IMF Sözcüsü Julie Kozack, küresel ekonominin yüzde 3’lük büyüme patikasını koruduğunu ancak ekonomik görünüme ilişkin risklerin yüksek kaldığını açıkladı. Kozack, 2022’deki hayat pahalılığı krizinin ardından başlayan dezenflasyon sürecinin bir miktar durakladığını belirterek merkez bankalarına fiyat istikrarı hedeflerine bağlı kalma çağrısı yaptı.
Orta Doğu’daki 6 aylık savaşa rağmen dünya ekonomisinin direnç gösterdiğini söyleyen Kozack, enerji şoku da dahil olmak üzere çeşitli sarsıntıların küresel ekonomi üzerindeki etkisinin beklenenden daha sınırlı kaldığını ifade etti.
Büyüme görünümünde enerji ve yapay zekâ etkisi
Kozack, küresel ekonominin enerji kaynaklı arz şoku ile yapay zekânın öncülük ettiği talep şokunun farklı yönlerdeki etkisi altında bulunduğunu söyledi. Enerji şokunun henüz sona ermediğini belirten Kozack, petrol ve doğal gaz fiyatlarının yüksek kalmayı sürdürdüğünü kaydetti.
Bu gelişmelerin ekonomileri farklı biçimlerde etkilediğini ve ekonomik görünüme yönelik risklerin yüksek olduğunu dile getiren Kozack, küresel büyümenin yüzde 3’lük patikada kaldığını belirtti.
Kamu borcu yüzde 100’e yaklaştı
Küresel kamu borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranının neredeyse yüzde 100’e ulaştığını açıklayan Kozack, bu seviyenin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en yüksek oran olduğunu söyledi. Kamu borcunun dünya genelinde daha da yükselmesinin beklendiğini ifade etti.
Kozack ayrıca Temmuz ayındaki Dünya Ekonomik Görünümü raporu güncellemesinde 2026 yılı küresel enflasyon tahmininin yüzde 4,7’ye yükseltildiğini hatırlattı. Enflasyon beklentilerinin bu yıl arttığını, uzun vadeli beklentilerin ise çıpalı kalmayı sürdürdüğünü belirtti.
ABD tahvil faizleri küresel maliyetleri etkiliyor
ABD, Fransa ve Japonya gibi kilit gelişmiş ekonomilerin 10 yıllık hazine tahvili faizlerinin uzun süredir görülmeyen yüksek seviyelere çıktığını aktaran Kozack, gelişmiş ekonomilerdeki borçlanma maliyetlerindeki artışın neredeyse tüm ülkeleri etkilediğini söyledi.
Gelişmekte olan birçok ekonominin politika çerçevelerini güçlendirdiğini ve bağımsız merkez bankacılığına geçiş yönünde adımlar attığını belirten Kozack, yüksek gösterge faizlerin risk primlerindeki düşüşü dengelediğini kaydetti. Bu ortamda politika yapıcıların hem çevik hem de güvenilir olması gerektiğini ifade etti.
Merkez bankalarına fiyat istikrarı tavsiyesi
Kozack, merkez bankalarının fiyat istikrarı hedeflerine odaklanmayı sürdürmesi gerektiğini söyledi. Mali otoritelere ise orta vadeli ve inandırıcı mali konsolidasyon planları hazırlamalarını tavsiye etti.
Bütçe açıklarıyla borcun nasıl azaltılacağını ortaya koyan net bir plan ve stratejinin önemine işaret eden Kozack, büyümenin canlandırılmasını da önerdiklerini belirtti.
Yapay zekâ ve Çin-ABD ilişkileri
ABD’nin İran’a yönelik "Ekonomik Dışlama Operasyonu" kapsamındaki ikincil yaptırımlarını izlediklerini açıklayan Kozack, bu konunun Dünya Ekonomik Görünümü raporu ile Orta Doğu bölge değerlendirmelerinde daha kapsamlı ele alınacağını söyledi.
Yapay zekânın kısa vadede pozitif bir talep şokuyla büyümeye katkı sağlayabileceğini belirten Kozack, orta vadede temel sorunun teknolojinin verimlilik artışı ve kalıcı büyüme ivmesi oluşturup oluşturmayacağı olduğunu ifade etti. Yapay zekânın büyüme, iş gücü piyasası ve istihdam üzerindeki etkilerinin araştırma gündeminde bulunduğunu aktardı.
Çin-ABD ticari ilişkilerini de değerlendiren Kozack, iki ülke liderlerinin bir araya gelmesini ve gerilimleri çözme yollarını müzakere etmesini olumlu karşıladığını söyledi. İki ülkenin temas halinde olmasının ve gerilimleri aşma yolları aramasının küresel ekonomi açısından olumlu olduğunu belirtti.