ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsrail'e yönelik eleştirel söylemini belirginleştirerek 2028 başkanlık seçimleri için stratejik bir yol haritası çizmeye başladı. Vance'ın son dönemdeki açıklamaları, Cumhuriyetçi Parti içindeki hâkim İsrail söyleminden ayrışarak tabanın değişen eğilimlerine yanıt vermeye yönelik bir siyasi hesabı yansıtıyor.
New York Times'a verdiği röportajda Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile arasında "yoğun bir rekabet" olduğu iddialarını reddeden Vance, son iki haftadır İsrail konusunda dikkat çekici çıkışlar yapıyor. Rubio ise İsrail'e koşulsuz destek çizgisini sürdürürken, Cumhuriyetçi Parti'nin geleneksel şahin dış politika kanadını temsil etmeye devam ediyor.
İsrail söyleminde ayrışma
Vance, "ABD'deki İsrail yanlısı grupların iki kritik hata yaptığını" ifade ederek, "Amerikan çıkarları ile İsrail çıkarlarının aynı şey olmadığını" vurguladı. Ayrıca, İsrail hükümetine yönelik eleştirilerin Yahudi nefreti olarak etiketlenmesinin de yanlış olduğunu belirtti. Bu söylem, Rubio'nun İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya verdiği tam destek tutumuyla taban tabana zıtlık oluşturuyor.
Dışişleri Bakanı Rubio, İran'la savaşa girilmesi çağrısı yapmaktan, İsrail'e yönelik eleştirileri ulusal güvenlik gerekçesiyle sınır dışı gerekçesi saymaya kadar uzanan bir çizgide konumlanırken, Vance İran'la barış müzakerelerine öncülük ediyor. Bu farklılık, 2028 Cumhuriyetçi adaylık yarışında önemli bir kırılma hattı olarak şekilleniyor.
Tabanın değişen dinamikleri
Son anketler, Cumhuriyetçi tabanda İsrail'e yönelik desteğin zayıfladığını gösteriyor. 50 yaş altı Cumhuriyetçilerin yüzde 57'si İsrail hakkında olumsuz görüş bildiriyor. Vance'ın bu verileri okuyarak, seçmen nezdinde karşılık bulan bir söylemi benimsediği değerlendiriliyor.
Özellikle "Önce Amerika" sloganı etrafında şekillenen söylemlerin sosyal medyada giderek daha fazla yankı bulması, Vance'ın stratejik tercihini açıklayan önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Tucker Carlson ve Candace Owens gibi sağcı yorumcuların İsrail ilişkisini sorgulayan içerikleriyle ulaştıkları geniş kitle, Cumhuriyetçi seçmende İsrail konusundaki farklı seslerin ne kadar etkili olabileceğini ortaya koyuyor.
2028 senaryoları ve zorluklar
Vance'ın önünde duran en büyük zorluklardan biri, Başkan Donald Trump'ın İsrail politikasındaki olası değişimler. Şu anda Netanyahu'ya mesafeli duran Trump'ın tutumunun 2028'e kadar değişme ihtimali, Vance'ın pozisyonunu etkileyebilir. Ayrıca, İsrail'de bu sonbaharda yapılacak seçimlerde iş başına gelebilecek yeni bir liderin Washington'daki İsrail karşıtı havayı tersine çevirme potansiyeli de bir diğer risk faktörü.
Cumhuriyetçiler içindeki Hristiyan Siyonist kampın hâlâ güçlü İsrail desteğini sürdürmesi, Vance'ın "Önce Amerika" hareketi içinde bile dirençle karşılaşmasına neden olabilir. Öte yandan, Demokratların muhtemel adayı Kaliforniya Valisi Gavin Newsom'un İsrail konusunda daha muğlak bir pozisyonda kalması, Vance'a eleştirel zeminde avantaj sağlayabilir.
Uzmanlar, İsrail'in yaklaşan seçimlerde her iki parti için de kama konusu olacağını, boşa çıkan İran savaşı stratejileri ve ifade özgürlüğüne yönelik baskıların gölgesinde Vance'ın bu alanda manevra kabiliyetinin arttığını belirtiyor.