Avrupa'nın sınır güvenliği ve serbest dolaşım dengesi, İspanya'ya bağlı Ceuta kentinde yaşanan göç kriziyle yeniden sarsıldı. Yaklaşık 50 bin düzensiz göçmenin kente giriş yapmasının ardından İtalya, İspanya ile Schengen uygulamasını askıya aldığını duyurdu ve hava ile deniz yoluyla gelenlere yönelik geçici sınır kontrolleri başlattı.
Krizin etkileri İtalya ile sınırlı kalmadı. Fransa, İspanya sınırındaki denetimleri sıkılaştırırken, Portekiz de güney sınırındaki güvenlik önlemlerini artırdı. Bu gelişmeler, Avrupa Birliği'nin en önemli kazanımlarından biri olan Schengen alanının geleceğini tartışmaya açtı.
Schengen, Avrupa Turizminin Temel Taşı
Schengen Anlaşması, yalnızca iç sınır kontrollerini kaldıran bir düzenleme değil, aynı zamanda Avrupa'nın dünyaya sunduğu en güçlü turizm ürünlerinden biri haline geldi. Kıta, turistlerin vize veya pasaport kontrolü olmadan onlarca ülke arasında kolayca seyahat edebildiği tek bir destinasyon olarak pazarlanıyor.
Eurostat verilerine göre, Avrupa Birliği'nde havayoluyla seyahat eden yolcu sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 4,9 artarak 1,093 milyara ulaştı. Sadece 2025'in son çeyreğinde AB havalimanları 255 milyon yolcuya hizmet verdi. İspanya 272,1 milyon yolcuyla ilk sırada yer alırken, onu 207,2 milyonla Almanya ve 193,3 milyonla İtalya izledi. Krizin merkezindeki bu üç ülke, aynı zamanda Avrupa'nın en büyük seyahat pazarlarını oluşturuyor.
Uzmanlar 45,4 Milyar Dolarlık Risk Uyarısı Yapıyor
Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi'nin (WTTC) bir araştırması, Schengen sınırlarındaki uzun bekleme sürelerinin seyahat kararlarını doğrudan etkilediğini ortaya koydu. Çalışmaya göre, bekleme sürelerinin düzenli olarak 3 ila 4 saate ulaşması halinde 41 milyona varan turistik ziyaret ve 45,4 milyar dolarlık turizm harcaması risk altına girebilir.
İngiltere, ABD, Kanada ve Avustralya'dan 2 bin 500'den fazla yolcunun katıldığı ankette, katılımcıların yaklaşık yüzde 33'ü, uzun kuyrukların kalıcı hale gelmesi durumunda Avrupa'yı ziyaret etme isteklerinin azalacağını belirtti. Öte yandan, katılımcıların yüzde 65'i yeni Avrupa giriş-çıkış sistemini öğrendikten sonra desteklediğini, yüzde 87'si ise seyahati kolaylaştıracaksa belirli ölçüde yoğunluğa katlanmaya hazır olduğunu ifade etti.
Turizm Sektörü Endişeli
Turizm uzmanı Abdüsselam Ali el-Kiyali, Schengen'in askıya alınması tartışmalarının yaz tatili sezonunun zirvesine denk geldiğine dikkat çekti. El-Kiyali'ye göre, bu durumun yolcular üzerindeki psikolojik etkisi pratik etkisinden daha büyük olabilir. Körfez ülkeleri ve uzak pazarlardan gelen ziyaretçilerin çoğu, Schengen alanı içindeki hareket kolaylığına güvenerek birden fazla ülkeyi kapsayan programlar planlıyor.
Turizm uzmanı Eymen el-Kudve ise çok destinasyonlu seyahatlerin Avrupa'nın en önemli çekim unsurlarından biri olduğunu vurguladı. El-Kudve, olası uzun süreli sınır kısıtlamalarından en çok kara turizminin etkileneceğini, çünkü bu sektörün otobüs ve özel araçlarla sınır geçişine doğrudan bağımlı olduğunu belirtti.
Ekonomist Kamil es-Sari, Avrupa ülkelerinin turizmin bazı ekonomilerde gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 12'sini oluşturduğunun bilincinde olduğunu ve bu nedenle güvenlik önlemlerinin seyahatin önünde kalıcı bir engele dönüşmemesine özen gösterdiklerini söyledi. Es-Sari, sürdürülebilir çözümün biyometrik pasaportlar ve yapay zeka destekli geçiş sistemleri gibi teknolojik gelişmelerden geçtiğini savundu.