Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, iktidarının birinci yılının ortasında kabinesinde önemli bir revizyona gitti. CDU/CSU ve SPD koalisyonunun performansına yönelik memnuniyetsizlik artarken, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisine olan destek de yükseliyor. Bu ortamda gerçekleşen değişiklikler, Merz'in liderlik inisiyatifini güçlendirme hamlesi olarak değerlendiriliyor.
Bakanlıklarda kilit isimler değişti
Değişikliklerin başlangıcı, CDU/CSU Meclis Grubu Başkanı Jens Spahn'ın eş cinsel evliliğinde taşıyıcı anne yoluyla çocuk sahibi olma kararının kamuoyunda tartışma yaratmasıyla başladı. Merz'in baskısı sonucu görevinden ayrılan Spahn'ın yerine Thorsten Frei geldi. Sağlık Bakanı Nina Warken ise Başbakanlık Dairesi Başkanlığı'na getirildi. Boşalan Sağlık Bakanlığı koltuğuna CDU Genel Sekreteri Carsten Linnemann atandı.
Bu atamalar, Merz'in hem parti içindeki sadakati güçlendirme hem de iktidarın merkezindeki güç yapısını en güvendiği isimlere emanet etme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Frei'ın grup başkanlığı, Şansölye'yi olası bir parti içi muhalefete karşı koruyacak bir pozisyon. Warken'in yeni görevi ise muhalefet yıllarından beri birlikte çalıştığı bir ismi Başbakanlıkta kilit bir noktaya taşıdı.

Savunma ve iç reform taahhütleri
Merz, 9 Temmuz 2026'da Federal Meclis'te yaptığı "Merkez sonuç veriyor" başlıklı konuşmasında hükümetinin icraat kapasitesine vurgu yaptı. Ankara'daki NATO zirvesinden aldığı moralle, Almanya'nın savunmasındaki stratejik bir boşluğu kapatacak 2 bin 500 kilometre menzilli Tomahawk seyir füzelerinin alınacağını duyurdu. Ayrıca Kanada'nın 12 denizaltı ihalesini ThyssenKrupp Marine Systems'in kazandığını açıkladı.
Şansölye, iç politikada ise emeklilik sistemi reformu ve bürokrasiyi azaltmayı hedefleyen "deregülasyon kabinesi" çalışmalarını öne çıkardı. Özellikle ödeme işlemlerinde ispat yükünün tersine çevrilmesi yoluyla bürokratik engellerin kaldırılması, yatırım ortamını iyileştirme planının merkezinde yer alıyor.
AfD'nin yükselişi en büyük sınav
Hükümetin tüm reform çabalarına rağmen anketler, AfD'ye desteğin federal ve eyalet düzeyinde yüzde 8 arttığını gösteriyor. Eylül 2026'da Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılacak seçimlerde bir AfD'li adayın seçilme ihtimali, Alman siyasetinde "deprem" olarak nitelendiriliyor.
Merz'in "öğrenen bir sistem" olarak tanımladığı hükümet, AfD'nin belirlediği gündemden kurtulamıyor. Partinin ekonomi politikalarındaki çelişkilerini ve Rusya yanlısı dış politika duruşunu ifşa edecek bir stratejinin henüz geliştirilememiş olması, koalisyonun en büyük açmazı olarak dikkat çekiyor.
Ulusal Güvenlik Konseyi'nin henüz etkin bir koordinasyon mekanizmasına dönüşememesi de eleştiri konusu olurken, Merz, 30 yıllık tartışmaların ardından böyle bir yapıyı dört ayda hayata geçirmenin önemine işaret etti. Yıl ortası değerlendirmesinde koalisyon ortağı SPD'yi öven ancak yarım kalan projeleri de kabul eden Şansölye, uluslararası arenadaki manevralarıyla Almanya'nın elini güçlendirse de içerideki siyasi depremin ayak sesleri giderek yükseliyor.