Elektrik talebi artarken, bazı ABD eyaletleri sanal santralleri şebeke yönetiminin merkezine daha fazla yerleştiriyor. Dağınık kaynakları tek merkezden yönetmeye dayanan bu sistemler, enerji arzını güçlendirmek ve kısa süreli pik ihtiyacı daha temiz ve daha düşük maliyetle karşılamak için kullanılıyor.
Massachusetts’te Vali Maura Healey’nin 13 Mart’ta yayımladığı kararname, enerji arzını ve uygun fiyatlı elektriği artırmayı hedefliyor. Plan, 2035’e kadar 3,5 gigavatlık talep yönetimi kaynağı oluşturulmasını öngörüyor; bu başlık altında sanal santraller de yer alabiliyor.
Kararnamede elektrikli araç şarjının yönetimi, enerji verimliliği ve talep yanıtı programları da kapsam içinde sayılıyor. Eyalet yönetiminin eylülde yayımlaması beklenen raporla, mevcut talep yönetimi ve ilgili enerji programlarının bir envanteri çıkarılacak.
Bu hedefin ölçeği dikkat çekici. Yeni İngiltere şebekesinin 2025’teki en yüksek talebi 26,1 gigavat olarak ölçülürken, California’daki en büyük sanal santral ağlarından biri geçen yıl temmuz ayında yaklaşık yarım gigavatlık zirve üretime ulaştı.
Massachusetts’teki adım, enerji altyapısına yapılacak pahalı yatırımların bir bölümünü hafifletme potansiyeli taşıyor. Batarya depolama, pik dönemde devreye giren doğalgaz santralleri ve benzeri pahalı ekipmanlara duyulan ihtiyacı azaltabilecek araçlardan biri olarak görülüyor.
Minnesota’da ise düzenleyiciler 13 Mayıs’ta Xcel Energy’nin mahalle bazlı 200 megavatlık batarya kurulum planını onayladı. Her biri 1 ila 3 megavat arasında değişecek bataryaların, şebeke güvenilirliğini artırmak ve büyük altyapı yatırımlarına ihtiyacı azaltmak için kullanılacağı belirtildi.
Bu planda tartışma yaratan başlık, bataryaların şirketin mülkiyetinde ve tam kontrolünde olacak olması. Tüketici savunucuları, ev ve iş yerlerinde bulunan ya da kiralanan bataryalara dayalı dağınık sanal santral modellerinin daha verimli olacağını savunuyor.
Xcel Energy ise Capacity*Connect adlı programın, bataryaları tam olarak şebekede ihtiyaç duyulan noktalara yerleştirmek için tasarlandığını söylüyor. Şirket, bataryaların güvenli ve güvenilir biçimde işletilebilmesi için mülkiyetin kendisinde olmasının önemli olduğunu savunuyor.
Kurumsal sahiplik ile tüketici temelli dağınık model arasındaki fark, sanal santral tartışmasının merkezine yerleşmiş durumda. Bazı uzmanlar, şirketin bataryalar üzerinde tam yetkiye sahip olmasının maliyet kontrolünü zayıflatabileceğini ve sistemi daha az esnek hale getirebileceğini düşünüyor.
Sanal santrallerin ölçeği artık küçük bir yan çözüm olmaktan çıkmış durumda. Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı’nın Ocak 2025’te yayımladığı rapor, ülkede yaklaşık 180 proje bulunduğunu ve bunların toplam potansiyel kapasitesinin 19 gigavat seviyesine ulaştığını ortaya koydu.
Bu kapasite, Yeni İngiltere şebekesinin en yüksek talebinin neredeyse dörtte üçüne denk geliyor. California, Colorado ve Massachusetts gibi eyaletlerde yoğunlaşan bu projeler, fosil yakıtlardan uzaklaşma sürecinde sanal santrallerin artık ciddiye alınması gereken bir araç haline geldiğini gösteriyor.