İsrail yönetiminde, ABD ile İran arasında şekillenen mutabakat taslağına yönelik endişe artıyor. Taslağın, Tel Aviv’in güvenlik taleplerini karşılamadığı ve İran’a yeni kazanımlar sağlayabileceği değerlendirmeleri öne çıkıyor.
İsrail kabinesinin, yaklaşan anlaşmanın sonuçlarını görüşmek üzere toplandığı bildiriliyor. İsrail medyasında yer alan değerlendirmelerde, siyasi ve askeri çevrelerin müzakere sürecinde etkisinin sınırlı kaldığı aktarılıyor.
Füze programı ve bölgesel bağlantılar öne çıkıyor
İsrailli yetkililere göre taslak, özellikle İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki müttefikleriyle ilişkileri konusunda doğrudan yükümlülük içermiyor. Bu başlıkların, İsrail’in en önemli güvenlik kaygıları arasında yer aldığı belirtiliyor.
Yetkililer, anlaşmanın İran ile bölgesel aktörler arasında yeniden bağlantı ve ikmal kanallarını güçlendirebileceği görüşünü dile getiriyor. Bu durumun, İsrail’in son dönemde elde ettiğini savunduğu askeri ve siyasi kazanımları zayıflatabileceği öne sürülüyor.
Nükleer dosya ve süre takvimi tartışılıyor
Nükleer dosyada da İsrail tarafında beklentilerin altında kalan bir çerçeve görüldüğü aktarılıyor. İsrailli değerlendirmelerde, Washington’un uranyum zenginleştirme seviyesinin düşürülmesiyle yetinen formülleri kabul edebileceği, buna karşın zenginleştirilmiş stokun İran dışına çıkarılmasının gündemde olmayabileceği ifade ediliyor.
Müzakerelerin tamamlanması için önerilen altmış günlük sürenin de ayrı bir kaygı yarattığı belirtiliyor. Bu sürenin, İran’a oyalama ve zaman kazanma imkânı tanıyabileceği yönünde görüşler paylaşılıyor.
İsrail tarafında, sürecin ilerlemesiyle birlikte ABD’nin İran üzerindeki baskı araçlarını kaybedebileceği endişesi de konuşuluyor. Tahran’ın, süre sonunda yeni yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde bile Washington’un elindeki baskı gücünün zayıflayabileceği değerlendiriliyor.
Siyasi ve ekonomik sonuçlar da tartışılıyor
Anlaşmanın yalnızca güvenlik değil, ekonomi ve bölgesel denge açısından da sonuçlar doğurabileceği savunuluyor. İsrailli yetkililer, uzlaşmanın Hürmüz Boğazı’nda istikrarı artırabileceğini ve İran ekonomisine rahatlama sağlayabileceğini öne sürüyor.
Bu tablo, Tahran’ın bölgesel konumunu güçlendirebileceği ve İsrail’in savunduğu baskı politikasını zorlayabileceği yorumlarına yol açıyor. İsrail medyasındaki değerlendirmelerde, Tel Aviv’in sürecin dışında kaldığı ve karar mekanizmasına etkisinin sınırlı olduğu vurgulanıyor.
Muhalefet lideri Yair Lapid de anlaşma taslağının İsrail’in ilan ettiği hedeflerin hiçbirine ulaşmadığını savunuyor. Lapid’in değerlendirmesine göre İran rejimi varlığını sürdürecek, füze programı devam edecek ve nükleer kapasitenin gelecekte yeniden kurulmasının önü kapanmayacak.