Suudi Arabistan ile ABD arasında geçen ay imzalanan 123 Anlaşması, iki ülkenin sivil nükleer enerji işbirliğini ilerletirken Amerikan şirketlerine Suudi Arabistan'ın nükleer enerji programına erişim imkanı sağladı.
Anlaşmayı ABD Enerji Bakanı Chris Wright ile Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman Al Suud imzaladı. ABD Enerji Bakanlığı, düzenlemenin ülkenin enerji ihtiyacını petrol dışı kaynaklarla karşılamasına katkı sunabileceğini açıkladı.
Petrole bağımlılığı azaltma hedefi
Suudi Arabistan'da elektrik talebi geçen yıl yıllık yüzde 3,8 yükselirken, elektrik üretiminin tamamına yakını fosil yakıtlardan sağlandı.
Elektrik talebinin 2026-2030 döneminde yıllık ortalama yüzde 3,1 artacağı tahmin ediliyor. Bu ihtiyacın karşılanmasında doğal gazın daha fazla kullanılması ve 2030'da elektrik üretiminin yüzde 80'inin doğal gazdan sağlanması bekleniyor.
Petrolün elektrik üretimindeki payının ise 2025'teki yüzde 37 seviyesinden 2030'da yüzde 6'ya düşmesi öngörülüyor. Yenilenebilir enerji yatırımları devam ederken nükleer enerji kapasitesinin geliştirilmesiyle üretimde kullanılan kaynakların çeşitlendirilmesi hedefleniyor.
Petrol dışı kaynakların payındaki artış, Suudi Arabistan'ın elektrik ihtiyacını karşılamak için petrole olan bağımlılığını azaltabilir. Böylece daha fazla petrolün ihracata yönlendirilmesi mümkün olabilir.
Nükleer enerjiye ekonomik büyüme rolü
ABD Dışişleri Bakanlığı eski kıdemli diplomatı Justin Friedman, nükleer enerjinin Suudi Arabistan'ın enerji portföyüne eklenmesinin kaynak çeşitliliğini artıracağını söyledi. Friedman, nükleer enerjinin yurt içindeki ekonomik büyümeyi destekleyebileceğini ve orta vadede daha fazla hidrokarbonun ihracata ayrılmasına imkan sağlayabileceğini belirtti.
Friedman, nükleer enerjinin kesintisiz enerji sağlayan ve karbon salımı olmayan bir baz yük kaynağı olduğunu ifade etti. Bu kaynağın Suudi Arabistan'ın enerji arzını güvence altına alabileceğini söyleyen Friedman, nükleer enerjinin rüzgar ve güneş gibi değişken kaynakların şebekeye daha fazla dahil edilmesine destek verebileceğini kaydetti.
Friedman ayrıca nükleer enerjinin hidrojenle ilgili yeni ekonomik alanlarda karbonsuz hidrojen üretimine katkı sunabileceğini dile getirdi.
Amerikan şirketleri için rekabet alanı
ABD'nin nükleer teknoloji ve malzemelerini ortak ülkelere ihraç edebilmesi için gerekli olan 123 Anlaşması, ABD'li şirketlerin Suudi Arabistan'daki nükleer enerji projeleri için rekabet etmesinin önünü açıyor.
Friedman, Suudi Arabistan'ın nükleer santral tedarikçisini seçme kararını birçok kez ertelediğini belirtti. Bu durumun, Riyad'ın rakip tedarikçilerin teklifleri yerine ABD'li şirketlerle çalışmayı tercih ettiği şeklinde yorumlanabileceğini söyledi.
Anlaşmanın tamamlanması için ABD Kongresinin incelemesi gerekiyor. Metnin ABD yönetimi tarafından resmen sunulmasının ardından Kongrenin temel değerlendirme başlıklarından biri, nükleer işbirliğinin barışçıl amaçlarla yürütülmesi ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin taahhütlerin nasıl güvence altına alınacağı olacak.