ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 15 Eylül 2026'da katıldığı podcast programında Donald Trump'ın İsrail hükümetiyle ilişkilerde Amerikan ulusal çıkarlarını temel alacağını söyledi. Vance, Amerikan halkının çıkarları ile İsrail hükümetinin çıkarları arasında fark oluşması halinde Trump'ın Netanyahu hükümetiyle ayrışmaya hazır olduğunu belirtti.
Vance bu yaklaşımın İsrail'in güvenlik kaygılarını göz ardı etmek anlamına gelmediğini ifade etti. Nihai karar ölçütünün Washington açısından Amerikan ulusal çıkarları olması gerektiğini söyleyen Vance, Trump'ın son dönem ABD başkanları arasında İsrail hükümetiyle en fazla ayrışma iradesi gösteren başkan olduğunu savundu.

İran politikası ayrışmayı belirginleştirdi
Vance, Haziran 2026'da ABD ile İsrail çıkarlarının her zaman tamamen örtüşmediğini söylemiş ve böyle durumlarda Trump'ın Amerikan çıkarlarını izleyeceğini belirtmişti. 18 Haziran'da ise İsrail hükümetindeki bazı yetkilileri İran'la yapılan anlaşmaya yönelik eleştirileri nedeniyle hedef aldı.
ABD'nin diplomatik ve askeri desteğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini savunan Vance, İsrail tarafındaki bazı isimlerin anlaşmaya karşı Amerikan kamuoyunu etkilemeye çalıştığını ve savaşın uzamasını istediğini ileri sürdü. Temmuz 2026'da da İsrail hükümetindeki bazı isimlerin İran konusunda ABD politikasını etkilemeye çalıştığını söyledi. Beyaz Saray'ın, yabancı ülkelerin Amerikan kamuoyunu etkileme çabaları konusunda Vance ile aynı görüşü paylaştığı aktarıldı.

Stratejik ortaklık sürüyor
Vance'in açıklaması, ABD ile İsrail arasındaki stratejik ortaklığın sona erdiği anlamına gelmiyor. Mevcut ayrışmanın merkezinde İran diplomasisi, askeri angajmanın kapsamı ve Washington'un dış politika kararlarında hangi öncelikleri esas alacağı bulunuyor.
Trump yönetimi bir yandan İsrail'le ortaklığını sürdürürken, diğer yandan İran savaşı ve diplomatik anlaşmalar konusunda Tel Aviv'in beklentilerinden farklı bir çizgi izleyebileceği mesajını veriyor. Vance'in sözleri, "Amerika önce" yaklaşımının İsrail'e desteği reddetmeden ABD'nin stratejik karar alma bağımsızlığını öne çıkardığını gösteriyor.