Fransız sol görüşlü lider Jean-Luc Mélenchon, Filistin davasını savunmak için insanların herhangi bir karşılık beklemesine gerek olmadığını ve insanların başkalarının acılarını içgüdüsel olarak önemsediklerini söyledi.
Boyun Eğmeyen Fransa lideri, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde TF1 Info'nun "Pourquoi Président(e)?" serisi için verdiği röportajda, "Filistin davasına kendimizi adamak için herhangi bir karşılık beklememize gerek yok. Biz sosyal varlıklarız; başkalarının acıları karşısında kendiliğimizden kaygı duyarız" dedi.
'Özgeciliğin en yüce biçimi'
Mélenchon, karşılık beklemeden hareket etmeyi "özgeciliğin en yüce biçimi" olarak nitelendirdi. "Dünyanın öbür ucunda meydana gelen olaylar neden beni ilgilendiriyor? Bundan herhangi bir karşılık beklemiyorum" dedi.
Binlerce kişinin dünya genelinde başkalarını kendi güvenliğini riske atarak savunduğunu belirten Mélenchon, bu kişilerin polisin izin vermediği protestolara katıldığını, çevrelerindekilerin tepkisiyle karşılaştığını veya herhangi bir karşılık beklemeden para bağışladığını söyledi.
2009'da dönüm noktası
Hayatının ilerleyen dönemlerinde Filistin meselesine neden bu kadar yoğun biçimde dahil olduğu sorulan Mélenchon, dönüm noktasının 2009'da İsrail'in Gazze'deki Dökme Kurşun Operasyonu olduğunu söyledi. Mélenchon, o dönemde Filistinlilerin "açık hava hapishanesi" olarak tanımlanan bir yerde mahsur kaldığını fark ettiğini belirtti.
Bu tür bir bağlılığın, insanları öfkelendiren ve bunun da "insanların benzer olduğu duygusundan" kaynaklanan bir durumdan doğduğunu söyleyen Mélenchon, insanların sosyal varlıklar oldukları için politik hayvanlar olduğunu savunan Aristoteles'in görüşüne atıfta bulundu.
Açıklamalar, Mélenchon'un Paris'te düzenlenen ve göstericiler arasında Filistin bayraklarının görüldüğü kitlesel protesto yürüyüşüne katılmasından bir gün sonra geldi. Mélenchon, Fransız siyasetinde uzun süredir İsrail'in Gazze'deki savaşının en sert eleştirmenlerinden biri olarak öne çıkıyor.