Avrupa Birliği, 27 üyeli blokta yasa dışı göç ve iltica süreçlerine ilişkin kuralları sertleştiren yeni bir çerçevede uzlaştı. Haziran ayı başında varılan geçici anlaşma, sınırda işlemlerin hızlandırılmasını ve düzensiz gelenlerin gerektiğinde deportasyon merkezlerine yönlendirilmesini amaçlıyor.
Yeni düzenlemeye göre, AB’ye yasa dışı ya da belgesiz giren kişiler önce işleme alınacak, ihtiyaç halinde Birlik dışındaki ülkelerde bulunan merkezlere gönderilecek. İltica talep edenler ise sistem içine alınmadan önce kimlik, güvenlik ve sağlık taramasından geçirilecek.
Anlaşma, sınır görevlilerinin AB dışından gelenlerin giriş ve çıkışlarını kayda geçirmesini de zorunlu kılıyor. Uygulamada parmak izi ve yüz tanıma gibi biyometrik veriler kullanılacak.
Metin ayrıca üye ülkelerin birbirine destek vermesini ve bilgi paylaşmasını öngörüyor. Geçici uzlaşmanın, onay için Avrupa Parlamentosu ve üye ülkelerin önüne gitmesi bekleniyor.
Avrupa’da sertleşen göç tartışması
Göç konusunda görüş bildiren Alan Mendoza, Avrupa’nın demografik yapısının kültürü değiştirdiğini savundu. Mendoza, bazı göçmenlerin yerel geleneklere uyum sağlamadığını ileri sürdü.
Mendoza ayrıca Birleşik Krallık’ın AB üyesi olmamasına rağmen, yeni kuralların arka planında Britanya’nın göç baskısını hisseden ülkelerin etkisinin bulunduğunu söyledi. İngiltere’nin yurt dışında göçmen tutma merkezleri kuramadığını da ifade etti.
Fox News Digital’e konuşan Mendoza, sorunun uzun süre ertelenmesinin çözümü daha da zorlaştırdığını savundu. Bazı uzmanların ise artık geç kalındığını düşündüğünü aktardı.
Donald Trump da geçen yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Avrupa’daki belgesiz göç akışının yol açtığı zararlardan söz etmişti. Trump, konuşmasında Avrupa ülkelerine yönelik sert ifadeler kullanmış ve kıtanın ciddi sıkıntı içinde olduğunu söylemişti.
Geçen hafta ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de 18 yaşındaki bir Britanyalının bıçaklanarak öldürülmesi üzerinden Avrupa’daki gidişata dikkat çekti. Vance, sosyal medya paylaşımında genç adamın ölümünü Avrupa’daki elitlerin tutumuna bağlayan sert ifadeler kullandı.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de Fransa’daki D-Day anma törenlerinde benzer bir çerçeve kurarak Avrupa kıyılarına yönelik düzensiz gelişleri ve bunun doğurduğu güvenlik tartışmasını gündeme taşıdı. Hegseth, Avrupa başkentlerinin bu konuda ne zaman adım atacağını sorguladı.
AB içinde ise yeni çizgiye en açık itirazlardan biri İspanya’dan geldi. Ülke, belgesiz yaşayan yaklaşık yarım milyon kişiyi yasal statüye kavuşturma kararı aldı.
La Derecha Diario’nun sahibi Javier Negre, belgesiz gelenlerin kağıt ve sosyal güvenlik elde ettiğini söyledi. Negre ayrıca bazı sivil toplum kuruluşlarının göçmen barınması sürecinde etkili olduğunu öne sürdü.
Öte yandan eleştiriler daha çok Avrupa solundan ve bazı sivil toplum çevrelerinden geldi. Yeşiller Partisi’nden Mélissa Camara, anlaşmayı insan hakları açısından büyük bir gerileme olarak nitelendirdi.
Camara, AB dışındaki geri dönüş merkezlerinin yasallaştırılması, çocukların gözaltına alınmasına kapı açılması ve ev ziyaretleri gibi uygulamaların xenofobik bir ideolojinin parçası olduğunu savundu. Anlaşma şimdi AB kurumlarında resmî onay sürecine hazırlanıyor.