ABD’de kratomdan elde edilen 7-hidroksimitraginin, yani 7-OH ürünleri, son aylarda hem kullanıcılar hem de sektör aktörleri arasında sert bir tartışmanın merkezine yerleşti. Gummies, kapsül ve içeceklerde satılan bu ürünler, bazı çevreler tarafından kratomun bir uzantısı olarak savunulurken, diğerleri bunları opioid etkisine sahip, çok daha güçlü bir madde olarak görüyor.
Kratom savunucuları, yıllar boyunca iki partili destek bularak bu bitkinin ağrı kesici özelliklerini öne çıkarmış ve onu opioid krizine karşı daha doğal bir alternatif olarak tanıtmıştı. Ancak aynı çevrelerin bir bölümü şimdi 7-OH içeren ürünlerin yasaklanmasını istiyor. Kratom sektörünün bir kısmı ise 7-OH’nin kratomun itibarını zedeleyip tüm pazarı düzenleyici bir çıkmaza sürüklemesinden endişe ediyor.
Satış noktalarında hızla yayılan ürünler tepki topladı
Magic 7OH, 7 O’Heaven ve Pure OHMS gibi markalarla satılan ürünlerin son birkaç yılda binlerce benzin istasyonu ve köşe mağazasında görünür hale gelmesi tartışmayı büyüttü. Kullanıcılar arasında ağır yoksunluk belirtileri yaşandığına dair anlatımlar öne çıkarken, 7-OH ile diğer maddelerin birlikte kullanıldığı çoklu madde doz aşımı vakalarından da söz ediliyor.
Bazı tüketiciler rehabilitasyon programlarına yönelirken, bazıları sosyal medya topluluklarının verdiği tavsiyelerle kendi kendine arınma sürecine girdi. Buna karşılık 7-OH cephesi, maddenin yasaklanmasına itiraz ediyor ve ürünlerin kratomun bir parçası olduğunu savunuyor. Ancak haberde aktarılan bilimsel değerlendirmeler, 7-OH’nin bitkinin yapraklarında yalnızca iz düzeyinde bulunduğunu ve piyasadaki yoğunlaştırılmış formların çok daha güçlü olduğunu vurguluyor.
Federal kurumlar sert dil kullandı
ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Robert F. Kennedy Jr., geçen yıl düzenlenen bir basın toplantısında 7-OH endüstrisini "karanlık" olarak nitelendirdi. Aynı toplantıda FDA Komiseri Marty Makary, maddenin En Sıkı Yasaklı Maddeler sınıfına alınması için DEA’ya çağrı yaptı. 11 Mayıs’ta Oval Ofis’te konuşan Donald Trump ise "doğal 7-OH" ifadesini destekler biçimde kullandı; bu sözlerin kratomu mu yoksa başka bir ürünü mü işaret ettiği haberde karışık bir izlenimle aktarıldı.
Halk sağlığı çevrelerinden gelen uyarılar, 7-OH’nin çocuklara yönelikmiş gibi pazarlanan renkli ve şeker aromalı ürünlerle piyasaya sürülmesine de odaklandı. FDA, bu ürünleri opioidlerle benzer bir risk kategorisinde değerlendirdiğini belirterek, yeni bir opioid dalgasını önleme çağrısında bulundu.
Eyaletler federal karardan önce harekete geçti
Haberde, Kaliforniya’dan Vermont’a uzanan en az bir düzineden fazla eyaletin federal sınıflandırmayı beklemeden 7-OH’ye yönelik yasaklar getirdiği belirtiliyor. Bu eyaletlerin yedisinde kratom da yasaklandı. Rhode Island ise yakın zamanda kendi yasağını geri çekti.
Bu adımlar, ürünlerin nasıl sınıflandırılması gerektiği sorusunu daha da kritik hale getirdi. Kratom karşıtları, yoğunlaştırılmış 7-OH’nin bağımlılık ve yoksunluk risklerini öne çıkarırken; savunanlar, tamamen yasaklamak yerine kalite standardı, etiketleme zorunluluğu ve güç sınırlarıyla denetim yapılmasını savunuyor.
İşletmeler, bağışlar ve çıkar çatışması tartışmaları
Haberde, Feel Free isimli kratom içeceği markasının kurucusu JW Ross’un geçmişi de ayrıntılı biçimde anlatılıyor. Ross’un daha önce petrol ve gaz arama şirketinde üst düzey görev yaptığı, 2010’da SEC’e gerekli bildirimleri yapmadığı ve şirketten 10 milyon doları yönlendirdiği gerekçesiyle hapis cezası aldığı aktarılıyor. Yılın başlarında, Feel Free ile bağlantılı bir LLC’nin MAHA PAC’e 500 bin dolar bağış yaptığı da belirtiliyor.
Adalet Bakanlığı’nın Feel Free ürünlerine ilişkin davasını birkaç ay önce düşürmesinin ardından gelen bu bağış, çıkar çatışması tartışmalarını büyüttü. Ross’un RFK Jr. ile fotoğraflarının bulunması ve Markwayne Mullin’in de Feel Free’nin ana şirketinde 1 milyon dolara kadar yatırımının olduğunun bir hükümet beyan formunda yer alması, eleştirileri daha da artırdı. DHS cephesi ise Mullin’in etik ve çıkar çatışması kurallarına tam uyum sağladığını söylüyor.
Kullanıcılar arasında iki farklı deneyim öne çıkıyor
7-OH kullanıcılarının bir kısmı, maddenin kaygı ve ağrı üzerinde olumlu etkiler sağladığını savunuyor. Ortabatı’dan 49 yaşındaki Chris, günde iki kez 20 ila 25 miligram aldığını, bunun hayatını tamamen değiştirdiğini ve çevresinin kendisindeki değişimi fark ettiğini söylüyor.
Ancak aynı kişi, birkaç gün kullanmadığında grip benzeri yoksunluk yaşadığını da anlatıyor. WIRED’e ağustosta konuşan başka bir kullanıcı ise, opioid bağımlılığıyla mücadele ederken 7-OH’nin kullanımını azaltmasına yardımcı olduğunu ifade ediyor.
Öte yandan uzmanlar, ürünlerin içeriğinde tam olarak ne olduğunu bilmeden tüketilmesinin risk taşıdığı görüşünde. Florida Üniversitesi’nden araştırmacı Chris McCurdy, etiketlenen birçok 7-OH ürününde hayvanlar ya da insanlar üzerindeki biyolojik etkileri yeterince anlaşılmamış bileşenler bulunduğunu söylüyor.
Bilimsel araştırma ve yasak tartışması aynı anda ilerliyor
McCurdy’ye göre 7-OH’nin Schedule I kapsamına alınması, araştırma faaliyetlerini ciddi biçimde sınırlandırabilir. Buna karşılık, maddenin bazı kişiler için geleneksel reçeteli opioidlerden daha güvenli bir profile sahip olabileceği ihtimalinin araştırılması gerektiğini savunuyor.
Bir diğer önemli başlık da kratomun ana psikoaktif bileşeni mitraginine ilişkin araştırma. Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin, opioid kullanım bozukluğu için yürütülecek bir araştırma amaçlı yeni ilaç başvurusunun 1 Haziran’da yürürlüğe girdiğini açıklamasının ardından, bu alanda ilk büyük denemenin başlaması bekleniyor.
Kratom çayı üreten Top Tree Herbs’in kurucusu Soren Shade ise kötü niyetli satıcıların sorumsuz pazarlama, tehlikeli doz önerileri ve zayıf kalite kontrol yüzünden krizi büyüttüğünü kabul ediyor. Ancak çözümün molekülü suçlamak değil, kuralları sıkılaştırmak ve ihlalcileri cezalandırmak olduğunu söylüyor. Ona göre 7-OH’yi topyekûn yasaklamak, tüketimi ortadan kaldırmayacak; yalnızca insanları daha denetimsiz ve riskli seçeneklere itebilecek.