Fas ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin büyükelçilik seviyesine taşınması yönündeki karar, Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar ve ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mike Waltz'ın katıldığı üçlü görüşmeyle bağlantılı olarak ortaya çıktı. Taraflar ayrıca karşılıklı büyükelçi atanması yönünde karar aldı.

Karar, büyükelçiliklerin hemen açıldığı ya da büyükelçilerin görevlerine başladığı anlamına gelmiyor. Uygulama için karşılıklı atamaların yapılması, diplomatik belgelerin tamamlanması ve Rabat ile Tel Aviv'deki temsilciliklerin statüsünün resmen değiştirilmesi gerekiyor. Büyükelçilerin isimleriyle uygulama takvimi henüz açıklanmadı.

İrtibat ofislerinden büyükelçilik düzeyine
Fas, 10 Aralık 2020'de İsrail'le diplomatik ilişkileri yeniden başlatma ve normalleşme sürecine girme kararı alan Arap ülkeleri arasında yer aldı. Bu adım, ABD'nin Fas'ın Batı Sahra üzerindeki egemenlik iddiasını tanımasıyla bağlantılı üçlü diplomatik düzenleme kapsamında ilerledi.
22 Aralık 2020'de Fas, ABD ve İsrail tarafından yayımlanan ortak bildiri, resmi temasların yeniden başlatılmasını ve barışçıl, dostane ilişkiler kurulmasını hedefledi. O dönemde tam teşekküllü büyükelçilikler yerine Rabat ve Tel Aviv'deki irtibat ofislerinin yeniden faaliyete geçirilmesi planlandı. İki ülke arasındaki diplomatik temaslar da bu çerçevede büyükelçilik statüsüne geçilmeden sürdü.
Ekonomi ve güvenlik ilişkilerin ana başlıkları oldu
2021 boyunca ilişkileri irtibat ofisleri düzeyinin ötesine taşıma yönünde görüşmeler yapıldı. Normalleşme sonrasında ekonomik işbirliği, turizm, doğrudan uçuşlar, güvenlik ve savunma alanları öne çıktı. Büyükelçilik seviyesine geçiş kararı, bu temasların daha kurumsal bir diplomatik zemine taşınmasını amaçlıyor.

Adım, 2020'de başlayan normalleşmenin yeni bir aşamaya ilerlemesi ve İsrail'in Arap ülkeleriyle normalleşme sürecinin İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde genişlemesi açısından sembolik önem taşıyor. Ancak Fas'ın İsrail'le yakınlaşması, Filistin meselesi ve Gazze savaşı nedeniyle ülke içinde ve Arap dünyasında siyasi hassasiyet taşıyan bir konu olmaya devam ediyor.