Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham, 17 Temmuz'da başlayan görevindeki ilk ayı ekonomik ve idari baskılarla geçiriyor. Yaşam maliyetini düşürmek, ekonomik büyümeyi canlandırmak ve kamu maliyesini toparlamak, hükümetin önündeki başlıca başlıklar arasında yer alıyor.
Burnham'ın ilk dönem vaatleri arasında Westminster'dan yerel yönetimlere daha fazla yetki aktarılması ve temel hizmetlerin kamu denetimine alınması da bulunuyor. Ancak uzmanlara göre hükümetin hareket alanı, zayıf büyüme ve kamu borcuyla sınırlanıyor.
Büyüme ve yaşam maliyeti baskısı
Queen Mary University of London'da kamu politikası profesörü Patrick Diamond, acil önceliğin enerji faturaları ve toplu taşıma ücretleri üzerinden yaşam maliyetini hafifletmek olduğunu söyledi.
Diamond, Birleşik Krallık ekonomisinin Brexit sonrasında zayıf kaldığını ve ülkenin mali durumunda belirgin bozulma yaşandığını belirtti. Ekonominin yüzde 1,5'in üzerinde büyümediğini ifade eden Diamond, bu seviyenin sosyal devlet ile kamu hizmetlerini desteklemek için yeterli olmadığını kaydetti.
Uzman, sürdürülebilir büyüme sağlanırken sosyal önceliklerden vazgeçilmeden kamu borcunun azaltılmasının da temel sınamalardan biri olduğunu söyledi. Yaşam maliyetindeki baskının kamu güvenini yeniden oluşturmak için başlangıç noktası olabileceğini belirten Diamond, hükümetin aynı zamanda rekabet gücünü artırması gerektiğini dile getirdi.
Diamond'a göre bürokrasinin azaltılması, işletme kurmanın ve işletmeleri büyütmenin kolaylaştırılması özel sektörün daha verimli çalışmasına katkı sağlayabilir.
Kamu hizmetleri ve bölgeler arasındaki fark
Surrey Üniversitesi Siyaset Bölümü Başkanı Amelia Hadfield, Burnham'ın bölgesel eşitsizlik, düşük verimlilik ve sağlık, sosyal bakım ile konut hizmetlerinde biriken sorunlardan oluşan karmaşık bir iç gündem devraldığını söyledi.
Hadfield, yaşam maliyeti baskısı ile kamu hizmetlerindeki gecikmelerin kamu güvenini zayıflatabileceği uyarısında bulundu. Enerji güvenliğinin sağlanması, temiz elektrifikasyonun hızlandırılması ve sanayinin korunması gerektiğini vurguladı.
Hadfield, hükümetin ilk 100 günde yetki devri, bölge temelli girişimler, beceri ve istihdam politikaları ile altyapı yatırımlarını hızlandıracak planlama düzenlemelerine öncelik vermesi gerektiğini belirtti.
Planların uygulanmasındaki engeller
Kamu maliyesindeki kısıtlar ve birbirleriyle yarışan bütçe baskıları, hükümet planlarının hızını ve kapsamını daraltabilir. Hadfield, merkezi yönetimdeki parçalı yapının, kurumların birbirinden kopuk teşviklerinin ve yavaş tedarik ile hukuk süreçlerinin hızlı uygulamayı zorlaştırabileceğini söyledi.
Sektör lobileri ve mevcut çıkar grupları da düzenleyici reformların önünde engel oluşturabilir. Hadfield, geçmişteki sanayilere bağlı topluluklarda reform yorgunluğu ile paylaşım endişelerinin toplumsal tepkiye yol açabileceği uyarısını yaptı.
Enerji fiyatlarındaki oynaklık ve küresel ekonomik yavaşlama gibi dış şokların hükümetin dikkatini ve kaynaklarını başka alanlara çevirebileceğini belirten Hadfield, aşamalı uygulama, güvenilir taahhütler ve güçlü kurumların önem taşıdığını ifade etti.