ABD’de milli parklar ve anıt alanlarında satılan bazı kitapların, yönetimin tarihi daha parlak göstermeyi amaçlayan yeni tarama süreci yüzünden satıştan kaldırıldığı iddia edildi. Tartışmanın merkezinde, kölelik ve İç Savaş üzerine yazılmış bir kitap ile federal kurumların geçmişe bakışı yer alıyor.
Yazar, kendi kitabının da bu süreçte raflardan çekildiğini anlatarak bunu sansür olarak niteledi. Kitapta, köleleştirilmiş insanların özgürlük arayışı ve İç Savaş’ın seyrini etkileyen gelişmeler anlatılıyor.
Öne çıkanlar
- İddia, ABD’deki ulusal parklar ve anıt mağazalarında bazı tarih kitaplarının incelemeye alınmasıyla gündeme geldi.
- Yazar, kölelik ve İç Savaş’ı anlattığı kitabının satıştan kaldırıldığını savundu.
- İnceleme sürecinin, Amerika tarihine ilişkin "olumsuz" görülen içerikleri ayıklamayı hedeflediği öne sürüldü.
- İçişleri Bakanlığı ve Ulusal Park Servisi tarafından doğrudan kaldırma talimatı verildiği ise yazarın aktardığı metinde reddedildi.
- Bir başka yazışmada, perakende ürünlerin yönetimin ideolojik hedefleriyle uyumlu olup olmadığının kontrol edilmesi istendiği belirtildi.
Sansür tartışmasını başlatan süreç
Anlatılanlara göre, 2025 yılının mayıs ayında Donald Trump’ın ikinci döneminin ilk aylarında İçişleri Bakanı Doug Burgum, "Amerikan Tarihini Gerçek ve Akılcı Hale Getirmek" başlıklı bir emir yayımladı. Bu emir, ulusal parklar ve anıtların sorumlularına, alanlardaki "uygunsuz içerikleri" gözden geçirme ve Amerika’nın geçmişine dair "yerilmiş" sayılabilecek işaretleri kaldırma çağrısı yaptı.
Bu yaklaşımın ardından, ziyaretçilerin Philadelphia’daki Independence Hall’da kurucu kuşakların sahip olduğu köleleştirilmiş insanlara dair çok az bilgiyle karşılaşacağı, Manzanar’daki savaş dönemi Japon Amerikalıların tutulduğu kampta bazı tarihsel ayrıntıların görünmez hale geldiği ve Fort Moultrie Ulusal Anıtı’nda Charleston Limanı’nı tehdit eden deniz seviyesi artışına ilişkin bilgilerin kaldırıldığı aktarıldı.
Emrin yalnızca sergi panolarını değil, anıt ve park mağazalarında satılan kitapları da kapsadığı ifade edildi. Malcolm X ve diğer siyah liderlerle ilgili bazı eserlerin kaldırıldığı da öne sürüldü.
Fort Monroe’daki kitap neden hedef oldu?
Tartışmanın odağındaki eser, Virginia’daki Fort Monroe’da geçen ve Lincoln’ün Köleliği Kaldırma Bildirgesi’ne uzanan süreci anlatan kitap oldu. Eserde, İç Savaş sırasında özgürlüğe kaçan köleleştirilmiş insanların Birlik tarafına yönelişi ve bunun savaşın askeri dengesine etkisi anlatılıyor.
Yazar, bu hikâyenin en muhafazakâr "vatansever içerik" tanımıyla bile uyumlu görünmesi gerektiğini savundu. Ancak kitabın kapağında U. S. Colored Troops üyeleri yer alması ve metnin açık biçimde kölelikten söz etmesi nedeniyle yetkililerin tereddüt etmiş olabileceğini belirtti.
Yazar, Ulusal Park Servisi’ne kitabının sansürlenip sansürlenmediğini sorduğunu, kurumun ise kendisine doğrudan kaldırma ya da yasaklama yönünde bir talimat verilmediğini söylediğini aktardı. Eastern National cephesinden ise birden fazla aramaya rağmen yanıt alınamadığı ifade edildi.
Kasım tarihli yazışma ve inceleme talimatı
Yazarın dikkat çektiği bir başka unsur, 25 Kasım 2025 tarihli bir mektup oldu. Bu yazıda, parklarla iş birliği yapan dernekler ve imtiyaz sahipleri tarafından işletilen satış noktalarındaki tüm perakende ürünlerin yönetimin ideolojik hedefleriyle uyumlu olup olmadığının gözden geçirilmesi istendi.
Mektupta, bu emre uygun olmadığı belirlenen ürünlerin derhal satıştan kaldırılması gerektiği ifade edildi. Sızdırıldığı belirtilen bir denetim veritabanında ise Yosemite Ulusal Parkı, Organ Pipe Cactus Ulusal Anıtı ve Selma’dan Montgomery’ye Ulusal Tarihî Yürüyüş Yolu gibi yerlerde mağaza raflarındaki kitapların incelemeye alındığı öne sürüldü.
Selma’dan Montgomery’ye uzanan tarihî hat üzerinde görevli olduğu belirtilen anonim bir yetkilinin, "aşırı tedbir" yaklaşımıyla The 1619 Project gibi köleliğin kökenlerini anlatan eserleri de kaldırılacaklar listesine yazdığı aktarıldı.
Yazarın mesajı: Tarih daralıyor
Yazar, bunun açık bir doğrudan sansürden ziyade, korku ve çekingenlik yaratan dolaylı bir baskı ortamı olduğunu savundu. Ona göre üst düzey bir yasak emri açıkça verilmese bile, alt kademelerdeki yöneticiler kariyer riskinden çekinerek daha sert kararlar alabiliyor.
Metinde, federal kamu kurumlarında yaşanan yaygın işten çıkarmalar ve görevden almaların da bu çekingenliği artırdığı vurgulandı. Bu atmosferin, Amerika’nın en önemli tarihî alanlarında duyulan sesleri daralttığı ve kolektif hikâyenin kritik bölümlerini dışarıda bıraktığı ileri sürüldü.
Yazar ayrıca, tarihteki "gag rule" uygulamasını hatırlattı. 1835 ile 1844 arasında Kongre’de köleliğin tartışılmasını yasaklayan bu kuralın, anayasal gerekçelerle kaldırıldığı; ancak o dokuz yılın kölelik kurumunun yayılmasına ve ülkeyi savaşa daha da yaklaştırmasına katkı yaptığı hatırlatıldı.
Bağlam: Tartışma, Amerika’nın geçmişte kölelik karşıtı yayınları bastıran tutumuyla, bugün tarih anlatısını denetim altına aldığı öne sürülen uygulamalar arasındaki benzerliğe dayanıyor. Yazarın itirazı, "olumlu" tarih anlatısı uğruna karmaşık ve acı bölümlerin görünmez hale getirilmesine yöneliyor.
Metinde yer alan en sert eleştiri ise, Güney’in savunduğu "mutlu ve huzurlu köleler" anlatısının gerçeği yansıtmadığı yönünde oldu. Yazara göre bu propaganda, açık tartışmayla değil, İç Savaş sırasında köleleştirilmiş insanların özgürlük için Birlik saflarına yönelmesiyle çöktü.