ABD ve İran karşılıklı sert askeri tehditlerde bulunurken, Washington'un İran ile bir çözüm bulmaya bağlı olduğunu ve teknik görüşmelerin devam ettiğini açıkladı. Bölgesel arabulucular ise iki ülke arasındaki gerilimi düşürmek ve yeni bir askeri tırmanışı önlemek için yoğun çaba harcıyor.
Katar ve Pakistan başta olmak üzere bölgesel arabulucular, ABD ile İran arasındaki tansiyonu düşürmeye ve nükleer anlaşma müzakerelerini canlandırmaya çalışıyor.
Diplomatik temasların ayrıntılarına ilişkin kaynaklar, geçen çarşamba günü Katarlı, Pakistanlı, Mısırlı, Suudi ve Türk yetkililerin ABD'li ve İranlı muhataplarıyla önce durumu sakinleştirmek, ardından teknik ekipler arasında yeni bir müzakere turu için tarih belirlemek amacıyla çok sayıda telefon görüşmesi yaptığını aktardı.
Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Umman Dışişleri Bakanı Bedr el Busaidi ile görüştü. Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile de telefon diplomasisi yürüttü.
Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, görüşmelerde Katar'ın tırmanışı kontrol altına almaya yönelik tüm girişimlere desteğini yineledi ve bölgede güvenlik ile istikrarı pekiştirecek, sürdürülebilir barışı sağlayacak kapsamlı bir anlaşmaya varılması çağrısında bulundu.
ABD, Başkan Donald Trump'ın İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki gemilere yönelik son saldırılarının ateşkesin sonu anlamına geldiğini söylemesinin ve saldırılar durmazsa çatışmayı tırmandırma tehdidinin hemen ardından İran'a yeni hava saldırıları düzenledi. İran ise ABD'nin müttefikleri Kuveyt ve Bahreyn'i hedef alarak karşılık verdi ve ABD'yi tek nükleer enerji santraline yakın bir bölgeyi vurmakla suçladı.
Trump'ın bir yandan peş peşe askeri saldırılara onay verirken diğer yandan bunun topyekün savaşa dönüş anlamına gelmediğinde ısrar etmesi, sonrasında ne olacağına dair belirsizliği artırıyor.
CNN'e konuşan ABD'li bir yetkili, nükleer dosya üzerinde diplomatik çözüm arayışıyla teknik görüşmelerin sürdüğünü vurgulayarak asıl hedefin İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu söyledi. New York Post'un Beyaz Saray'a yakın bir kaynağa dayandırdığı haberine göre ise Trump hâlâ savaşın bitmesini istiyor ancak İran gemilere ateş açmayı sürdürürse eli kolu bağlı izlemeyecek.
ABD'li yetkililer gerektiğinde İran'a saldırı düzenleme hazırlıklarına işaret ederken şimdilik diplomasiye alan bırakıldığını da sözlerine ekledi. Bu arada İsrail kaynakları, Washington talep ederse İsrail'in İran'a yönelik saldırılara katılmaya hazır olduğunu belirtti.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise dün Pakistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asım Munir ile yaptığı telefon görüşmesinde ABD'nin son saldırılarını iki ülke arasındaki mutabakat zaptının ihlali olarak nitelendirdikten sonra yeni bir Amerikan "macerasına" karşı uyarıda bulundu. Bölgesel bir arabulucu ülke kaynağı, Axios'a yaptığı açıklamada mutabakat zaptının akıbetinin İran'ın tutumuna bağlı olduğunu söyledi. Arabulucular, Hürmüz Boğazı'ndaki son saldırıların İran rejimi içindeki mutabakat zaptına karşı olan ve onu baltalamak isteyen unsurlarca tezgâhlandığına inanıyor.
Kritik su yolundaki seyrüseferin aksaması, İran'ın boğaz üzerinde kontrolünü sağlama ve geçişlerle ilgili düzenlemelerin kendisiyle koordine edilmesi konusundaki ısrarıyla bölgedeki çatışmayı yeniden alevlendirme riski taşıyor. Umman ve İran dışişleri bakanları arasındaki telefon görüşmesinde, iki bakan uluslararası hukuk hükümleri uyarınca Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisinin ve ticari gemilerin akışının garanti altına alınması gerektiğini vurguladı.
İran resmi haber ajansı, Tahran'ın deniz seyrüseferinin güvenliğini ve düzenini sağlamaya bağlı olduğunu ancak egemenliğini savunmaya devam edeceğini bildirdi ve üçüncü tarafların gemi sahiplerine izinsiz alternatif rotalar kullanmaları yönünde baskı yapmasına karşı uyardı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise mayıs ayı başından bu yana Hürmüz Boğazı'ndan 800'den fazla ticari geminin ve 380 milyon varil petrolün geçişini kolaylaştırdığını açıklayarak İran'ın boğaz üzerinde herhangi bir kontrolü bulunduğu iddiasını reddetti.