Luminate’in yayımladığı yeni çalışma, müzikte nostalji dalgasının genç dinleyiciler arasında da güçlendiğini ortaya koydu. 13 ila 24 yaş arasındaki dinleyiciler, artık 1990’lar ve öncesinde yayımlanan şarkılara daha fazla yöneliyor.
Rapora göre 2020’ler hâlâ bu yaş grubunda en çok tercih edilen dönem olmayı sürdürüyor. Ancak son beş yılda bu ilgide belirgin bir gerileme yaşandı.
One çıkanlar
- 13-24 yaş grubunda 2020’ler müziğine ilgi azalıyor.
- 1990’lar ve daha eski dönemlere yönelim artıyor.
- 1990’lar, akış verilerinde en hızlı büyüyen katalog dönemi oldu.
- Plak satışları, film-dizi kullanımları ve sosyal medya trendleri dönüşü hızlandırıyor.
Genç dinleyicide yön değişiyor
Ankete göre 2021 yılında bu yaş grubundaki katılımcıların yüzde 55’i en sevdiği müzik döneminin 2020’ler olduğunu söyledi. 2025’e gelindiğinde bu oran yüzde 44’e düştü.
Aynı dönemde 1990’lar ve daha öncesini favori dönem olarak gösterenlerin oranı yükseldi. 2021’de yüzde 18 olan bu pay, geçen yıl yüzde 25’e çıktı.
90’lar yeniden hız kazandı
Luminate verileri, 1990’ların genel olarak da güçlü bir dönüş yaşadığını gösteriyor. Araştırmaya göre bu dönem, ikinci çeyrek 2024’ten ikinci çeyrek 2025’e kadar akışlarda en hızlı büyüyen on yıl oldu ve yüzde 8 artış kaydetti.
2000’ler ise yüzde 7’lik büyümeyle ikinci sırada yer aldı. Bu tablo, daha eski katalog şarkıların yeni çıkan eserlerle yarıştığını ortaya koydu.
En çok dinlenen dönemler
Genel dinleyici kitlesinde de 1990’lar ilk sırada yer aldı. Ankete katılanların yüzde 64’ü 90’lar müziğini dinlediğini söyledi.
Bu dönemi yüzde 58 ile 1980’ler, yüzde 57 ile 2000’ler ve yüzde 53 ile 2020’ler izledi. Böylece genç kuşakta başlayan eğilim, daha geniş dinleyici tabanında da karşılık buldu.
Nostaljiyi ne besliyor?
Çalışma, bu yükselişte birkaç etkeni öne çıkarıyor. Bunlardan biri, bugünün gençlerine kendi gençlik yıllarının müziğini tanıtan daha yaşlı milenyum kuşağı.
Rapor, bu kuşağın artık çocuklarının ergenlik çağına geldiğini ve kendi sevdiği şarkıları onlara da dinlettiğini vurguluyor. Böylece 90’lar müziği aile içinde de yeni bir aktarım kanalı buluyor.
Bir diğer etken ise Y2K estetiğini taşıyan yeni sanatçılar. Addison Rae ve PinkPantheress gibi isimlerin yükselişi, 2000’ler kültürüne dönük ilgiyi yeniden canlandıran örnekler arasında gösteriliyor.
Akış dönemi katalog şarkıları öne çıkarıyor
Rapor, dijital dinleme alışkanlıklarının da eski şarkıları desteklediğini belirtiyor. Müzik dinleyicilerinin büyük bölümü, yeni çıkan parçalar yerine daha önce yayımlanmış katalog şarkılarına dönüyor.
Önceki yıllarda yayımlanan bir çalışmada, ABD’de akış platformlarındaki dinlemenin yüzde 73’ünün 18 aydan daha eski şarkılardan geldiği aktarılmıştı. Bu eğilim, listelerde de kendini gösteriyor.
Teddy Swims’in "Lose Control" parçası Billboard Hot 100’de uzun süre kalınca, yayın politikasının dahi güncellendiği hatırlatılıyor. Bu da eski ve uzun ömürlü şarkıların piyasadaki etkisini büyütüyor.
Plak, dizi ve sosyal medya etkisi
Eski müziğin dönüşünde fiziksel albüm alışkanlıklarının yeniden güçlenmesi de etkili oluyor. Bir dönem niş bir koleksiyon ürünü sayılan plak, bugün ana akım dinleyici için yeniden tercih edilen bir format haline geldi.
Müziklerin film ve dizilerde kullanılması da etkiyi artırıyor. Michael Jackson şarkılarının biyografi filmi sayesinde yeniden öne çıkması, Prince parçalarının Stranger Things ile yeniden ilgi görmesi ve Kate Bush’un "Running Up That Hill" şarkısının 2022’de yakaladığı büyük çıkış bu tabloya örnek gösteriliyor.
TikTok gibi platformlarda eski şarkıların nakaratları ve akılda kalıcı bölümleri de yeni trendlerin arka planına dönüşüyor. Fleetwood Mac’in "Dreams" ve Sophie Ellis-Bextor’un "Murder on the Dance Floor" parçaları bunun öne çıkan örnekleri arasında yer alıyor.
Listenin zirvesinde Imogen Heap var
Luminate, akışlarda en hızlı büyüyen katalog şarkılarını da derledi. Listenin ilk sırasında Imogen Heap’in "Headlock" parçası yer aldı.
Şarkının dinlenmesinde 172,1 milyonluk artış görüldü. Radiohead’in "Let Down" ve "Creep" parçaları da listenin üst sıralarında yer aldı.
Çalışma, müzikte eskiye dönüşün yalnızca nostaljik bir his olmadığını; dijital platformlar, fiziksel formatlar, görsel içerikler ve sosyal medya akımlarıyla birlikte kalıcı bir alışkanlığa dönüştüğünü gösteriyor.