İspanya yönetimindeki Ceuta’da göçmenlerin durumunu değerlendiren Fas İnsan Hakları Örgütü Başkanı Nofel Belamri, yetkililerden insan onurunu ve yasal güvenceleri temel alan bir yaklaşım benimsemelerini istedi. Belamri, özellikle zorla geri gönderme uygulamalarının uluslararası insan hakları hukuku çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi.
Göçmenlerin barınma ve temel ihtiyaçları
Belamri, Ceuta ve Melilla’ya geçen kişilerin barınma, gıda ve suya erişiminin sağlanması gerektiğini belirtti. İspanya yönetimindeki iki kentte bulunan göçmenlerin uluslararası insan hakları hukuku, Avrupa mahkemelerinin kararları, İspanyol yargısı ve ulusal mevzuat tarafından güvence altına alınan haklara sahip olduğunu ifade etti.
Göçmenlerin insan hakları ve onurları korunmadan zorla geri gönderilmesine karşı çıkan Belamri, uluslararası insan hakları hukukunun toplu geri göndermeyi yasakladığını kaydetti. Dosyanın sadece güvenlik perspektifiyle değerlendirilmesinin çözüm sağlamayacağını vurguladı.

29-31 Temmuz geçişlerindeki farklı veriler
Ceuta sınırında 29-31 Temmuz’da Fas’tan ve Afrika ülkelerinden gelen on binlerce kişinin katıldığı geniş çaplı düzensiz geçişler yaşandı. Geçiş yapanların büyük bölümünün daha sonra Fas’ın Fnidek kentine geri gönderildiği belirtildi.
Fas Ulusal İnsan Hakları Konseyi 7 Ağustos’ta 14 ölüm bildirdi. İspanyol verilerinde ise hayatını kaybedenlerin sayısı 80 olarak yer aldı. Geçiş yapanların sayısını Fas makamları yaklaşık 40 bin, İspanyol makamları ise 70 binin üzerinde tahmin etti.
Belamri, Ceuta’daki tüm göçmenlerin kayıt altına alınmasını istedi ve kamuoyuna yansıyan sayıların gerçek bir sayım sonucuna dayanmadığını söyledi.
Refakatsiz çocuklar için koruma çağrısı
Ceuta’da aileleri olmadan bulunan refakatsiz göçmen çocukların durumunun daha karmaşık olduğunu belirten Belamri, kentteki barınma merkezinin mevcut çocukların tamamını ağırlayamadığını ifade etti. Bazı çocukların sokakta barınma, gıda ve sudan yoksun kaldığını söyledi.
Belamri’ye göre çocukların korunabilmesi için kayıtlarının yapılması, kimliklerinin belirlenmesi, kendileriyle görüşülmesi ve haklarındaki idari kararlara itiraz edebilmeleri gerekiyor. Bu işlemlerde çocukların üstün yararının gözetilmesi gerektiğini vurguladı.
Belamri, Ceuta’yı yöneten makamların Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin refakatsiz ve ailesinden ayrılmış çocuklara ilişkin 2005 tarihli 6 numaralı genel yorumunda öngörülen uygulamaları henüz hayata geçirmediğini savundu. Söz konusu metin; çocukların belirlenmesini, kimliklerinin tespit edilmesini, kendilerine vasi atanmasını, görüşlerinin alınmasını, uygun barınma ve bakım sağlanmasını, toplu geri göndermeden korunmalarını ve idari kararlara itiraz edebilmelerini öngörüyor.
2013 tarihli 16 numaralı genel yorum ise ticari faaliyetlerin çocuk hakları üzerindeki etkisine ilişkin devlet yükümlülüklerini ele alıyor. Metin, şirketlerin çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinin önlenmesini, gerekli özen yükümlülüğünün uygulanmasını ve etkili başvuru yolları oluşturulmasını öne çıkarıyor.
İspanya ile Fas arasındaki geri gönderme planı
Fas, 12 Ağustos’ta Ceuta’daki refakatsiz çocukların geri gönderilmesine ilişkin işlemlerin hızlandırılmasını istedi. Avrupa Komisyonu Sözcüsü Markus Lamert de 18 Ağustos’ta Avrupa Birliği mevzuatında düzensiz durumda bulunan refakatsiz çocukların geri gönderilmesine ilişkin hükümlerin bulunduğunu söyledi.
Lamert, Madrid ve Rabat yönetimlerini geri dönüş işlemlerini etkili biçimde yürütmek için iş birliği yapmaya teşvik ettiklerini belirtti. İspanya hükümeti ise 19 Ağustos’ta Ceuta’daki idari baskıyı azaltmak ve çocukların bakımını güçlendirmek amacıyla yaklaşık 500 refakatsiz çocuğu ülkenin farklı bölgelerine nakletme planını açıkladı.
Belamri’nin ihlal iddiaları
Belamri, Fas İnsan Hakları Örgütü ile diğer insan hakları kuruluşlarının Ceuta’da bazı ihlaller tespit ettiğini söyledi. Genç kadınlar ve kız çocuklarının şiddet ve cinsel saldırıya maruz kaldığını öne sürdü.
Ceuta sokaklarında barınma, gıda ve sudan yoksun çocukların bulunduğunu savunan Belamri, bu çocukların uluslararası hukuka uygun biçimde barınma merkezlerine yerleştirilmediğini belirtti. Ayrıca bazı göçmenlerin İspanyol Sivil Muhafızları ve askerler tarafından saldırıya uğradığını iddia etti.
Ceuta ve Melilla’nın yanı sıra Akdeniz’deki bazı adalar da İspanya yönetiminde bulunuyor. Fas yönetimi bu bölgeleri "işgal altındaki Fas toprakları" olarak nitelendiriyor.