ABD Yüksek Mahkemesi'nin Suriye ve Haiti'den gelen yüz binlerce göçmeni kapsayan Geçici Koruma Statüsü (TPS) programını sona erdirme kararı, iki etkili Amerikan gazetesinde taban tabana zıt yorumlara yol açtı. New York Times, mahkemenin Başkan Donald Trump'ın yetkilerini genişletme yönünde bir dönüş içinde olduğu görüşünü dile getirirken, Wall Street Journal editoryal kurulu kararın yargı denetimini sınırlayan mevcut yasanın harfiyen uygulanmasından ibaret olduğunu öne sürdü.
New York Times: Mahkeme yürütmeyi kayıran bir dönüş içinde
New York Times'ta yayımlanan analizde Kate Shaw, Yüksek Mahkeme'nin özellikle Başkan John Roberts liderliğinde, Trump'ın ikinci döneminde birinciye kıyasla çok daha esnek bir tavır sergilediğini yazdı. Shaw, geçici korumayı sonlandırmaya izin veren hükmü, yürütme organının yetkilerini artıran ve yargısal denetimi daraltan daha geniş bir felsefi değişimin parçası olarak değerlendirdi.
Yazıda, Trump'ın ilk başkanlığı sırasında mahkemenin nüfus sayımına vatandaşlık sorusu eklenmesi ve "çocuk yaşta ABD'ye gelen göçmenleri koruyan" DACA programının iptali gibi kararları durdurduğu, hatta yönetimin saiklerini sorguladığı hatırlatıldı. Buna karşın şimdiki yaklaşımın, ırkçı ayrımcılık iddialarının dile getirildiği davalarda bile başkana çok daha geniş bir hareket alanı tanıdığı öne sürüldü.
Haitili göçmenlerin açtığı davada, Trump'ın daha önce göçmenlere ve Haitililere yönelik aşağılayıcı ifadeler kullandığına dikkat çekilmiş, TPS'i bitirme kararının ırkçı saiklerle alındığı ileri sürülmüştü. Mahkeme çoğunluğu bu söylemleri "kınanacak" bulsa da, yalnizca bu sözlerin idari kararın ayrımcılığa dayandığını kanıtlamaya hukuken yetmeyeceğini belirtti.
Shaw, mahkemenin Trump'ın ikinci dönemi öncesinde başkana görev başındayken gerçekleştirdiği resmi eylemler için geniş cezai dokunulmazlık tanıdığına da dikkat çekti. Bu hükmün başkanlığı neredeyse hiç olmadığı kadar hesap sorulmaz bir konuma taşıdığını ve ileride anayasaya aykırı saiklerle karar alma riskini artırabileceğini vurguladı.
Wall Street Journal: Karar yetki genişlemesi değil, yasanın lafzı
Wall Street Journal ise aynı kararı tamamen farklı bir çerçevede ele aldı. Editoryal kurul, mahkemenin başkanlık yetkilerini genişletmediğini, İç Güvenlik Bakanı'nın TPS kararlarının yargı denetimine kapalı olduğunu açıkça belirten yasa metnini uyguladığını yazdı.
Yazı, gazetenin Trump'ın ABD'de yıllardır yaşayan ve ekonomiye katkıda bulunan göçmenleri sınır dışı etme politikasına açıkça karşı olduğunu belirtirken, esas meselenin hukuki çerçeve olduğunun altını çizdi. Editoryal, alt mahkemelerin idari kararları usule ilişkin gerekçelerle durdurmasının "yetki aşımı" olduğunu, Yüksek Mahkeme'nin de bu hatayı düzelttiğini savundu.
Kurul, hakimlerin rolünün siyasaları veya onların siyasi saiklerini değerlendirmek değil, Kongre tarafından çıkarılan yasaları uygulamak olduğunu, kararın sonuçları tartışmalı da olsa hukuk devleti açısından doğru yönde olduğunu öne sürdü. Trump'ın geçmiş sözlerinin tek başına karardaki ırkçı niyeti ispatlayamayacağını, politikaların ekonomik veya hukuki temellere dayanabileceğini ekledi.
İki yorum arasındaki uçurum, aslında Yüksek Mahkeme'nin rolüne dair daha temel bir bölünmeyi gözler önüne seriyor. New York Times mahkemeyi başkanlık yetkilerini anayasal frenler aleyhine genişletmekle eleştirirken, Wall Street Journal mahkemenin yasa metinlerine sadık kalarak alt derece mahkemelerinin sınırlarını aşmasını engellediğini düşünüyor. Göçmenlik siyaseti ile yargının sınırları ekseninde dönen tartışma, ABD'deki yürütme-yargı dengesine ilişkin derin görüş ayrılıklarını yansıtıyor.