Yunanistan’ın İsrail’den almayı planladığı Aşil Kalkanı hava ve füze savunma sistemi, kaynak kodları ile komuta-kontrol altyapısının kimin denetiminde olacağına ilişkin eleştirilerin odağına yerleşti. Eleştirilerde, projenin Yunanistan’ı İsrail teknolojisine bağımlı hale getirebileceği ve yeni güvenlik riskleri doğurabileceği savunuldu.
Sistemin tedarikinde görev alacak İsrailli şirketlerin geçmişinin de incelenmesi gerektiği öne sürüldü. İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii’nin 2017’de Predator casus yazılımını geliştiren Cytrox’ta yüzde 31 hisseye sahip olduğu ve şirketin yönetim kurulunda temsil edildiği belirtildi.
Cytrox’un daha sonra eski İsrail istihbarat mensubu Tal Dilian ile bağlantılı Intellexa yapılanmasına dahil olduğu ifade edildi. Predator yazılımı, Yunanistan’da siyasetçi ve gazetecilerin telefonlarının izlendiği casus yazılım skandalıyla ilişkilendirildi.
Kontrol ve kaynak kodu endişesi
Aşil Kalkanı’nın kritik unsurlarının sensörler, önleme sistemleri ve komuta-kontrol merkezinden oluştuğu aktarıldı. Askeri kaynaklar, sistemin "anahtarlarının" İsrail’in elinde kalabileceğini savundu ve bunun Yunanistan’ı İsrail diplomasisine bağımlı hale getirebileceğini ileri sürdü.
Değerlendirmelerde, ABD’nin de Aşil Kalkanı’nı satın almadığına dikkat çekildi. Bunun gerekçeleri arasında Washington’ın sistem üzerinde tam kontrol kuramaması ve İsrail’in kritik teknolojinin tümünü devretmemesi gösterildi.
Bu görüşlerin, Yunanistan’ın kaynak kodları ve komuta-kontrol altyapısı üzerindeki yetkisinin sınırlarına dair soru işaretlerini artırdığı belirtildi. Eski Büyükelçi Vasilis Bornovas, benzer silah sistemlerinin tedarikinde kaynak kodlarına erişimin temel meselelerden biri olduğunu söyledi.
Türkiye, Rusya ve kuzey kaynaklı tehdit değerlendirmesi
Bornovas, Aşil Kalkanı’nın tüm unsurlarının doğrudan Türkiye’yi hedef almadığını savundu. Sistemin önemli bir bölümünün Rusya’dan ve kuzeyden gelebilecek tehditler çerçevesinde değerlendirildiğini belirten Bornovas, Türkiye ile İsrail arasındaki mevcut gerilimin kalıcı olmayabileceğini ve iki ülkenin güçlü ordulara sahip olduğunu dile getirdi.
Lefkoşa Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Themis Tzimas ise Aşil Kalkanı büyüklüğündeki bir savunma anlaşmasının kamuoyuna yeterli bilgi verilmeden ilerletildiğini ileri sürdü. Tzimas, süreci "ulusal savunmanın çözülmesi" olarak nitelendirdi.
Yunanistan Komünist Partisine yakın 902. Gr de İsrail’den tedarik edilmesi planlanan sistemin ülkenin güvenliğini artırmak yerine yeni riskler yaratabileceğini savundu.
Eleştirilerde ayrıca, sistem unsurlarının yerleştirileceği noktaları belirlemek üzere İsrailli yetkililerin Yunanistan’daki askeri altyapıyı ayrıntılı biçimde incelediği ileri sürüldü. Bu süreçte ülkenin kritik askeri tesisleri hakkında kapsamlı bilgi edinilebileceği iddia edildi.