakatını gösterdiğini kaydetti.
"Geçen üç yıllık süreç boyunca dünyanın neredeyse her bölgesindeki ciddi kırılmalar, savaşlar ve güvenlik tehditleri savunma mimarisini baştan yazdı" diyen Görgün, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kesin olan, çok az zamanımızın bulunduğu, endüstriyel kapasitemizi güçlendirmemiz gerektiği ve hiçbir ülkenin bu yükü tek başına omuzlayamayacağıdır."
Mark Rutte'nin vurgularına atıfta bulunan Görgün, bu hedeflere ancak birlikte hareket edilerek ulaşılabileceğini söyledi. "Türk savunma sanayisi olarak, NATO'nun ihtiyaç duyduğu endüstriyel dönüşümün itici güçlerinden biri olmaya hazırız" ifadesini kullandı.
ABD ve Avrupalı Müttefiklerle Mevcut İş Birlikleri
Görgün, Türk savunma sanayisinin forumun temaları arasında yer alan alanlarda yüksek olgunlukta çözümler sunduğunu belirtti. "Silahlı insansız hava araçları, derin vuruş, uzay teknolojileri, hava savunma ve dron tehditleriyle mücadele başta olmak üzere alanlarında yüksek olgunlukta çözümlerimiz var. NATO güçleri halihazırda ürünlerimizi sahada başarıyla kullanıyor" dedi.
İspanya ile modern jet eğitim uçağı alanındaki iş birliğine, Polonya'daki elektronik harp ve sınır güvenliği altyapısına yönelik ortaklığa değindi. Romanya, Macaristan ve Estonya'nın kara ve deniz envanterlerini güçlendirmeye dönük çalışmaları ve Polonya'daki Bayraktar TB2 filosunun dayanıklılığını artırma faaliyetlerini örnek gösterdi.
"Bu kabiliyetleri NATO şemsiyesi altındaki yeni girişimlere de taşımak istiyoruz" diyen Görgün, bu tür iş birliklerine stratejik bir perspektiften yaklaştıklarını söyledi. Çok Alanlı Harekat ve İnovasyon Sürekliliği gibi etkinliklere ev sahipliği yapmalarının ve NATO'daki tüm çalışma platformlarına teknik destek sunmalarının arkasındaki motivasyonun bu olduğunu ekledi.
Haluk Görgün, forumun NATO'nun ilerlemesine katkı sağlamasını dileyerek, katılımcıları Türk Havacılık Uzay Sanayii tesislerindeki resepsiyona davet etti.