ABD Hazine Bakanlığı, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (KDC) doğusundaki M23 isyanını finanse ettiği gerekçesiyle Ruanda merkezli şirketlere ve iş insanlarına yaptırım kararı aldı. Karar, bölgedeki çatışma mineralleri ticaretine yönelik uluslararası baskının arttığını gösteriyor.
Hazine Bakanlığı, yaptırımların KDC'den kaçak maden çıkararak Ruanda destekli silahlı grup M23'ü finanse eden ağları hedeflediğini açıkladı. Yaptırım listesinde Gasabo Gold Rafinerisi'nin Yönetim Kurulu Başkanı Jean Malic Kalima ve Genel Müdür Bosco Kayobotsi ile birlikte Gasabo Gold Rafinery Ltd, Bugambira Mines Ltd, Wolfram Mining and Processing Ltd ve Rwinkwavu Mining Corporation Ltd şirketleri yer alıyor.
Hazine Bakanlığı, Al Jazeera'ye 25 Haziran'da ulaştırılan açıklamasında, "M23 ve destekçileri, KDC'nin geniş maden kaynaklarını -ki bu zenginlik haklı olarak Kongo halkına aittir- silah satın alımını finanse etmek, savaşçılara ödeme yapmak ve ciddi bir insani krize yol açan istikrarsızlaştırıcı bir isyanı sürdürmek için sömürüyor" ifadelerini kullandı.
Ruanda Dışişleri Bakanı Olivier Nduhungirehe, ABD yaptırımlarını "önyargılı" ve "haksız" olarak nitelendirerek, cezalandırıcı tedbirlerin çatışmayı çözmediğini savundu. Nduhungirehe, yaptırımların tek başına KDC'nin doğusuna barış getirebilseydi savaşın çoktan sona ermiş olacağını, kalıcı çözümlerin seçici suçlama yerine ortak bölgesel sorumluluk gerektirdiğini söyledi.
Ruanda'nın bu reddi, Birleşmiş Milletler uzmanları ve Global Witness'ın KDC'nin doğusundaki çatışma minerallerinin bölgesel tedarik zincirleri aracılığıyla uluslararası piyasalara hareketini belgeleyen bulgularıyla çelişiyor. BM Uzmanlar Paneli'ne göre, M23'ün 2024'te Rubaya madenini ele geçirmesinin ardından her ay büyük miktarlarda koltan Ruanda'ya taşınmaya devam ediyor.
Kinşasa yönetimi yaptırımları memnuniyetle karşılarken, Hükümet Sözcüsü Patrick Muyaya, Ruanda'yı sınırlı iç üretime rağmen rafinaj kapasitesine işaret ederek bölgesel maden akışından kâr elde etmekle suçladı. Muyaya, X platformunda yaptığı paylaşımda Ruanda'yı "katliamlar, tecavüzler ve kan dökme yoluyla elde edilen kaynakların yağmacısı, aracısı ve çalıntı mal satıcısı" olarak nitelendirdi.
KDC'nin doğusunda geniş alanları kontrol eden M23 isyancıları ise maden ticaretinden faydalandıkları iddialarını reddediyor. Goma'da bulunan AFC tarafından atanan valinin sözcüsü Kambere Muyisa Lumumba, "Minerallerle hiçbir ilgimiz yok. Bizim için önemli olan halkın hayatta kalmasıdır. Halkın kendini güvende hissedebilmesi için savaşıyoruz" dedi.
Kinşasa merkezli ekonomist Dady Saleh, KDC'nin doğusundaki çatışmanın uzun süredir doğal kaynaklar üzerindeki rekabetle şekillendiğini belirterek, "Hiç şüphe olmasın. Ülkenin doğu bölgesinde 30 yıldır yaşadığımız savaşlar her şeyden önce ekonomik niteliktedir" dedi. Saleh, dış güçlerin çatışma bölgelerinde sıklıkla stratejik ekonomik çıkarlar peşinde koştuğunu savundu.
Ekonomist Saleh, yaptırımların çatışmayı şekillendiren daha geniş jeopolitik çıkarları gölgelememesi gerektiğini savunarak, "Ruandalı liderler ABD'den yeşil ışık almıştı. İstediklerini yapmalarına izin verildi" ifadelerini kullandı. Saleh, Kongoluların ABD'yi çözüm olarak görmemesi gerektiğini, ülkenin uzun vadeli geleceğinin nihai olarak iç liderliğe bağlı olduğunu sözlerine ekledi.