Avrupa Birliği ülkelerinden Türkiye'ye gönderilen atıkların sevkiyatına mevcut denetim mekanizmaları çerçevesinde devam edilebildiği bildirildi. Türkiye, Avrupa Komisyonunun atık sevkiyatları için oluşturduğu çerçevede AB atıklarının başlıca varış noktalarından biri olmayı sürdürürken, plastik atıkların yönetimi çevre ve halk sağlığı açısından tartışılmaya devam ediyor.

AB kuralları çevresel uygunluğu şart koşuyor
AB'nin yeni Atık Sevkiyatı Tüzüğü 20 Mayıs 2024'te yürürlüğe girdi. Tüzük, AB dışına çıkarılan atıkların çevreye uygun biçimde işlenmesini ve atığı kabul eden ülkelerin gerekli işleme kapasitesine sahip olduğunu göstermesini öngörüyor. Sınır ötesi taşımaların çevre ile halk sağlığı üzerindeki risklerini azaltmak da düzenlemenin amaçları arasında bulunuyor.
Yeni sistem, OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık gönderilmesi konusunda daha katı hükümler getiriyor. Bu ülkelere plastik atık ihracatının 21 Kasım 2026'dan itibaren yasaklanması öngörülüyor. Türkiye OECD üyesi olduğu için bu doğrudan yasak Türkiye için geçerli değil; Türkiye'ye yapılan sevkiyatlar bilgi isteme, denetim ve gerektiğinde akışları askıya alma araçlarıyla takip ediliyor.
Türkiye'deki tesisler ve atık akışı için şartlar
Türkiye Ticaret Bakanlığının aktardığı koşullara göre, plastik atıkların çevreye uygun şekilde işlenmesi gerekiyor. İthal edilen atığın Türkiye'de oluşan yerli atıkların işlenmesini aksatmaması, üçüncü ülkelere yeniden gönderilmemesi ve işlemi gerçekleştiren tesislerin düzenli olarak denetlenmesi temel şartlar arasında yer alıyor.
Belirli atık türleri bakımından izleme sürecinin 20 Mayıs 2024 itibarıyla başladığı belirtiliyor. Sevkiyatlarda ani bir yükseliş görülürse ilgili ülkeden atığın çevreye uygun biçimde işlendiğini kanıtlayan bilgi ve belgeler istenebiliyor. Böylece kontrol, yalnızca sevkiyatın devam edip etmediğine değil, atığın kabul edilmesi ve işlenmesi aşamalarına da odaklanıyor.

Yüzde 10 oranı resmi veri olarak sunulmuyor
Plastik atıkların yalnızca yüzde 10'unun geri dönüştürülebildiği yönündeki tahmin, Avrupa Komisyonunun açıkladığı resmi bir istatistik olarak aktarılmıyor. Bazı paydaşların değerlendirmesi olarak dile getirilen bu oranın hangi atık türlerini, hangi dönemi ve hangi yöntemi kapsadığı netleşmediği için kesin geri dönüşüm verisi kabul edilemiyor.
Tartışma, Türkiye'ye getirilen plastiklerin ne kadarının gerçekten geri dönüştürüldüğü ve geri kalan bölümün nasıl yönetildiği üzerinde yoğunlaşıyor. Geri dönüştürülemeyen atıkların yakılması, depolanması veya çevreye bırakılması ihtimali; denetimlerin etkinliğinin, tesis kapasitesinin ve atık yönetimi üzerindeki baskının izlenmesini önemli kılıyor.
Türkiye'nin AB atık sistemindeki konumu
Türkiye, 2020'de AB'nin atık ihracatında başlıca varış noktalarından biri haline geldi. Ankara, Aralık 2020'de 2021'den itibaren karışık plastik ithalatına yasak getirileceğini açıkladı. Buna karşılık AB'nin 2024 tarihli yeni tüzüğü, Türkiye gibi OECD üyesi ülkelere gönderilen atıkları tamamen durdurmak yerine çevresel uygunluk ve denetim şartlarıyla düzenledi.
Türkiye'ye atık akışının devam etmesi, ülkenin Avrupa atık sistemindeki konumunu korurken geri dönüşüm kapasitesi ve denetim uygulamalarına ilişkin sorumluluğu da artırıyor. Avrupa Komisyonu çevre ve halk sağlığının korunmasını şart koşuyor; Türkiye'deki uygulamalarda ise tesis denetimleri, yeniden sevkiyatın önlenmesi ve yerli atıkların işlenmesinin aksatılmaması belirleyici oluyor.