2026 Dünya Kupası öncesinde hazırlanan kapsamlı istatistik çalışması, turnuva tarihindeki alışılmış kalıpların her zaman şampiyonu belirlemediğini ortaya koydu. Bu tablo, ABD’yi beklenmedik bir şampiyonluk adayı olarak yeniden gündeme taşıdı.
Çalışmada, maç sonuçlarının her zaman iki takım arasındaki güç farkını birebir yansıtmadığı vurgulanıyor. Araştırmayı hazırlayan isimler, futbolun doğasında sürprizlerin güçlü biçimde yer aldığını ve bunun Dünya Kupası tarihine defalarca yansıdığını belirtiyor.
ABD neden öne çıkarılıyor?
İstatistiklere göre, dünya sıralamasında zirvede yer alan hiçbir takım modern sıralama sistemi yürürlükteyken Dünya Kupası’nı kazanamadı. Bu çerçevede, 2026 turnuvasına dünya birincisi olarak girecek Arjantin için tarihsel bir baskı oluşurken, ABD 17’nci sıradaki konumuyla bu başlıkta daha rahat bir zeminde bulunuyor.
Bir başka dikkat çekici veri, Altın Top sahibi futbolcuların Dünya Kupası’nı kazanma alışkanlığının olmaması. Ronaldinho, Cristiano Ronaldo ve Karim Benzema gibi isimler bu bireysel başarıya rağmen ülkelerini dünya şampiyonluğuna taşıyamadı. Fransız yıldız Ousmane Dembélé de bu tarihsel çizgiyi kırmaya aday isimler arasında gösteriliyor.
Turnuvaya ilk kez katılan takımların şampiyonluk yaşayamaması da öne çıkan başlıklardan biri. Ürdün, Özbekistan, Yeşil Burun Adaları ve Curaçao gibi ilk deneyimini yaşayacak ekipler için bu geçmiş veri, zorlu bir eşik anlamına geliyor. ABD ise 2026’da turnuvaya 11’inci kez katılacak ve bu açıdan daha köklü bir Dünya Kupası geçmişine sahip olacak.
Eleme yoluyla gelen takımların Dünya Kupası’nı kazanamaması da dosyada yer alan bir başka tarihsel veri. ABD bu kez organizasyona ev sahibi sıfatıyla doğrudan katılacağı için bu başlığın dışında kalıyor. Aynı şekilde, İngiltere dışındaki hiçbir takımın dünya şampiyonu olmadan önce büyük bir uluslararası kupası bulunmaması da deneyim faktörünü yeniden öne çıkarıyor.
Teknik direktörler açısından da dikkat çekici bir istatistik bulunuyor. Premier Lig şampiyonluğu yaşamış hiçbir teknik adamın Dünya Kupası kazanamadığı belirtilirken, bu durum Carlo Ancelotti’nin çalıştırdığı Brezilya’yı ilgilendiriyor. Öte yandan 60 yaşını aşmış hiçbir teknik direktörün kupaya uzanamadığına işaret edilirken, ABD’nin başındaki Mauricio Pochettino’nun 54 yaşında olması bu açıdan olumlu bir veri olarak sunuluyor.
İstatistik çalışmasında ayrıca, dünya sıralamasında ilk 18’in dışında yer alan takımların şampiyonluk yaşamadığı kaydediliyor. Bu veri içinde ABD, 17’nci sıradaki yeriyle sınırın içinde kalıyor. Takımın kadrosunda 40 yaşını aşmış oyuncu bulunmaması da ayrı bir başlık olarak öne çıkıyor; ABD’de en deneyimli isim 38 yaşındaki savunmacı Tim Ream.
Analiz, İngiltere’nin 1966’dan bu yana büyük bir uluslararası kupa kazanamamasını da hatırlatıyor. Aynı zamanda ilk büyük kupasını kazanmadan dünya şampiyonu olabilen bir takım örneğinin bulunmaması, 2026 yarışının yalnızca kadro kalitesiyle değil, tarihsel istatistiklerle de şekilleneceğini gösteriyor.
2026 tablosunda kimler sınanıyor?
İstatistik çalışmasına göre Arjantin, Brezilya, Fransa, İngiltere, İspanya, Hollanda, Portekiz, Almanya ve Belçika gibi ekipler farklı tarihsel başlıklarda sınanacak. ABD ise hem sıralama hem yaş hem de ev sahipliği avantajı nedeniyle istisnai bir örnek olarak öne çıkarılıyor.
Veri seti, futbolun tek başına kağıt üstündeki güçle açıklanamayacağını bir kez daha hatırlatıyor. 2026 Dünya Kupası yaklaşırken ABD’nin adı, istatistiklerin açtığı beklenmedik şampiyonluk penceresinde daha sık anılmaya başlıyor.