Eylül ayının bilim ve teknoloji gündeminde ABD'deki sağlık araştırmaları, Ay gözlemleri, Çin'in uzay çalışmaları ve yapay zeka destekli biyoloji araştırmaları öne çıktı. Felçli hastaların iletişimini destekleyen bir arayüz geliştirildi, genetiği değiştirilmiş domuz böbreği nakledilen bir hasta 271 gün diyalizsiz yaşadı; Ay'da da yaklaşık 222 metre çapında yeni bir krater tespit edildi.
ABD'de sağlık araştırmaları
ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü, felçli hastaların konuşma ve beden hareketlerini aynı anda aktarabilen bir beyin-bilgisayar arayüzü geliştirdi. Makine öğrenmesine dayalı sistem, üç felçli hastanın beyin dalgalarını sanal karaktere dönüştürdü.
Hastalara bağlanan özel kablolar, konuşma ve beden hareketleriyle ilgili beyin sinyallerini dijital ortamdaki karaktere iletti. Özellikle ALS hastalarının daha hızlı iletişim kurmasını sağlayan sistemin, konuşma ile beden hareketlerini aynı anda aktarabilen ilk cihaz olduğu belirtildi.
Stanford Üniversitesinden araştırmacılar, insan beyin hücrelerini fare beynine naklederek beyninin yaklaşık yarısı insan dokusundan oluşan fareler geliştirdi. Araştırmacılar, farelerin serebral korteks ve hipokampus gelişimini genetik müdahaleyle büyük ölçüde sınırlandırdı ve insan beyin dokusunun büyüyebileceği alan oluşturdu.

Bağışlanan deri hücrelerinin yeniden programlanmasıyla üretilen insan beyin organoidlerinden alınan hücreler, yeni doğan farelerin beyinlerine nakledildi. Her enjeksiyonda yaklaşık 100 bin insan beyin hücresi kullanıldı; nakiller sonrasında fare beyninde yaklaşık 4 milyon insan beyin hücresi gelişti ve bu hücreler beynin hacim olarak yaklaşık yarısını oluşturdu.
ABD'de genetiği değiştirilmiş domuz böbreği nakledilen Tim Andrews, 271 gün boyunca diyalize ihtiyaç duymadan yaşadı. Tip 2 diyabetle bağlantılı son dönem böbrek yetmezliği bulunan Andrews'a böbrek, Ocak 2025'te Massachusetts'teki bir hastanede nakledildi ve insan donöründen alınan böbrek naklini beklediği dönemde işlev gördü. Andrews'a daha sonra insan donöründen böbrek nakledilmesi, tıp tarihinde bir ilk olarak kayda geçti.
Ay ve Çin'in uzay çalışmaları
NASA'nın Ay Keşif Uydusu, Ay'ın görünür yüzünde Mayıs 2024'te bir asteroit veya kuyruklu yıldız parçasının çarpmasıyla oluşan yeni bir krater belirledi. Yaklaşık iki yıl önceki çarpışmanın oluşturduğu kraterin çapı yaklaşık 222 metre, derinliği ise 43 metre olarak ölçüldü.
Houston Ay ve Gezegen Enstitüsünün eski Direktörü Thomas McGetchin'in adı verilen krater, Güneş sistemi içinde yakın zamanda oluştuğu bilinen en büyük çarpışma krateri olarak tanımlandı. Kraterin, NASA'nın 10 yıl önce keşfettiği önceki kraterin yaklaşık üç katı büyüklüğünde olduğu ve Roma'daki Kolezyum'u aştığı belirtildi.

Çin, 25 Eylül'de Alçak Yer Yörüngesi'nde kurulması planlanan Guovang takım uydu ağında kullanılacak internet uydularının 26. grubunu uzaya gönderdi. Haynan Adası'ndaki ticari uzay aracı merkezinden Long March 8A roketiyle yapılan fırlatmada uydular planlanan yörünge konumuna ulaştı. Bu görev, Long March roketleriyle gerçekleştirilen 669'uncu taşıma görevi oldu.
Çin'in Beşyüz Metre Aralıklı Küre Teleskobu FAST ise 2016'da hizmete girmesinden bu yana kendi çevresinde hızla dönen ve yüksek manyetik alan yayan 1300'den fazla nötron yıldızını, yani pulsarı, kayda aldı. Dünyanın en büyük radyo teleskobu olarak nitelendirilen FAST, yaklaşık 10 yıllık faaliyet döneminde dünyadaki diğer teleskopların tamamından daha fazla pulsar gözlemi yaptı.
Ay'daki su ve yapay zeka araştırması
Ay yüzeyinde büyük miktarda su bulunduğu tahmin edilse de bu kaynakların milyonlarca kişinin yaşayacağı kalıcı bir yerleşime yetmeyebileceği hesaplandı. Frontiers in Space Technologies dergisinde yayımlanan araştırmada, insan kullanımına uygun yaklaşık 1 milyar ton su bulunduğu varsayımıyla farklı büyüklükteki yerleşimlerin ihtiyaçları incelendi.
İnsan tüketimi, temizlik, gıda üretimi, roket yakıtı ve oksijen elde edilmesi için kullanılacak suyun, 1 milyon kişinin yaşadığı bir kentte 2,5 yıldan kısa sürede tükenebileceği belirlendi. Suyun mümkün olduğunca geri dönüştürülmesi halinde bile rezervlerin en fazla 100 yıl yeterli olabileceği vurgulandı.

Anthropic tarafından geliştirilen Claude modelinin yeni bir enzim sisteminin keşfine katkı sağladığı bildirildi. Şirketin biyolojik araştırmalar için oluşturduğu ekip, yaklaşık 950 Claude ajanından DNA dizilimlerinden oluşan geniş bir veri tabanında RNA'dan DNA sentezleyen revers transkriptaz enzimlerinin yeni örneklerini aramalarını istedi.
Komut yazımı ve laboratuvar çalışmalarıyla sınırlı yürütülen tarama 21 saat sürdü. Ajanlardan biri alışılmadık bir bulgu tespit etti; laboratuvar incelemeleri ise bunun daha önce bakterilere bulaşan virüs türlerinde rastlanan, ancak şimdiye kadar karakterize edilmemiş bir enzim sistemine işaret ettiğini ortaya koydu.
Afrika fillerinin bitki kullanımı
Bilim insanları, Afrika fillerinin hastalandıklarında kendilerini ve yavrularını tedavi etmek için bazı şifalı bitkilerden yararlanıyor olabileceğini belirledi. Araştırmada, bazı fillerin rahatsızlandıklarında belirli bitki türlerini tükettiği, anne fillerin de bu bitkileri yavrularına vermiş olabileceği değerlendirildi.
Fillerin 35 farklı bitki türünden yararlandığı tespit edildi ve bu bitkilerin 25'inin yerel halk tarafından tıbbi amaçlarla kullanıldığı belirlendi. Angurweet olarak adlandırılan bitkinin yapraklarını bazı ağaçların kökleriyle birlikte çiğneyen anne fillerin, oluşan karışımı anne sütüyle beraber yavrularına verdiği kaydedildi.