Üst düzey ve güçlü isimlerle ters düşmek çoğu çalışan için zorlayıcı olabilir. Ancak doğru kurulan bir itiraz, ilişkinin zedelenmesine yol açmadan görüşünüzü duyurmanın en etkili yollarından biri de olabilir.
Yönetici koçu Melody Wilding, güçlü insanlarla iletişim kurarken doğrudan "yanlışsınız" demek yerine daha diplomatik ifadeler kullanmanın, hem güveni hem de saygıyı koruyabildiğini söylüyor. Wilding, bu yaklaşımın tartışmayı kavgaya dönüştürmeden karşı tarafın ikna olmasını kolaylaştırdığını vurguluyor.
Öne çıkanlar
- Güçlü kişilerle doğrudan çatışma yerine ortak zemin kurmak öneriliyor.
- İtiraz ederken karşı tarafın bakış açısını kabul eden bir giriş, savunmayı azaltabiliyor.
- Eleştiriyi kişiye değil plana yöneltmek daha yapıcı bir çerçeve sunuyor.
- Eksik görülen noktaları yumuşak bir dille işaret etmek, karar vericilerin algısını güçlendirebiliyor.
- Karşı tarafı bir alternatif senaryoyu düşünmeye yöneltmek, uygulanabilirlik tartışmasını açabiliyor.
Ortak zeminden başlamak
Wilding’e göre anlaşmazlık yaşanan bir konuda ilk adım, karşı tarafla uzlaşılan noktayı bulmak. Örneğin bir planın zamanlaması konusunda haklı bir endişe varsa bunu kabul edip ardından kendi itirazınızı eklemek, iletişimi daha sağlam bir zemine taşıyor.
Bu yaklaşım, karşı tarafı otomatik olarak engellenmiş hissettirmek yerine konuşmanın parçası haline getiriyor. Böylece itiraz, "bunu yapmayalım" çıkışından çok, "bunu nasıl daha iyi yapabiliriz" sorusuna dönüşüyor.
Veriyi öne çıkaran itiraz
Wilding, yöneticinin tüm ayrıntıları sahadaki kadar net görmeyebileceğini hatırlatıyor. Bu nedenle yeni bir bakış açısı sunarken amaç, onu düzeltmek değil düşüncesine ek bir katman eklemek olmalı.
Örnek olarak, bir özelliğin yeterince kullanılmadığı için kaldırılmasının önerildiği bir durumda, kullanıcıların düzenli giriş yaptığını ya da belirli bir kesimde kullanımın güçlü kaldığını söylemenin daha dengeli bir itiraz sunduğu belirtiliyor. Bu yöntem, kararı reddetmek yerine kapsamını genişletiyor.
Suçu kişiden plana çevirmek
Yoğun baskı altında kullanılan sert ifadeler çoğu zaman yargılayıcı bir ton yaratabiliyor. Wilding, sorunu kişinin fikrine değil, önerilen planın risklerine odaklayarak anlatmanın daha etkili olduğunu savunuyor.
Örneğin başka bir ekibin etkilenebileceği bir çalışma planında, asıl riskin ne olduğunun açık biçimde söylenmesi gerekiyor. Bu çerçeve, kişisel suçlama yerine olası sonuçları görünür kılıyor.
Eksik noktayı yumuşak biçimde hatırlatmak
Wilding’e göre "Sadece şunu da hesaba katmak istiyorum" gibi bir giriş, karşı tarafı azarlamak yerine eksik kalan parçayı tamamlamaya yarıyor. Özellikle çok sayıda önceliği yöneten üst düzey isimler, bu tür nazik hatırlatmaları daha kolay kabul edebiliyor.
Burada önemli olan kişisel tercihleri değil, birçok paydaşı ilgilendiren gerçek riskleri gündeme taşımak. Böylece itiraz, küçük bir memnuniyetsizlik değil, işin bütününü gözeten bir uyarı olarak algılanıyor.
Alternatif senaryoyu düşündürmek
Listede yer alan bir başka ifade de karşı tarafı gelecekteki bir ihtimali zihninde canlandırmaya davet ediyor. Wilding, "Bunun gerçekleşmesi için ne doğru olmalı? " gibi soruların, muhatabı savunmadan çok çözüm arayışına yaklaştırabildiğini anlatıyor.
Bu yöntem, öneriyi bir baskı unsuru gibi sunmak yerine uygulanabilir bir seçenek haline getirmeye yardımcı oluyor. Özellikle yöneticinin üzerine yeni iş yükleri eklediği durumlarda, hangi görevin öncelikli olduğu daha net biçimde konuşulabiliyor.
Bağlam: Wilding, bu iletişim tekniklerini uzun süredir profesyonellere öğrettiğini ve güçlü pozisyonlardaki isimlerle konuşurken saygıyı korumanın kariyer açısından belirleyici olabildiğini aktarıyor. Ona göre amaç, ses yükseltmek değil, sözü etkili kurmak.
Haberde yer alan öneriler, işyerinde küçük görünen bir cümlenin bile nasıl büyük bir etki yaratabileceğini gösteriyor. Güçlü biriyle anlaşmazlık yaşandığında, kullanılan kelimeler bazen fikrin kendisinden daha fazla sonuç doğurabiliyor.
.