ABD Dışişleri Bakanlığı, İran, Rusya ve Çin’i antisemitik söylemleri, tehditleri ve saldırıları dış politika aracı olarak kullanmakla suçlayan gizli bir raporu Kongre’ye sundu. 26 Mayıs 2026 tarihli rapor, bu üç ülke ile bağlantılı devlet dışı unsurların Yahudi kurumları, anma alanlarını ve dini sembolleri hedef alan kampanyalar yürüttüğünü öne sürdü.
Raporda, antisemitik semboller, duvar yazıları, tehditler ve çevrim içi propaganda kullanımının hem fiziksel hem dijital alanda organize biçimde sürdürüldüğü belirtildi. Bu girişimlerin amacının korku yaratmak, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmek ve kamu güvenini zedelemek olduğu ifade edildi.
İran'a yönelik suçlamalar raporun merkezinde
Belgede, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı ağların sosyal medya botlarıyla antisemitik anlatıları büyüttüğü ileri sürüldü. Bu ağların Batılı kitleleri hedefleyen daha geniş bir etki operasyonunun parçası olarak çalıştığı kaydedildi.
Rapor ayrıca, İran bağlantılı bir plan kapsamında Azerbaycan’da bir hahamı öldürmeye yönelik girişimden söz etti. Bu bölüm, suçlamaların yalnızca dijital propaganda ile sınırlı olmadığını, doğrudan fiziksel tehdit iddialarını da içerdiğini gösterdi.
İran’a ilişkin bulgular, ABD’de son dönemde yürüyen başka soruşturmalarla da aynı döneme denk geldi. ABD Adalet Bakanlığı’nın, İran destekli Kataib Hezbollah’ın komutanı Muhammed Bakır Saad Davud el-Saadi’yi ABD, Kanada ve Avrupa’daki Yahudi hedeflerine saldırı planlamakla suçladığı bilgisi raporda yer aldı.
Bölgede ve dünyada antisemitik vakalarda da artış olduğu belirtildi. Kayıt altına alınan olayların neredeyse yarısının savaşla doğrudan bağlantılı olduğu, tehditler, şiddet ve Yahudi topluluklarını çatışmadan sorumlu tutan komplo teorilerinin öne çıktığı aktarıldı.
Çinli diplomatın paylaşımı da rapora girdi
Raporun Çin bölümünde, Osaka’daki Çin Başkonsolosu’nun İsrail’i Nazi Almanyası ile karşılaştıran bir sosyal medya paylaşımı yaptığı ifade edildi. Söz konusu paylaşımın hem ağır tepki çektiği hem de daha sonra silindiği belirtildi.
Belgede bu olayın, Washington’ın antisemitizmle mücadele çerçevesini geleneksel İran ve Rusya odağının ötesine taşıdığına işaret edildi. Çin’in, diplomatik baskı aracı olarak kışkırtıcı tarihsel benzetmelere başvurduğu yönündeki kaygıların arttığı kaydedildi.
Raporda Rusya için de propaganda harcamalarına dair rakamlar verildi. Buna göre Moskova’nın 2026’da propaganda faaliyetleri için 1,77 milyar dolar bütçe ayırdığı, Çin’in yıllık yaklaşık 10 milyar dolar, İran’ın ise yaklaşık 600 milyon dolar harcadığı değerlendirildi.
Belge kamuoyuna açıklanmadı ve yalnızca Kongre’ye iletildi. ABD Dışişleri Sözcüsü, içeriğe ilişkin yorum yapmaktan kaçındı; Çin, Rusya ve Washington’daki İran temsilciliğinden gelen yorum taleplerine ise yanıt verilmedi.
Raporun sızması, antisemitik saldırıları tekil aşırılık olayları olarak değil, yabancı devlet bağlantılı bir etki ve baskı sorunu olarak ele alma yönündeki baskıyı artırabilir. ABD’de Cumhuriyetçi ve Demokrat milletvekillerinin son aylarda yabancı etki operasyonlarına karşı inceleme, oturum ve yasa çalışmalarını genişlettiği belirtiliyor.