İran'a yönelik şubat saldırısı öncesinde Donald Trump yönetiminde savaşın muhtemel sonuçlarına ilişkin farklı uyarıların yapıldığı, ancak ABD Başkanı Trump'ın bu kaygıları dikkate almadığı öne sürüldü.
İddialara göre dönemin Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, İran'ın dini liderinin öldürülmesinin daha sert bir halefin iktidara gelmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Gabbard'ın ayrıca küresel petrol ve doğal gaz ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kapanması riskine dikkati çektiği belirtildi.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in ise müzakereleri önceleyen daha temkinli bir çizgiyi savunduğu aktarıldı. Vance'in, diplomatik bir anlaşmanın sonuçları ağır ve öngörülemeyen bir savaştan daha düşük maliyetli olacağını söylediği kaydedildi.
Askeri riskler ve mühimmat kaygısı
İddialarda, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile Genelkurmay Başkanı General Dan Caine'in Trump'a kesin sonuç almayı amaçlayan saldırı seçenekleri sunduğu ifade edildi.
Diğer yetkililerinse mühimmat eksikliği ve aşırı yük altındaki askeri gücün karşılaşabileceği sorunlar konusunda uyarıda bulunduğu öne sürüldü. Trump'ın bu kaygıları reddettiği ve ordunun ortaya çıkabilecek sorunların üstesinden gelebileceğini söylediği iddia edildi.
Savaşın seyri ve diplomatik baskı
İran'ın dönemin dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesi haberinin ardından Trump'ın savaşın ilk aşamasından memnuniyet duyduğu iddia edildi. Ancak yakıt fiyatlarının yükselmesi ve çatışmanın ilerlememesi üzerine Suudi Arabistan ile Katar'ın diplomatik çözüm yönünde baskı yaptığı aktarıldı.
ABD'deki şirket içi anketlerde Amerikalıların yaklaşık yüzde 80'inin savaşı sona erdirecek bir anlaşmayı desteklediği belirtildi. Bunun ardından Trump'ın haziran ayında geçici ateşkes sürecini izlediği öne sürüldü.
Bazı Cumhuriyetçilerin de uzun süren savaşın kasım ayındaki ara seçimlerde partiye zarar verebileceği uyarısında bulunduğu kaydedildi.
Nükleer müzakereler için tanınan 60 günlük süre, 17 Ağustos'ta nihai bir anlaşma sağlanamadan sona erdiği iddiasıyla gündeme geldi. İddialara göre yönetim daha sonra İran hükümetini zayıflatmayı amaçlayan ekonomik baskı politikasına yeniden yöneldi; bu kapsamda deniz ablukası ve yaptırımların kullanıldığı belirtildi.