ABD’de yapılan yeni bir kamuoyu araştırması, ülkenin "istisnai" bir konuma sahip olduğu yönündeki inancın zayıfladığını ortaya koydu. 250. Kuruluş yıl dönümüne hazırlanılan ülkede, özellikle genç yetişkinler arasında bu algının daha da gerilediği görülüyor.
Asbury Park merkezli araştırmada, Amerikalıların yalnızca dörtte biri ABD’nin tüm ülkelerden üstün olduğunu söyledi. Katılımcıların yüzde 44’ü ise ABD’nin dünyadaki en büyük ülkelerden biri olduğunu, ancak tek başına en üst sırada yer almadığını belirtti.
Ankete göre her on Amerikalıdan yaklaşık üçü, ABD’den daha iyi ülkeler bulunduğunu düşünüyor. Bu oran, 2016 yılının haziran ayında yapılan önceki ölçüme göre artış gösterdi.
Yaş grupları arasındaki fark dikkat çekti. 30 yaş altındaki yetişkinlerin yüzde 44’ü başka ülkelerin ABD’den daha iyi olduğunu söylerken, 60 yaş ve üzerindekilerde bu oran yüzde 22’de kaldı.
Araştırma, demokrasiye bakışta da gerilemeye işaret etti. Katılımcıların yaklaşık üçte ikisi, demokratik yollarla seçilen bir hükümetin ABD kimliği için çok önemli ya da oldukça önemli olduğunu ifade etti. Bu oran 2021’de yüzde 80 düzeyindeydi.
Burada da kuşak farkı öne çıktı. 30 yaş altındakilerin yalnızca yarısı demokrasiyi Amerikan kimliğinin temel unsurlarından biri olarak görürken, 60 yaş ve üzerindekilerde bu oran yüzde 81’e ulaştı.
Anket, "Amerikan rüyası" olarak bilinen, sıkı çalışmanın başarı getireceği inancında da ciddi bir kırılma olduğunu gösterdi. Katılımcıların yüzde 51’i bu fikrin geçmişte doğru olduğunu, ancak artık geçerliliğini yitirdiğini söyledi.
Yaklaşık üçte birlik kesim Amerikan rüyasının hâlâ geçerli olduğuna inanırken, yüzde 15’lik grup bunun hiçbir zaman doğru olmadığını belirtti. 30 yaş altındakilerde bu hayata ilişkin umut daha zayıf kaldı; bu grupta Amerikan rüyasının hâlâ gerçek olduğuna inananların oranı yüzde 22 oldu.
Siyasi ayrışma da belirginleşti. Cumhuriyetçilerin yüzde 57’si Amerikan rüyasının sürdüğünü savunurken, bağımsızların yaklaşık dörtte biri ve Demokratların yüzde 17’si aynı görüşü paylaştı.
Araştırmada ortak kültür ve ortak değerler meselesi de soruldu. Katılımcıların yüzde 56’sı, ortak bir Amerikan kültürü ve tek bir değerler bütününün ülke kimliği için çok önemli veya oldukça önemli olduğunu söyledi. Bu oran 2017’de yüzde 65 seviyesindeydi.
Öte yandan çeşitliliğin rolü konusunda da görüşler bölünmüş durumda kaldı. Katılımcıların yüzde 51’i, başka ülkelerden gelen insanların şiddetten kaçmak ya da ekonomik fırsat aramak için ABD’ye gelmesinin ülke kimliği açısından çok önemli olduğunu söyledi. Yüzde 55 ise farklı kültür ve değerlerin birbirine karışmasının Amerikan kimliğinin önemli bir parçası olduğunu düşündüğünü belirtti.
Ancak bu başlıklarda da partizan çizgi net biçimde hissedildi. Cumhuriyetçilerin yalnızca yaklaşık dörtte biri farklı kültür ve değerlerin kaynaşmasını kimliğin temel unsurlarından biri sayarken, Demokratlarda bu oran yüzde 76’ya çıktı.
Ortaya çıkan tablo, ABD’nin 250. Kuruluş yıldönümüne yaklaşırken, ülkenin kendisini nasıl tanımladığına ilişkin tartışmaların genç kuşaklarda daha da derinleştiğini gösteriyor. Demokrasi, ortak değerler, göç ve Amerikan rüyası gibi başlıklar, toplumun farklı kesimlerinde artık aynı ağırlıkla karşılık bulmuyor.