John Fogerty, New York Times’ın yaşayan en büyük 30 Amerikalı şarkı yazarı listesine alınmamasını büyük bir kırgınlıkla karşılamadığını söyledi. Creedence Clearwater Revival ile yazdığı şarkılar, Amerikan müzik tarihinin en tanınan eserleri arasında yer alıyor.
Fogerty, kısa süreli açıklamasında listenin yalnızca 30 isimle sınırlı olduğunu hatırlattı ve çok sayıda değerli ismin de dışarıda kaldığını belirtti. Sanatçı, böyle listelerin kaçınılmaz biçimde tartışma yarattığını ima etti.
1970’lerin unutulmaz şarkıları
Fogerty’nin Creedence Clearwater Revival döneminde yazdığı parçalar arasında Proud Mary, Bad Moon Rising, Down on the Corner, Fortunate Son, Have You Ever Seen the Rain ve Someday Never Comes gibi klasikler bulunuyor. Bu üretken dönem, 1968 ile 1972 arasındaki dört yıllık süreçte şekillendi.
Sanatçının katalogu o kadar güçlü ki, Creedence Clearwater Revival’ın en iyi parçalarını içeren albüm bu hafta Billboard 200 listesinde 800. Haftasına ulaştı. Bu, albümün listenin tarihindeki en uzun beşinci koşularından biri olarak kayda geçti.
Johnny Mercer Ödülü ile yeni bir onur
Fogerty bu hafta Songwriters Hall of Fame tarafından verilen Johnny Mercer Ödülü ile onurlandırılacak. Bu ödül, kurumun en büyük onuru olarak kabul ediliyor.
Fogerty, ödülün kendisi için hayatının tamamını temsil ettiğini ve beklenmedik anda gelen bu çağrının onu duygulandırdığını anlattı. Müzisyen, ödülü bir anlamda yaptığı işin takdiri olarak gördüğünü söyledi.
Sanatçı, söz yazarlığı geleneğinde kendisinden önce gelen isimleri de anarak Irving Berlin, Hoagy Carmichael, Lennon-McCartney ve Carole King gibi isimlerin etkisine dikkat çekti. Fogerty, genç yaşta bu isimleri dinleyerek büyüdüğünü ifade etti.
En sevdiği sözler ve gözden kaçan şarkı
Fogerty’ye göre kendi yazdığı en sevdiği sözlerden biri Mystic Highway adlı parçada yer alıyor. Şarkının, hayatta yolculuk eden insanların belirsizliğini anlattığını ve kendisini hâlâ gülümsettiğini söyledi.
En az değer verilen şarkısının ise Weeping in the Promised Land olduğunu belirtti. Bu parçanın başlığını yıllar önce defterine yazdığını, ancak Covid dönemi ve kapanmalar sırasında şarkıya dönüştürdüğünü anlattı.
Protest şarkıları ve güncel siyaset
Fogerty, bugün neden daha az protest şarkı yazıldığı sorusuna yanıt verirken Bruce Springsteen’in hâlâ bu alanda üretim yaptığını söyledi. Ona göre genç söz yazarları daha rahat ve cesur bir tavırla toplumsal meseleleri dile getirebilir.
Sanatçı, Donald Trump’ın yaklaşımını eleştirerek korku siyaseti kurduğunu savundu. Sağlık, ekonomi ve sivil haklar gibi alanlarda onarım gerektiğini, buna karşın düşmanlaştırıcı bir dilin öne çıktığını söyledi.
Fogerty ayrıca Gazze’de Filistinlilere yönelik sert uygulamalara karşı ABD’de üniversite kampüslerinde yükselen protestolara değindi. Gençlerin bu tepkisini doğal bulduğunu ve bunun görülmesinin sevindirici olduğunu ifade etti.
Sanatçı, İsrail hükümetinin tutumunun İsrail toplumunun tamamını temsil etmeyebileceğini de söyledi. Aynı konuşmada ABD yönetimine yönelik hoşnutsuzluğunu da dile getirdi.
Kataloğunu geri almak ve satma ihtimali
Fogerty, geçmişte şarkılarının mülkiyeti üzerinde uzun yıllar süren bir mücadele verdiğini hatırlattı. Kendi eserlerine sahip olmamanın hayatında büyük bir yara olduğunu, bu durumun onu yıllarca rahatsız ettiğini anlattı.
Bugün hakların kendisine ait olması nedeniyle satış tekliflerine sıcak bakmadığını söyledi. Sanatçı, bundan sonra tek istediğinin müziğinin kontrolünü elinde tutmak olduğunu belirtti.
Fogerty, Bob Dylan’ın telif ve miras konusundaki yaklaşımına da değinerek çocukların şarkılar üzerinden kavga etmesinin çok zorlayıcı olabileceğini söyledi. Ona göre müzik haklarının yönetimi, sanatçılar için yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ailevi bir mesele de olabiliyor.