ABD’de uzun süre işsiz kalanların sayısı bu yıl aylık bazda 1,8 milyonu aştı. Hükümetin tanımına göre en az 27 haftadır iş bulamayan bu grup, 2019’a kıyasla yaklaşık yüzde 45, 2023’e kıyasla ise yüzde 55 artmış durumda.
Florida’nın St. Petersburg kentinde yaşayan 29 yaşındaki Parker Taylor, kısa süre önce işini kaybettikten sonra yeni bir iş bulamadığını söyledi. Genç yaşına rağmen ergenlik yıllarından bu yana kesintisiz çalışan Taylor, işsiz kaldığı dönemin geleceğini ve ailesinin ekonomik güvenliğini düşündürdüğünü anlattı.
Yüzlerce başvuru, sonuçsuz görüşmeler
Taylor, düzenli geliri kalmadığı için emeklilik planlarını ve uzun vadeli yatırım hedeflerini durdurduğunu söyledi. Gıda harcamalarından sosyal etkinliklere kadar pek çok alanda harcamalarını kıstığını, yaklaşık 100 başvuru yaptığını ve birkaç görüşmeye katıldığını ancak sonuç alamadığını belirtti.
Uzun süre işsiz kalanların sayısındaki artış, iş gücü piyasasının ve genel ekonominin gücüne dair soru işaretlerini de büyütüyor. İş ilanı platformu Indeed’de görev yapan ekonomist Cory Stahle, bunun iş piyasasının insanları ne kadar hızlı soğurabildiğine dair önemli bir gösterge olduğunu söyledi.
Resmî verilere göre uzun süre işsiz kalanlar, işsizlerin yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Bu hafta açıklanan iş ilanları ve özel sektör istihdam verileri ekonomistlerin beklediğinden güçlü gelirken, cuma günü yayımlanacak tarım dışı istihdam raporu iş gücü piyasasının yeni bir fotoğrafını sunacak.
Gelir kaybı ve ruh sağlığı baskısı
Boston Fed’e ait bir çalışma, uzun süre işsiz kalanların ücretlerinin on yıl sonra, işsiz kalmamış çalışanlara göre yaklaşık yüzde 32 daha düşük olduğunu ortaya koydu. Daha kısa süre işsiz kalanlarda ise aynı dönemde gelir kaybı yaklaşık yüzde 9 seviyesinde kaldı.
Araştırmalar, uzun işsizlik ile depresyon arasında da bağlantı olabileceğini gösteriyor. Pew Research verilerine göre uzun süre işsiz kalanların, üç aydan kısa süreli işsiz kalanlara kıyasla profesyonel ruh sağlığı desteği arama olasılığı iki kattan fazla.
Uzmanlar, uzun işsizliği sadece ekonomik bir sorun olarak değil, aile yaşamını ve ruh sağlığını etkileyen ağır bir dönem olarak da değerlendiriyor.
Rutgers Üniversitesi’nden çalışma ekonomisti Carl Van Horn, bunun yakın çevrede bir kayıp yaşanması dışında insanların karşılaşabileceği en yıkıcı deneyimlerden biri olduğunu söyledi. Van Horn’a göre uzun işsizlik, aynı anda hem ciddi bir sağlık hem de ekonomi sorunu oluşturuyor.
Aileler, borçlar ve sosyal hayat
New Jersey’nin Asbury Park kentinden Lindsay Acker, eylül ayında sağlık sektöründeki işini kaybettikten sonra öğrenci kredisi ve kredi kartı ödemelerinde geride kaldığını anlattı. Artık sağlık sigortasını piyasa üzerinden sürdüremediğini, Medicaid kapsamına geçtiğini söyledi.
Acker, temel ihtiyaçlarını karşılamak için emeklilik hesabından para çektiğini, mali nedenlerle aile kurmaya dönük konuşmaları ertelediğini belirtti. Uzun işsizliğin ardından aynı kişi olmadığını söyleyen Acker, neşesini ve yaşam sevincini kaybettiğini ifade etti.
Chicago’da yaşayan ve bir yıldan uzun süredir sosyal medya işine dönemeyen 29 yaşındaki Ana Febres-Cordero da işsizlik sürecinin ruh hâlini bozduğunu söyledi. Tasarruf etmek için arkadaş buluşmalarını azalttığını, evden çıkıp rutinini korumak için köpek gezdirmeye ve boyama gibi uğraşlara yöneldiğini anlattı.
Febres-Cordero, 300’den fazla başvuru yaptığını tahmin ettiğini belirterek, işsizlik sürecinin insanın özgüvenini yıprattığını söyledi. Uzun süre iş bulamamanın yalnızca maddi değil, psikolojik bir yük de oluşturduğunu vurguladı.
İş bulma temposu yavaşlıyor
Uzun süre işsiz kalanlar artık çoğu işsizlik yardımından da yararlanamıyor. Bu yardımlar genellikle 26 hafta ile sınırlı olduğu için, iş aramayı sürdürseler bile gelir desteği çoğu zaman sona eriyor.
Urban Institute’ten William Congdon, işverenlerin özgeçmişte oluşan boşluklara karşı çekingen davranabildiğini ve bunun da yeniden işe dönüşü zorlaştırdığını söyledi. Stahle ise düşük işe alma ve düşük işten çıkarma eğilimindeki piyasanın, iş fırsatlarının daraldığı bir döneme işaret ettiğini belirtti.
Federal iş gücü verileri, iş ilanı ve işe alım oranlarının pandemi dönemindeki zirvelerden gerilediğini gösteriyor. Bu gruba yeni mezunların da dahil olduğu belirtiliyor; son üniversite mezunlarının işsizlik oranı yüzde 5,6 ile genel ortalamanın üzerinde seyrediyor.
Uzmanlara göre etkiler yalnızca bireylerle sınırlı kalmıyor. İşsiz kalanların harcamayı kısmaya meyilli olması, ABD ekonomisinin yaklaşık üçte ikisini oluşturan tüketim harcamalarını da baskılayabiliyor. Uzun işsizliğin arttığı bir dönemde, hem hane bütçeleri hem de genel ekonomik görünüm aynı anda sınanıyor.