ABD ile Çin arasındaki teknoloji rekabeti, Microsoft'un Çin'deki operasyonlarını daraltmasıyla küresel şirketlerin karşılaştığı baskıyı görünür hale getirdi. Microsoft, son 5 yılda ülkede en az 15 şube ve ortak girişimi kapattı ancak Çin'den tamamen çıkma planı olmadığını savunuyor.
Şirketin durumu, teknoloji firmalarının ABD ve Çin'de aynı anda tam kapasiteyle çalışabildiği dönemin geride kaldığını gösteriyor. Çin pazarından bütünüyle ayrılmak ticari ve operasyonel açıdan kolay değilken, ülkedeki faaliyetleri büyütmek de siyasi ve düzenleyici kısıtlamalar nedeniyle giderek zorlaşıyor.
Washington ve Pekin kaynaklı baskı
Microsoft'un Çin'deki faaliyetlerini aynı anda iki farklı baskı şekillendiriyor. Washington yönetiminin gelişmiş çiplere yönelik ihracat kısıtlamaları, Ocak 2026 itibarıyla Nvidia'nın H200 modeli için duruma özel lisanslama sistemine dönüştü. Bu düzenleme yüzde 25 gümrük vergisi, miktar kotaları ve zorunlu ABD testlerini de kapsıyor.
Değişen kurallar, şirketler için kesin bir yasaktan ziyade kalıcı bir belirsizlik yaratıyor. Bu ortam Microsoft'un Çin'deki yapay zeka ve bulut altyapısını genişletme esnekliğini sınırlıyor.
Çin'deki diğer baskı ise yerli yazılım kullanımını artırma politikasından kaynaklanıyor. Kamu şirketlerini yabancı araçlar yerine yerli yazılımlara yönlendiren yeterlilik programı, Microsoft'un ülkedeki kamu pazarına erişimini daraltıyor.
Aralık 2023 ile Mayıs 2026 arasında yayımlanan 6 merkezi hükümet satın alım rehberinin yalnızca birinde Microsoft'un adına yer verildi. Ağustos 2026'da Pekin yönetimi, devlet kurumlarının kendilerine uyarlanmış Windows sürümünü planlanandan önce bırakarak Linux tabanlı sistemlere geçmesini istedi.
Microsoft'un iki pazar arasındaki modeli
Microsoft, ABD ve Çin arasında kesin bir seçim yapmak yerine daha dar ve korunaklı bir faaliyet alanına çekiliyor. Şirket, Çin dışında küresel düzenlemelere uyumlu altyapıya ihtiyaç duyan ByteDance ve Shein gibi Çinli şirketlere Azure bulut hizmetleri ile Batılı yapay zeka modelleri sunuyor.
Bu yaklaşım, Microsoft'un Çin ile küresel teknoloji ekosistemleri arasındaki bağlantıyı korumasına imkan veriyor. Ancak Pekin'in veri güvenliği düzenlemeleri ve Washington'ın ABD Veri Güvenliği Programı, sınır ötesi veri ve bulut trafiğini daha kırılgan hale getiriyor.
İki ülke arasındaki bu trafiği düzenleyen kapsamlı bir ikili anlaşmanın bulunmaması da şirketleri siyasi kararlara daha açık hale getiriyor. Microsoft böylece gerilimin yükselmesi halinde en fazla baskı görebilecek alanlardan birinde faaliyet göstermeyi sürdürüyor.
Ayrışma donanımda, bağlar ticarette sürüyor
ABD-Çin ayrışması özellikle donanım ve ileri teknoloji alanlarında belirginleşiyor. Çin, yüksek devlet destekleriyle çip üretim kapasitesini artırırken Nvidia, Çin pazarındaki payının sıfıra indiğini açıkladı.
Tüketici pazarında ise tablo daha farklı. Windows, Çin'deki masaüstü internet trafiğinin büyük bölümünde kullanılmayı sürdürüyor. Bu nedenle Microsoft'un son kullanıcı pazarındaki varlığını kısa sürede tamamen ortadan kaldırması kolay görünmüyor.
İki ülke arasındaki gelişmeler, ticari ilişkilerin tümüyle kesilmesinden çok kısmi bir ayrışmaya işaret ediyor. Lisanslı ticaret, ekipman satışları ve nadir toprak elementlerinin akışı devam ederken Pekin, maden ihracatına yönelik kısıtlamaları stratejik bir pazarlık aracı olarak kullanıyor.
Dijital ekonomi, devlet sistemleri ve ileri düzey bilgi işlem alanlarında iki ayrı teknolojik ekosistem oluşuyor ancak ticari bağlar tamamen kopmuyor. Şirketler bu nedenle iki tarafın düzenlemelerine uyum sağlamak ve faaliyetlerini sınırlı bağlantılar üzerinden sürdürmek zorunda kalıyor.
Çin'e bağımlılık kırılganlığı artırıyor
Yeni düzende daha avantajlı şirketler, Çin'den en yüksek geliri elde edenler değil, ülkedeki varlığı sınırlı veya üretim modelini esnek biçimde değiştirebilenler olarak öne çıkıyor. Apple'ın iPhone üretiminin bir bölümünü birkaç çeyrek içinde Hindistan'a kaydırabilmesi bu esnekliğe örnek oluşturuyor.
Gelirlerinin önemli bölümünü Çin iç pazarındaki satışlardan sağlayan gelişmiş çip tedarikçileri ve kurumsal yazılım şirketleri ise daha korumasız durumda. Çin'in birinci öncelikli yatırım rotası olma oranının yüzde 62'den yüzde 52'ye gerilemesi, şirketlerin ülke pazarını yeniden değerlendirdiğini gösteriyor.
Önümüzdeki dönemde daha fazla Batılı şirketin Microsoft'un kontrollü geri çekilme modelini benimsemesi bekleniyor. Bu model, Çin iç pazarındaki paydan kısmen vazgeçerken sınır ötesi hizmetleri korumaya dayanıyor.
Şirketler için önümüzdeki 10 yıl
ABD ve Çin yönetimleri ihtiyaç duyduklarında kullanabilecekleri düzenleyici ve ticari esneklik alanlarını koruduğu sürece tam kapsamlı bir kopuş olasılığı düşük kalıyor. Ticari ilişkilerin kısa sürede tamamen sona ermesi de zayıf bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.
Önümüzdeki 10 yılda şirketler için asıl mesele hangi pazarı seçecekleri değil, iki büyük ekonomik sistemin baskısı altında faaliyetlerini sürdürebilecek dayanıklı yapılar kurmaları olacak.