ABD merkezli bir habere göre CIA Direktörü John Ratcliffe, Donald Trump’a İran’ın son anlaşma taslağında nükleer programından vazgeçmeye hazır olmadığı yönünde istihbarat bulgularını aktardı. Bu değerlendirme, Trump’ın üst düzey ekibinde İran’la yapılacak anlaşmaya ilişkin görüş ayrılığını derinleştirdi.
Haberde, anlaşma öncesinde yapılan bir dizi üst düzey toplantıda ekibin ikiye ayrıldığı belirtildi. Bir tarafta Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve John Ratcliffe’in anlaşmadan şüphe duyduğu; diğer tarafta ise Başkan Yardımcısı J. D. Vance, Trump’ın temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff’un süreci güçlü biçimde desteklediği aktarıldı.
Rapor, istihbarat birimlerinin İranlı yetkililer arasında yapılan iç konuşmaları dinlediğini ve bu konuşmalarda dile getirilen sözlerin, Tahran’ın ABD ve arabuluculara verdiği vaatlerle uyuşmadığını öne sürdü. Buna bağlı olarak Washington’da, İran’ın niyetine ilişkin kuşkuların arttığı ifade edildi.
Bir Beyaz Saray yetkilisi ise Trump’ın tüm görüşleri dinlediğini, ancak nihai kararı kendisinin vereceğini söyledi. Aynı yetkili, varılan çerçevenin ABD’nin kırmızı çizgilerini koruduğunu savunarak İran’ın nükleer silaha sahip olmasına, zenginleştirilmiş uranyumu elinde tutmasına ve küresel enerji akışını baskı aracı olarak kullanmasına izin verilmeyeceğini dile getirdi.
Haberde, Vance, Kushner ve Witkoff’un cuma günü İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi’yle, Pakistanlı ve Katarlı arabulucuların katılımıyla görüşmesinin planlandığı da yer aldı. Bu temasların, görüşmelerin bir sonraki aşamasını belirlemeyi amaçladığı belirtildi.
Yayımlanan bilgilerde, taslak anlaşmanın 14 maddelik olduğu ancak metnin tamamının paylaşılmadığı kaydedildi. Buna göre taraflar 60 günlük bir müzakere takvimi üzerinde çalışıyor.
Taslağa göre İran, hiçbir zaman nükleer silah üretmeyeceğini taahhüt ediyor. Zenginleştirilmiş uranyumun geleceği ise görüşmelerin en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
Bu süre boyunca yeni yaptırım uygulanmaması ve yeni askerî adım atılmaması, İran’ın da nükleer programını ileri taşımaması öngörülüyor. Nihai anlaşma sağlanırsa ABD’nin 30 gün içinde kuvvetlerini çekmesi ve yaptırımları kaldırması planlanıyor.
Haberde ayrıca Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının da anlaşmanın parçalarından biri olduğu aktarıldı. İran’ın 60 gün boyunca ticari gemilerin geçişine ücretsiz ve vergisiz izin vermeyi kabul ettiği, ABD’nin de deniz ablukasını aynı süre içinde kaldıracağı ifade edildi.
İran’a ait bloke edilmiş paraların serbest bırakılması da anlaşmanın en zor başlıkları arasında gösterildi. Taslağa göre anlaşma yürürlüğe girerse bu kaynaklar kademeli biçimde açılacak.
Metinde, 300 milyar dolarlık bir fonun da İran’ın yeniden imarı ve ekonomik kalkınması için gündeme geldiği yazıldı. Ancak ABD tarafı, bunun ancak İran’ın nükleer programını tamamen bırakması ve iç reformlarda ilerleme kaydetmesi halinde mümkün olacağını savunuyor.
Haberde, anlaşmayı eleştiren isimlerin İran’ın bu koşulları kabul etmeyeceğini ve süreci sadece zaman kazanmak için kullanacağını düşündüğü de belirtildi. Buna karşılık ABD’li yetkililer, önümüzdeki iki ila üç haftada İran’ın ciddi olup olmadığının anlaşılacağını ve ciddi olmaması halinde sürecin büyük bir kazanım sağlanmadan durdurulacağını söyledi.