Ford Motor, enerji depolama sistemleri pazarında büyümek için Çinli CATL’nin batarya teknolojisine yönelirken, eski ortağı SK On ile yürüttüğü planlardan kalan bazı varlıkları da bu alana çevirmeye başladı. Şirketin bu tercihi, elektrikli araç bataryalarından enerji depolamaya uzanan strateji değişimini net biçimde ortaya koyuyor.
Karar, Ford ile SK On arasındaki 11,4 milyar dolarlık BlueOval SK ortak girişiminin dağılmasının ardından geldi. Aralık ayında iki taraf, elektrikli araç talebinin beklenenden zayıf kalması nedeniyle yatırım planlarını yeniden değerlendirme konusunda uzlaşmış, Ford Kentucky’deki batarya tesislerinin kontrolünü devralmış, Tennessee’deki tesis ise SK On’a geçmişti.
Kentucky tesisleri enerji depolamaya dönüyor
Ford, Kentucky’deki tesisleri yalnızca elektrikli araç bataryası üretmek için kullanmak yerine enerji depolama sistemleri için yeniden konumlandırıyor. Bu dönüşümde şirketin CATL’nin lityum demir fosfat, yani LFP teknolojisine dayanması dikkat çekiyor.
LFP bataryalar, özellikle büyük ölçekli enerji depolama projelerinde uzun ömür, güvenlik ve daha düşük maliyet nedeniyle öne çıkıyor. Bu nedenle teknoloji, şebeke destekli projelerden yenilenebilir enerji yatırımlarına kadar geniş bir kullanım alanı buluyor.
Ford Energy sahaya indi
Şirket kısa süre önce enerji depolama odaklı Ford Energy adlı bağlı kuruluşunu kurdu. Ford, bu alandaki ilk büyük batarya tedarik anlaşmasını da Fransız enerji şirketi EDF ile yaptı.
Ford’un bu yıl enerji depolama işine yaklaşık 1,5 milyar dolar yatırım yapmayı planladığı da aktarıldı. Böylece şirket, yalnızca otomobil üretiminde değil, enerji altyapısında da daha güçlü bir konum kurmaya çalışıyor.
ABD’de Çin bağlantılı teknoloji tartışması
Ford’un CATL ile daha yakın çalışması, Washington’ın Çin merkezli batarya tedarik zincirlerine bağımlılığı azaltma hedefinin sürdüğü bir dönemde gelmesi nedeniyle yakından izleniyor. Buna karşın Ford’un enerji depolama alanında hız kazanmak için maliyet ve tedarik avantajı sunan LFP teknolojisine yöneldiği görülüyor.
Şirketin EDF ile yaptığı anlaşma, Ford’un enerji depolama pazarında ilk büyük referans projesini almak için riskin bir kısmını üstlenmiş olabileceği yorumlarına da yol açtı. LFP’nin dayanıklılığı, güvenliği ve maliyet avantajı, yenilenebilir enerji geliştiricileri açısından önemli bir tercih nedeni olarak öne çıkıyor.
Güney Koreli üreticiler yeni rekabetle karşı karşıya
Gelişme, Kuzey Amerika’daki Güney Koreli batarya üreticileri için yeni bir rekabet baskısı anlamına geliyor. Ford’un EDF’ye 4 gigawatt saate kadar LFP bataryası tedarik etmeyi içeren anlaşması, Çin bağlantılı teknolojiye yönelik siyasi incelemelere rağmen CATL’nin ABD enerji depolama pazarında daha görünür hale gelmesini sağlıyor.
Sektör temsilcileri ise rekabetin yalnızca batarya kimyasıyla sınırlı olmadığını savunuyor. Üretim deneyimi, operasyonel güvenilirlik, kalite ve güvenlik yönetimi ile tedarik zinciri dayanıklılığı da bu alanda belirleyici unsurlar arasında gösteriliyor.
Güney Koreli şirketler de ABD’deki müşteriler için Çin’den bağımsız tedarik zincirlerini öne çıkararak ve yerli malzeme tedarikçileriyle işbirliklerini güçlendirerek büyüyen enerji depolama talebinden pay almaya çalışıyor.
Özellikle yapay zekâ veri merkezleri, elektrik şebekeleri ve yenilenebilir enerji projeleri için güç ihtiyacının artması, büyük ölçekli enerji depolama pazarını daha da hızlandırıyor. Ford’un son hamlesi de bu büyüyen pazarda erken yer kapma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.