ABD, Hürmüz Boğazı üzerinden geçen ticari gemileri hedef aldığı öne sürülen birkaç İran dronunu düşürdüğünü açıkladı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, saldırı dronlarının tamamının engellendiğini ve boğazdaki deniz trafiğinin aksamadığını bildirdi.
Gelişme, Washington ile Tahran arasında aylarca süren bölgesel gerilim ve Nisan ayında varılan kırılgan ateşkesin ardından yürütülen müzakerelerin en hassas dönemine denk geldi. Taraflar, olası bir anlaşmanın şimdiye kadar ulaşılan en ileri aşamada olduğunu söylüyor.
Müzakerelerde son aşama vurgusu
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, anlaşmanın tamamlanmaya her zamankinden daha yakın olduğunu söyledi. Arakçi, sosyal medya paylaşımında metin tamamlanana kadar spekülasyondan kaçınılması çağrısında bulundu.
Arakçi’nin sözleri daha sonra ABD Başkanı Donald Trump tarafından Truth Social’da yeniden paylaşıldı. Bu adım, iki taraf arasındaki gerilime rağmen diplomatik kanalın açık kaldığı yorumlarını güçlendirdi.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de görüşmecilerin barış anlaşmasının son mutabık kalınan metnine ulaştığını açıkladı. Şerif, İslamabad’ın Washington ve Tahran ile kalan usul adımları için yakın temas halinde olduğunu ve barışın hiç olmadığı kadar yakın olduğunu söyledi.
Tarafların anlaşmayı farklı anlatması
Buna karşın anlaşmanın içeriğine dair kamuoyuna yansıyan açıklamalar arasında belirgin farklar bulunuyor. Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, İran’ın performansa dayalı bir çerçeveyi kabul ettiğini ve yaptırım hafifletmesi ya da ekonomik fayda görmeden önce önemli tavizler vermek zorunda kalacağını söyledi.
Bu çerçeveye göre İran’ın nükleer programını dağıtması, nükleer materyallerini imha edip kaldırması, Hürmüz Boğazı’nı açık tutması ve terör gruplarına desteği sonlandırması gerekiyor. Yetkili, bu taahhütler yerine getirilmeden hiçbir İran fonunun serbest bırakılmayacağını belirtti.
ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance de Tahran’ın yalnızca anlaşma imzaladığı için hemen nakit alacağı yönündeki haberleri reddetti. Vance, ekonomik faydaların yalnızca anlaşmaya doğrulanmış uyumun ardından geleceğini söyledi.
Tahran’ın aktardığı başlıklar
İranlı yetkililer ise anlaşmanın temel maddelerini farklı biçimde anlattı. Arakçi, İran devlet televizyonuna verdiği röportajda anlaşmanın İran limanlarına uygulanan ABD deniz ablukasının kaldırılmasını içerdiğini ve Hürmüz Boğazı’nın gelecekteki yönetimini de kapsadığını söyledi.
Arakçi ayrıca zenginleştirilmiş uranyumla ilgili herhangi bir kararın, materyalin İran’da kalmasını içereceğini savundu. Dondurulmuş İran varlıklarının da görüşmelerin parçası olduğunu belirten Arakçi, bu fonların bir noktada serbest bırakılacağını ve savaş hasarlarını telafi etmek için yeniden inşa planlarının bulunduğunu ifade etti.
İran Dışişleri Bakanı, son aşamanın başarıyla tamamlanması halinde anlaşmanın birkaç gün içinde uzaktan imzalanabileceğini de söyledi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise tarafların masadaki konuların çoğunda uzlaşmaya vardığını açıkladı.
Trump günler içinde imza olabileceğini söyledi
Trump, kapsamlı bir anlaşmanın gelecek haftanın ortasında ya da pazartesi günü imzalanabileceğini söyledi. ABD Başkanı, Arakçi’nin son açıklamalarını "çok olumlu" olarak nitelendirdi ancak İran devlet medyasında yer alan ve müzakerelerin içeriğini yanlış aktardığını söylediği haberlerin düzeltilmesini istedi.
Trump daha önce İranlı yetkilileri kötü niyetle müzakere etmekle suçlamış, sızdırılan bazı değerlendirmelerin görüşmelerde konuşulan yazılı şartları yansıtmadığını öne sürmüştü. Buna rağmen son açıklamalar, anlaşmanın sonuca yaklaşmış olabileceği beklentisini canlı tuttu.
İmzalama yeri gündemde
İsviçre Dışişleri Bakanlığı, hem Tahran hem Washington ile temas halinde olduğunu ve taraflar isterse anlaşma için İsviçre’nin olası bir imza yeri olabileceğini bildirdi. Arakçi ise nihai mutabakatın muhtemelen uzaktan imzalanacağını ima etti.
Diplomatik iyimserlik artsa da tarafların anlaşmayı kamuoyu önünde farklı çerçevelerde anlatması, karşılıklı güvensizliğin sürdüğünü gösteriyor. Nükleer program, yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş varlıklar ve Hürmüz Boğazı’nın yönetimi, Ortadoğu’nun son yıllardaki en kritik diplomatik dosyalarından biri olmaya devam ediyor.