Guardian gazetesinin haberine göre, ABD'nin Teksas eyaletinde Cumhuriyetçi Parti'nin seçim kampanyalarında kullandığı İslam karşıtı söylemler, gündelik hayatta Müslümanlara yönelik saldırı ve ayrımcılığa dönüşüyor.
Kuzey Amerika İslam Merkezi'nin Dallas'daki Sosyal Adalet Konseyi üyesi Naila Syed, bu söylemin "topluma kesinlikle yansıdığını" belirterek, küçük kızlarının okulda İslam'la ilgili kalıplaşmış sorulara maruz kaldığını, bunlar arasında Müslümanların kadınlara kötü davrandığı yönünde iddiaların da olduğunu aktardı.
Guardian, çok sayıda Müslümanın tek başına dışarı çıkarken güvensizlik hissettiğini, bazılarının çevrim içi tehdit ve taciz nedeniyle kimliklerini gizlemek zorunda kaldığını yazdı. Houston Üniversitesi'nde Müslüman öğrenciler namaz kılarken bir Kur'an-ı Kerim nüshasının yakıldığı, başörtülü kadınların kamuya açık alanlarda sözlü saldırıya uğradığı olaylar yaşandı.
Sosyal medyada geniş yankı bulan bir videoda, bir kadının bir mağazada iki Müslüman kadına saldırarak "Burası Müslümanların ülkesi değil, Hristiyan ülkesi" dediği görüldü. Saldırgan için başlatılan bağış kampanyasında yaklaşık 145 bin dolar toplandı.
Cumhuriyetçi politikacıların rolü
Raporda, Cumhuriyetçi siyasetçilerin bu atmosferin oluşmasındaki payına dikkat çekiliyor. Teksas Temsilcisi Brandon Gill, Müslüman çoğunluklu ülkelerden göçün durdurulması çağrısı yaparken, seçmenlerine "İslami göçü şimdi durdurun yoksa çocuklarımız bedel öder" başlıklı bir mesaj gönderdi.
Gazeteye göre bu tutum bireysel olmaktan çıkarak Cumhuriyetçi Parti'nin öncelikleri arasına girdi. Partinin son kongresinde "Teksas'ta şeriata hayır" sloganı benimsendi ve İslam hukukunun suç sayılması yönünde çağrılar yapıldı. Uzmanlar, eyalette şeriatın uygulanmasına dair hiçbir girişim bulunmadığını vurguluyor.
Kongreye "Ömer" takma adıyla katılan bir Müslüman, katılımcıların Müslümanları sık sık "terörist" olarak nitelendirdiğini ve ülkeyi terk etmelerini istediklerini anlattı. Ömer, "Biz de her Amerikalı gibi aynı meseleleri önemsiyoruz... Biz ebeveyniz, eşiz, çalışanız ve işletme sahibiyiz. Bu benim inandığım Amerika değil, ama hiçbir yere gitmeyeceğim" dedi.
Korku ve endişe
Yeşiller Partisi'nin denetçi adayı Sheila Fazli, yükselen ırkçılığın Müslümanları "günlük yaşamda içe kapanmaya" ittiğini, bu ortamın siyasete girmek isteyen Müslümanlarda korku yarattığını söyledi. Teksas yasama meclisinde yalnızca iki Müslüman milletvekili bulunuyor.
Müslüman milletvekili Salman Lalani, Teksas Parlamentosu'nda dinler arası diyalog grubunu kurarak dini, siyasi çatışma aracı olarak kullanma girişimlerine karşı mücadele ediyor. Lalani, "Cehalet korkuya, korku nefrete yol açar. Birbirimizle iletişim kurduğumuzda öğrenir, farkındalığı artırır ve ilerleme kaydederiz" ifadelerini kullandı.
Raporda ayrıca eyaletteki sosyal bilgiler müfredatında yapılan değişikliklere de yer verildi. Yeni müfredat, "Amerikan istisnacılığı" ve Yahudi-Hristiyan etkisine daha fazla yer verirken, kölelik, sivil haklar, dünya kültürleri ve dinleriyle ilgili dersleri azaltıyor. Müfredat tartışmalarının yapıldığı oturuma başörtüsüyle katılan Naila Syed, konuşmacıların İslam medeniyetinin öğretilmesine itiraz ederken, Müslümanlar hakkında konuştuklarını ancak kendileriyle muhatap olmadıklarını hissettiğini dile getirdi.
"İmanın siyasallaştırılması" konulu bir sempozyumda konuşan Lalani, aynı mesajı yineledi. Demokrat milletvekili Christian Manuel ise durumu "İnsanların cehaletini bir silah olarak kullanıyorlar" sözleriyle özetledi.