ABD’de düşük gelirli konut üretimini desteklemek için kullanılan federal vergi kredisi programı, giderek daha sert bir eleştirinin hedefinde. Programın, yılda 15 milyar dolara kadar vergi teşvikiyle yeni daireler yapılmasını sağladığı; ancak bu dairelerin önemli bir bölümünün, gerçek anlamda en düşük gelir gruplarının erişebileceği seviyenin üzerinde kaldığı aktarılıyor.
Özellikle Portland, Oregon’da tablo dikkat çekiyor. Kentte her gece binlerce kişi sokakta, çadırlarda, çalılıklarda ve üst geçitlerde barınmaya çalışırken, yerel yönetim ve geliştiriciler federal programla desteklenen yeni konut üretimini artırdı. Buna rağmen kiralar, ev satış fiyatları ve barınma krizi aynı anda büyümeyi sürdürdü.
Öne çıkanlar
- Federal program, ülke genelinde yılda 15 milyar dolara kadar vergi kredisi sağlıyor.
- Programın büyük bölümü, yeni konut üretimini teşvik eden temel araçlardan biri olarak kullanılıyor.
- Portland’da sübvanse edilmiş konutların kira düzeyi, çoğu zaman piyasa kiralarına yakın kalıyor.
- Şehirde son sayımlarda yaklaşık 2 bin sübvanse edilmiş birimin boş kaldığı belirtiliyor.
- Eleştiriler, programın en düşük gelir grubuna yeterince derin destek sağlamadığı noktasında yoğunlaşıyor.
Kira ile gelir arasındaki uçurum
Programın temel koşullarına göre, geliştiricilerin çoğu durumda kiraları medyan gelirin yüzde 60’ı düzeyindeki bir hanenin karşılayabileceği seviyede tutması yeterli oluyor. Bu eşik, dört kişilik bir aile için yaklaşık 75 bin dolarlık yıllık gelire denk geliyor. Ancak bu rakam, bazı kentlerde zaten sıradan piyasa kirasına yaklaşmış durumda.
Sonuç olarak, federal teşvikle üretilen çok sayıda birimde bir yatak odalı dairelerin aylık kira bedeli yaklaşık 1. 400 dolar seviyesine ulaşıyor. Bu tutar, yıllık 75 bin dolar kazanan bir aile için yönetilebilir görünse de yerel asgari ücret civarında 35 bin dolar kazanan biri için aylık gelirin neredeyse yarısına karşılık geliyor.
Boş kalan sübvanse edilmiş daireler
Portland’da son dönemde yaklaşık 2 bin sübvanse edilmiş birimin boş kaldığı bildiriliyor. Bu durumun yalnızca tek bir kente özgü olmadığı, Seattle’dan San Francisco Körfez Bölgesi’ne ve Denver’a kadar benzer örneklerin görüldüğü belirtiliyor.
Uzmanların yıllardır dile getirdiği eleştiriler, programın gerçekten çok düşük gelirli kiracılara yeterince derin destek sağlamadığı yönünde. Araştırmalar, bu modelin çoğu zaman piyasada zaten fazla olan gelir ve kira aralıklarında konut ürettiğini; toplam arzı piyasanın kendisinin üreteceğinden anlamlı biçimde fazla artırdığını göstermediğini savunuyor.
Eleştiriler neden büyüyor
Programı eleştiren akademisyenler ve kent planlama uzmanları, kamu kaynağının kiracıya doğrudan destek veren kira yardımı kuponlarına yönlendirilmesinin daha etkili olabileceğini söylüyor. Bazı hesaplamalara göre, aynı para kiracıya doğrudan ulaştırıldığında iki katına varan etki görülebileceği ileri sürülüyor.
Programın karmaşık yapısının ise düşük gelirli konut alanında yeni bir sektör yarattığı, geliştiricilerden yatırımcılara, avukatlardan muhasebe uzmanlarına kadar geniş bir çevrenin bu teşvikten yararlandığı ifade ediliyor. Eleştirmenler, sistemin konut üretiminden çok bir teşvik endüstrisine dönüştüğünü savunuyor.
Washington’daki siyasi destek
Buna karşın program, iki partiden de güçlü destek almayı sürdürüyor. Federal konut politikasında yıllardır temel araçlardan biri olarak görülen vergi kredisi, farklı kesimler tarafından savunuluyor. Konut programlarının tamamen kesilmesine karşı çıkan isimler, bunun ABD’deki en başarılı federal konut üretim araçlarından biri olduğunu ileri sürüyor.
Öte yandan bazı senatörler, programın genişletilmesini savunuyor. Bu yaklaşım, eleştirmenlerin önerdiği yönün tam tersine, destek kapsamını yalnızca düşük gelirli ailelerle sınırlı tutmak yerine orta gelir gruplarına da yaymayı içeriyor. Eleştirmenler ise asıl ihtiyacın, en alttaki gelir grubuna gerçekten ulaşan daha derin sübvansiyonlar olduğunu vurguluyor.
Portland örneğinin anlattığı şey
Portland’da konut üretimi son yıllarda hızlansa da bu artış, kira baskısını ve evsizliği hafifletmekte yeterli olmadı. Kentte son beş yılda uygun fiyatlı konut üretimi belirgin biçimde yükselirken, kiralar ve ev fiyatları da gelirlerin önünde artmaya devam etti.
Uzmanlara göre temel sorun yalnızca inşaat hızı değil; desteklenen kiraların, en düşük gelir grubunun ödeme gücüne inmemesi. Bu nedenle yeni binalar yapılmasına rağmen boşluk oranı yükseliyor, bazı sübvanse edilmiş projeler ise beklenen doluluğa ulaşamıyor.
Bağlam: Düşük gelirli konut kredisi, 1980’lerden bu yana ABD’de konut üretiminin ana araçlarından biri. Ancak Portland’daki tablo, daha fazla bina üretmenin tek başına barınma krizini çözmediğini; kimin için, hangi kira seviyesinde ve hangi hızla üretim yapıldığının belirleyici olduğunu gösteriyor.
Konut krizinin derinleştiği kentlerde tartışma artık yalnızca kaç daire yapıldığına değil, bu dairelerin gerçekten kimin erişebileceği bir düzeyde olup olmadığına çevrilmiş durumda. Eleştiriler, programın mevcut haliyle piyasa ile rekabet eden ama en kırılgan haneleri yeterince korumayan bir yapıya dönüştüğünü söylüyor.
.