ABD Başkanı Donald Trump, ikinci başkanlık döneminde Cumhuriyetçi Parti üzerindeki hakimiyetini perçinlemek için benzeri görülmemiş bir siyasi tasfiye süreci yürütüyor. Parti içindeki muhalif sesleri hedef alan Trump, ön seçimlerde kendisine sadık isimleri destekleyerek partinin çehresini kökten değiştiriyor.
Bu durumun en net örneklerinden biri, Güney Carolina'da ön seçimi kazanan Senatör Lindsey Graham'ın, zaferinin hemen ardından Trump'a siyasi desteği ve seçim kampanyasına katkıları için teşekkür etmesi oldu. Graham, Trump'a muhalif olan diğer Cumhuriyetçilerin akıbetinden kaçınmak için yoğun bir siyasi yakınlaşma çabası gösterdi.
Parti içi muhalefete göz açtırılmıyor
Gözlemcilere göre Cumhuriyetçi Parti, geleneksel muhafazakar ilkelerden uzaklaşarak adeta bir "Trump Partisi"ne dönüşmüş durumda. Parti içindeki sadakat, artık politikalar veya fikirler üzerinden değil, doğrudan Trump'a olan bağlılık derecesiyle ölçülüyor. Bu yeni siyasi denklem, Kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimleri öncesindeki ön seçimlerde açıkça görüldü.
Trump'ın desteğini almak, Cumhuriyetçi adaylar için Kongre'ye veya valilik gibi üst düzey makamlara ulaşmada belirleyici bir faktör haline geldi. Buna karşılık, başkanın desteğini kaybetmek, deneyimli politikacılar için bile siyasi kariyerlerinin sonu anlamına gelebiliyor.
Tasfiyenin öne çıkan isimleri
Trump'ın siyasi müdahaleleri, partinin köklü isimlerinin sahneden silinmesine yol açtı. Başkanın hedef aldığı isimler arasında, Jeffrey Epstein dosyalarının tamamen açıklanmasını talep eden Temsilciler Meclisi üyesi Thomas Massie de bulunuyor.
Bir diğer dikkat çekici kayıp ise Louisiana Senatörü Bill Cassidy oldu. Cassidy, 6 Ocak 2021'deki Kongre baskınının ardından Trump'ın azli yönünde oy kullandığı için başkanın desteklediği rakip bir adaya karşı ön seçimi kaybetti. Benzer bir senaryo, 24 yıldır Teksas'ı Senato'da temsil eden John Cornyn için de geçerli oldu. Cornyn, Trump'ın rakibini desteklemesiyle büyük bir yenilgi aldı.
Trump'ın etkisi eyalet düzeyinde de hissedildi. Indiana eyalet Senatosu'ndaki beş üye, Trump'ın seçim bölgelerinin haritasını değiştirme talebine karşı çıktıkları için, başkanın desteklediği adaylar karşısında koltuklarını kaybetti.
Seçim zaferi garanti değil
Her ne kadar Trump parti içindeki rakiplerini tasfiye etmekte büyük ölçüde başarılı olsa da, stratejisi her yerde işe yaramadı. Iowa ve Georgia'da, Trump'ın desteklediği vali adayları ön seçimleri kazanamadı.
Asıl soru ise, Trump'ın sadık adaylarının Kasım ayındaki genel seçimlerde Demokrat rakipleri karşısında ne kadar başarılı olacağı. ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın ekonomik yansımaları Trump'ın ve partisinin popülaritesini olumsuz etkiliyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim nedeniyle yükselen petrol fiyatları, ABD içinde akaryakıt ve temel tüketim maddelerinin fiyatlarını artırarak enflasyonist baskıları yeniden canlandırdı.
Bu ekonomik tablo, ABD Merkez Bankası'nı (FED) faiz indirimlerini ertelemeye zorlayarak ekonomik büyümeyi ve tüketici güvenini tehdit ediyor. Amerikan seçim tarihi, seçmenlerin önceliğinin dış politika değil, yaşam koşulları ve akaryakıt fiyatları olduğunu gösteriyor.
Trump'ı 'topal ördek' senaryosu bekliyor olabilir
Bu nedenle Kasım ayındaki ara seçimler, Trump'ın popülaritesi ve Cumhuriyetçilerin yasama organındaki gücünü koruyup koruyamayacağı açısından kritik bir test olacak. Eğer Demokratlar, Temsilciler Meclisi veya Senato'dan birinin, hatta ikisinin de kontrolünü ele geçirirse, bu durum Trump'ın kalan görev süresinde siyasi ajandasını uygulama kabiliyetini ciddi şekilde sınırlayacak.
Böyle bir sonuç, Amerikan siyasi literatüründe "topal ördek" olarak bilinen dönemi başlatabilir. Bu süreçte başkanın büyük siyasi veya ekonomik dönüşümler yapma gücü azalırken, Beyaz Saray için yeni yarışın startı da verilmiş olur. Trump, desteklediği adayların geniş seçmen kitlelerine ulaşamaması durumunda, Kongre'yi kaybeden ve siyasi nüfuzu hızla azalan bir lider konumuna düşebilir.