Boston’daki federal bir yargıç, İran doğumlu mühendis Mahdi Sadeghi’nin duruşma öncesinde kefaletle serbest bırakılmasına karar verdi. Karar, İran ile ABD arasındaki gerilimin kaçma riskini belirgin biçimde azalttığı değerlendirmesine dayandırıldı.
ABD Bölge Yargıcı Indira Talwani, Sadeghi’nin 500 bin dolarlık teminat ve sıkı ev hapsi koşullarıyla serbest bırakılmasına izin verdi. Sadeghi, yargılanmasına günler kala evine dönerek süreci dışarıdan takip edecek.
Suçlama, ihracat kısıtlamalarıyla bağlantılı
Sadeghi’nin, İran askeri dronlarında kullanılan yönlendirme teknolojisinin yasa dışı biçimde teminiyle bağlantılı bir planın parçası olmakla suçlandığı bildirildi. Federal savcılara göre bu süreçte elde edilen mikroelektronikler, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na malzeme sağlayan bir şirkete ulaştı.
Yetkililer, söz konusu teknolojinin Ocak 2024’te Ürdün’deki Tower 22 adlı ABD askeri noktasına düzenlenen saldırıda kullanılan İran yapımı Shahed İHA’sında bulunduğunu öne sürdü. Saldırıda üç Ordu Yedek askeri öldü, 47 kişi de yaralandı.
Mahkeme daha önce serbest bırakılmasına karşı çıkmıştı
Talwani, aylar boyunca Sadeghi’nin duruşma öncesi tahliyesine izin vermemiş, İran’a kaçıp yargılamadan kurtulabileceği endişesini gerekçe göstermişti. Ancak perşembe günkü kararında, siyasi ve güvenlik ortamının artık aynı olmadığını söyledi.
Yargıç, şubat ayında patlak veren savaşın ardından Sadeghi ve ailesinin İran’a dönme olasılığının çok daha az cazip ve pratik olmaktan uzak hale geldiğini değerlendirdi. Duruşmada, bunun "başka bir siyasi dünya" olduğunu da ifade etti.
Talwani ayrıca Sadeghi’nin eşinin ailenin Massachusetts’in Natick kentinde kalmasını istediğini not etti. Sadeghi’nin kaçması halinde ABD’deki ikametini de kaybedeceği belirtildi.
Davanın sanıkları ve gelecek duruşma
Eski Analog Devices çalışanı olan Sadeghi, suçlamaları reddediyor. 22 Haziran’daki duruşmada yargı önüne çıkacak.
Dosyadaki diğer sanık olan İranlı iş insanı Mohammad Abedini ise Sadeghi ile birlikte yargılanmayacak. İtalyan makamları, geçen yıl İran’ın bir İtalyan gazeteciyi gözaltına alıp ardından serbest bırakmasının ardından Abedini’yi ABD’ye iade edilmeden önce salıverdi.
Göç ve dış politika baskısı aynı anda artıyor
Dava sürerken Trump yönetiminin İran uyruklulara yönelik tutumu da sertleşiyor. Yönetimin, ABD’de bulunan İranlı sığınmacılar ve yeşil kart sahiplerine dönük sınır dışı işlemlerini genişlettiği belirtiliyor.
ABD hükümetinin, yeni bir üçüncü ülke anlaşması kapsamında İranlılar ve başka göçmenleri Orta Afrika Cumhuriyeti’ne göndermeye hazırlandığı da aktarıldı. Bu plana dahil edilenler arasında, İran’a gönderilmeleri halinde işkence ya da zulüm riski yüzde 50’nin üzerinde görülen iki İranlı kadın bulunuyor.
Bu kadınlardan birinin Hristiyanlığa geçen bir kişi, diğerinin ise demokrasi yanlısı bir aktivist olduğu belirtildi. İranlı-Amerikalı Hukuki Savunma Fonu’nun geçici hukuk direktörü Ali Rahnama, bu uygulamanın Washington’un söylemiyle çeliştiğini savundu.
Rahnama, ABD’nin İran halkına özgürlük ve destek sözü verirken, aynı rejimden kaçan sığınmacıları yeniden tehlikeye ittiğini söyledi. Yönetimin göç alanındaki yetkilerini, dış politika çıkarlarıyla uyumlu görmediği kişilere karşı da kullandığı kaydedildi.
İran kökenli tanınmış isimler de inceleme altında
Haberde, Dışişleri Bakanlığı’nın ABD dış politikasına aykırı görülen yabancı uyruklular hakkında sınır dışı süreçleri başlatmak için federal göç yasasını kullandığı ifade edildi. Bu yetkinin, İranlı-Amerikan diasporasının öne çıkan isimlerine yönelik incelemeleri de artırdığı belirtildi.
Quincy Institute for Responsible Statecraft’ın kurucu ortağı Trita Parsi hakkında da bir inceleme yürütüldüğü aktarıldı. Green card sahibi olan Parsi, uzun süredir Tahran’la diplomatik uzlaşmayı savunuyor.
Federal ajanların yakın zamanda, 1979’daki ABD büyükelçiliği baskınının önde gelen isimlerinden Masoumeh Ebtekar’ın yakınlarının green card’larını iptal ettiği ve Kasım Süleymani’nin yeğeni ile torun yeğenini gözaltına aldığı da bildirildi.
Bu gelişmeler, savaşın dış cephede sürerken ABD içinde de güvenlik, göç ve dış politika çizgisinin daha sert biçimde iç içe geçtiğini gösteriyor. Sadeghi kararı ise mahkemelerin, savaşın yarattığı yeni siyasi tabloyu kefalet değerlendirmelerine nasıl yansıttığını ortaya koydu.