ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Yüksek Mahkeme'nin Şubat 2026'da acil durum yasasına dayalı gümrük vergilerini iptal etmesinin ardından, korumacı politikalarını sürdürmek için yeni bir yasal zemin oluşturdu. Yönetim, Ticaret Kanunu'nun 301. maddesini temel alarak, gümrük tarifelerini geçici tedbirler olmaktan çıkarıp resmi soruşturmalara dayalı ve daha kalıcı bir politika haline getiriyor.
Yüksek Mahkeme'nin vergi koyma yetkisinin Kongre'ye ait olduğunu vurgulayan kararı, Trump yönetimini önce geçici bir çözüm olan 122. maddeye yöneltti. Bu madde kapsamında yüzde 10 oranında küresel bir vergi uygulandı, ancak bu düzenlemenin 150 günlük bir sınırı bulunuyor.
Şimdi ise yönetimin odağı, daha önce Çin'e karşı kullanılan ve eski Başkan Joe Biden döneminde de sürdürülen 301. maddeye kaydı. Bu madde, ABD Ticaret Temsilciliği'nin (USTR) haksız ticaret uygulamalarına ilişkin resmi soruşturma yürütmesini, bulguları yayımlamasını ve kamuoyu görüşü almasını şart koşuyor. Süreç daha uzun olsa da, ortaya çıkan kararlar mahkemelerde daha güçlü bir konum sağlıyor.

Kalıcı korumacılık sistemine geçiş
Al Jazeera'ya konuşan ekonomist Mustafa Yusuf, Trump yönetiminin mahkeme yenilgisinden sonra projesinden vazgeçmediğini, sadece "yasal kılıfı" değiştirdiğini belirtti. Yusuf, "Acil durum yasasına dayanan vergiler hızlı hareket eden ama hukuken kırılgan bir siyasi araçtı. 301. Madde ise resmi soruşturmalara ve kurumsal süreçlere dayandığı için çok daha sağlam bir çerçeve sunuyor ve belirli bir süre sınırı yok." dedi.
Yusuf, bu dönüşümün Washington'un "acil durum tedbirinden" "korumacı altyapı" inşasına geçtiği anlamına geldiğini, böylece tarifelerin Trump'ın görev süresi sona erse bile daha sürdürülebilir hale geldiğini vurguladı.
301. madde kapsamındaki ilk somut adım 24 Temmuz'da atıldı. ABD'nin ithalatının yaklaşık yüzde 99,4'ünü oluşturan 60 ekonomiye yönelik yeni gümrük vergileri yürürlüğe girdi. Zorla çalıştırmayla mücadele gerekçesiyle uygulamaya konulan vergiler, yeterli önlem almadığı değerlendirilen ülkeler için yüzde 12,5, taahhüt veren ülkeler için ise yüzde 10 olarak belirlendi.
Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Kamil el-Sari, Trump ekibinin asıl hedefinin ülkeleri mahkeme süreçleri sonuçlanmadan ikili anlaşmalar yapmaya zorlamak olduğunu söyledi. El-Sari, "Washington, mahkemelerdeki savaş sürse bile siyasi ve ticari kazanç elde etmeyi amaçlıyor." ifadesini kullandı.
Bu arada USTR, başta Çin olmak üzere 16 büyük ticaret ortağını kapsayan aşırı üretim kapasitesi soruşturmalarına devam ediyor. Bu soruşturmalar yarı iletkenler, bataryalar, otomobiller, kimyasallar ve endüstriyel ekipman gibi sektörleri hedef alabilecek yeni tarifelerin önünü açabilir.
Ekonomik maliyetler ve gelir tahminleri
Yeni tarifelerin ekonomik etkileri tartışma konusu olmaya devam ediyor. Federal Bütçe Komitesi'nin sorumlu tahminlerine göre, 301. madde kapsamındaki yeni vergiler ile Kanada'ya uygulanan 338. madde tarifeleri 2036'ya kadar yaklaşık 950 milyar dolar gelir sağlayabilir. Ancak bu rakam, acil durum yasası kapsamında beklenen 1,7 trilyon dolarlık gelirin oldukça altında kalıyor.
Uzmanlar, tarifelerin büyük kısmının nihayetinde Amerikan tüketicisine zam olarak yansıdığına dikkat çekiyor. Yale Üniversitesi Bütçe Laboratuvarı'nın hesaplamaları, mevcut politikaların sürmesi halinde Amerikan hanelerine yılda 1.000 dolardan fazla ek yük getirebileceğini gösteriyor. Ayrıca, ticaret ortaklarının misilleme riski ve küresel tedarik zincirlerinde yeni kırılmalar endişe yaratıyor.
Ekonomist David Payne, Trump yönetiminin 301. maddeye geçişinin, Yüksek Mahkeme kararının doğrudan bir sonucu olduğunu belirtti. Payne, "Yönetim önce geçici olarak 122. maddeyi kullandı ancak bunun sınırlı süresinin farkındaydı. 301. madde, resmi soruşturmalara dayandığı için yargısal denetime daha dayanıklı, ancak süreç daha yavaş ve karmaşık." dedi.