Yemen'deki Husiler, Mısır'ın Dimyat Limanı'nda ABD bağlantılı bir gemiye gerçekleştirilen drone saldırısıyla ilgili suçlamaları reddetti. Husilere bağlı Saba haber ajansı, hareketin dış ilişkiler ofisinden bir yetkilinin iddiaları "asılsız" olarak nitelendirdiğini duyurdu.
Saldırı, ABD'ye ait Energos Winter yüzer depolama gemisi ile Yunanistan'a ait GasLog Salem tankerine yönelikti. İki gemi de limanda demirliyken drone ile vuruldu ve her ikisinde de yangın çıktı.
Sorumluluk henüz belirsiz
Olayın ardından saldırıyı üstlenen herhangi bir grup çıkmazken, Mısırlı yetkililer de kamuoyuna resmi bir suçlama yapmadı. Bu saldırı, ABD ile İran arasındaki son gerilim dalgasından bu yana Mısır topraklarına yönelik ilk atak olarak kayıtlara geçti.
Dimyat'taki vaka, çatışmaların Basra Körfezi ve Kızıldeniz'den Akdeniz'e sıçramasıyla önemli bir coğrafi tırmanışa işaret ediyor. Güvenlik uzmanları, saldırının ABD ile bağlantılı varlıkların geleneksel çatışma bölgelerinin dışında da savunmasız olduğunu göstermeyi amaçlayan stratejik bir mesaj taşıdığını değerlendiriyor.
Analistlerden farklı yorumlar
King's College London'dan Profesör Andreas Krieg, AFP'ye yaptığı açıklamada, saldırının "Mısırlıları öldürmeden ABD bağlantılı bir varlığa zarar verecek şekilde ayarlanmış olabileceğini" söyledi. Krieg, buna rağmen Kahire'nin olayı ciddi bir endişeyle karşılayacağını vurguladı.
Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü'nden HA Hellyer ise saldırının İran'dan yaklaşık 1300, Yemen'den ise yaklaşık 2000 kilometre mesafede gerçekleştiğine dikkat çekti. Hellyer, bu mesafe nedeniyle İran topraklarından doğrudan fırlatılan bir drone ile yapılmasının olası olmadığını, bunun yerine Yemen'deki Husiler veya Irak'taki İran destekli milislerin operasyonu gerçekleştirmiş olabileceğini ifade etti.
Krieg ise alternatif bir senaryo olarak, Lübnan'ın Akdeniz kıyısından fırlatılacak bir drone'un İsrail ve Mısır hava sahasından kaçınarak deniz üzerinden Dimyat'a ulaşabileceğini öne sürdü. Kahire Üniversitesi'nden Profesör Mustafa Kemal El-Seyyid ise Lübnan Hizbullah'ının, Arap dünyasının en büyük ordusuna sahip Mısır'ı kışkırtmaktan kaçınacağını savundu.
Mısır'a yönelik bir baskı aracı mı?
Analistler, saldırının aylardır hem Washington hem de Tahran ile diyalog kanallarını açık tutarak bölgesel gerilimi azaltmaya çalışan Mısır'ı baskı altına almayı hedeflemiş olabileceğine inanıyor. Krieg, "Bunu otomatik olarak Mısır'ın kendisine yönelik bir saldırı olarak yorumlamam" derken, operasyonun ABD varlıklarının Körfez'in ötesinde de savunmasız olduğunu göstermeyi amaçladığını belirtti.
Hellyer, eğer İran ile uyumlu bir grup sorumluysa, bunun Tahran'ın bölgesel ilişkilerine zarar verebileceği uyarısında bulundu. "Kahire ve diğerleri, İran ile uyumlu herhangi bir grubun Mısır topraklarına saldırısını zorlu bir tırmanış olarak görecektir" diyen Hellyer, böyle bir gelişmenin İran için uzun vadeli diplomatik maliyetler doğurabileceğini ekledi.
Akdeniz'de güvenlik endişesi büyüyor
Saldırı, Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıklar nedeniyle ticari trafiğin alternatif bir koridor olarak giderek daha fazla kullandığı Akdeniz'de deniz güvenliğine ilişkin yeni endişeleri tetikledi. Husilerin 2023 sonundan bu yana Kızıldeniz'deki gemilere yönelik saldırıları, Süveyş Kanalı ve Mısır enerji altyapısına bağımlılığı artırmıştı.
Eski Dimyat Liman Başkanı Tümgeneral Eymen Salah, Körfez'deki istikrarsızlık nedeniyle Mısır'ın alternatif enerji ithalat merkezi olarak Dimyat'a giderek daha fazla bel bağladığını söyledi. Mısır'ın en önemli döviz kaynaklarından biri olan Süveyş Kanalı da dahil denizcilik sektörü, Husilerin Kızıldeniz saldırılarından bu yana ciddi ekonomik kayıplar yaşadı. Düşmanlıkların Akdeniz'e sıçraması, bölgesel ticaret ve enerji güvenliği açısından yeni bir tehdit oluşturuyor.